YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3173
KARAR NO : 2014/7255
KARAR TARİHİ : 02.06.2014
MAHKEMESİ : Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/09/2013
NUMARASI : 2012/262-2013/477
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.05.2012 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.09.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, TMK’nın 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davaya konu taşınmazı çevreleyen taşınmazların 6292 sayılı Kanun kapsamında 2/B maddesi ile hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğundan bu hali ile geçit hakkı kurulması mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
TMK’nın 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Somut olaya gelince, davalı taşınmazların 6831 sayılı Kanununun 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğundan bahisle geçit kurulması reddedilmiş ise de dosya içerisinde bulunan tapu kaydına göre bu taşınmazlar “tarla” vasfı ile Hazine adına kayıtlı bulunduğundan kamu malı niteliğinde sayılmazlar. Dolayısı ile özel mülkiyete konu olduklarından geçit irtifakı ile yükümlendirilebilirler.
Mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda yeniden inceleme yapılarak en uygun yerden geçit kurulmasına karar verilmesi gerekirken belirtilen husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.06.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.