DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2070 E. , 2022/2345 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2070
Karar No : 2022/2345
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 22/09/2020 tarih ve E:2017/436, K:2020/3792 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ile 667 sayılı KHK’nın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 22/09/2020 tarih ve E:2017/436, K:2020/3792 sayılı kararıyla;
Davacının Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddi, davaların birleştirilmesi yolundaki talebinin ise yerinde görülmediği,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … esasına kayden ceza davası açıldığı ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla söz konusu ceza yargılamasının ettiğinin anlaşıldığı,
ByLock delili yönünden, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve … sayılı CBS Soruşturma Dosyası sayılı üst yazısı ekinde Hakimler ve Savcılar Kuruluna gönderilen ByLock kullanıcı bilgilerini içeren belge ile “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden; davacı tarafından … GSM numarasından, … IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği, davacının “…” ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Öte yandan, davalı idarece dosyaya sunulan … ID numaralı ByLock kullanıcısına ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içeriğinde davacının adı ve soyadına, görev yerine yer verilmesi hususu, davacıya ait hizmet cetveli ve davacı hakkında kararda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına ve bazı örgüt toplantılarının da davacının evinde yapıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinden kısa süre önce yapılan örgüt toplantısına katıldığına ve bu toplantıda görev dağılımı yapıldığına, seçim günü örgüt adına kamera çekimi yaptığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, YARSAV Derneğine üyelik şekli ile ilgili olarak kararda anlatılanlarla birlikte değerlendirildiğinde davacının beyanlarına itibar edilmediği ve davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu değerlendirildiği,
Hizmet belgesinin incelenmesinden, HSK 2014 yılı üye seçimi döneminde Eskişehir ilinde hakim olarak görev yaptığı anlaşılan davacının, örgütün Eskişehir seçim sorumlusu olarak belirlenmesinin, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava dilekçesinde 667 sayılı KHK’nın 3/1 maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmesine rağmen Dairece yeterince tartışılmadan doğrudan istemin reddine karar verildiği, dava konusu işlemin dayanağı olan söz konusu KHK hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu ve öncelikle somut norm denetimi amacıyla Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği, Anayasa ve 2802 sayılı Kanun’da belirtilen usul ve güvencelere aykırı olarak, kişiselleştirme yapılmadan, hakkında soruşturma açılıp savunması dahi alınmadan soyut bir takım gerekçelerle tesis edilen dava konusu işlemlerin açıkça hukuka aykırı olduğu, olağanüstü hal durumunda alınan kararların olağanüstü hal kararı alınmasına sebep olan olay ile konu birlikteliğinin bulunmasının gerektiği ve yalnızca geçici, tedbir niteliğinde kararlar alınabileceği, oysa HSK Genel Kurulunun tedbiri aşan ceza niteliğinde meslekten çıkarma kararları aldığı ve durumun gerektirdiği ölçünün aşıldığı, ByLock kullanıcısı olduğu iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, Bylock kullandığı iddiasına dair delil olarak gösterilen verilerin kendisiyle ilgisinin bulunmadığı ve hatalı tespitler içerdiği, yargı kararı olmaksızın MİT tarafından sadece istihbarat faaliyetleri kapsamında elde edilen bu verilerin hukuka uygun delil olarak kabul edilemeyeceği, meslek hayatı boyunca demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal edecek hiçbir eyleminin olmadığı, dosyada böyle bir somut eylemden bahsedilmediği, hukuka aykırı biçimde elde edilen, hiçbir somut bilgi içermeyen, soyut ve varsayıma dayalı tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağı, dava konusu işlemin adil yargılanma hakkı, savunma hakkı, özel hayata saygı hakkı, eğitim ve mülkiyet hakkı, masumiyet karinesi, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesi, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesi, ölçülülük ilkesi, hakimlik teminatı ve ayrımcılık yasağına aykırı olduğu, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Diğer yandan, UYAP ortamından yapılan inceleme sonucu, davacı hakkında silahlı terör örgütü üyeliği nedeniyle verilen 6 yıl 3 ay süreli hapis cezasına ilişkin mahkumiyet kararının Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davacı temyiz dilekçesinde, Daire kararında imzası bulunan iki Danıştay üyesi hakkında bir takım iddialar ileri sürülerek hâkimin reddi talebinde bulunulmuşsa ise de, 2577 sayılı Kanun’un 56/1. maddesi uyarınca dava dairesinin başkan ve üyelerinin reddinin, davaya bakmakta olduğu sırada Daireden istenebileceği açık olduğundan, Dairece işin esası hakkında karar verildikten sonra temyiz aşamasında Kurulumuzdan istenilmesi mümkün değildir. Ayrıca, temyiz dilekçesinde ileri sürülen bu iddiaya, 6100 sayılı Kanun’un 36. maddesinde sayılan hâkimin reddi sebeplerinden hiçbirine uymaması ve ret sebeplerine ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemesi nedeniyle bozma sebebi olarak itibar edilmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 22/09/2020 tarih ve E:2017/436, K:2020/3792 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 27/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.