Danıştay Kararı 10. Daire 2017/2751 E. 2022/3555 K. 27.06.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2017/2751 E.  ,  2022/3555 K.
T.C.

D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No : 2017/2751

Karar No : 2022/3555

DAVACI : … Isıtma Soğutma Klima Enerji Tekn. San. ve Tic. Ltd. Şti.

VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR : 1- … Enstitüsü

VEKİLİ : Av. …

2- … Bakanlığı (Mülga … Bakanlığı)

VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : 30/12/2016 tarih ve 29934 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “CE” İşareti Taşıması Gereken Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi 2017/9) ile Türk Standartları Enstitüsü Muayene Gözetim Merkezi Başkanlığının 17/07/2017 tarihli, 2017/8 sayılı ve 28/07/2017 tarihli, 2017/9 sayılı genelgelerinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : Fransa’dan “…” markalı klimaların ithalatı işiyle uğraştığı, ithalini gerçekleştirdiği ürünlerin “CE” sertifikasına tabi olduğu, bu ürünlere AB üyesi olan Fransa’da gerekli testler yapıldıktan sonra “CE” işareti yerleştirildiği ve başkaca herhangi bir denetime tabi olmaksızın AB ülkelerinde serbest dolaşım hakkı elde ettiği, uluslararası hukuki normlara uygun olarak yapılan ithalata ve AB normlarına uygunluğunun akredite kuruluşlarda uygulanan testler sonucu alınan raporlar, sertifikalar ve “CE” belgeleri ibraz edilmesine rağmen dava konusu Tebliğ ve Genelgeler uyarınca gümrük sahasında bazı deney ve denetimler ile karşılaşıldığı, oysa “CE” sertifikasının teknik engelleri ortadan kaldırılmasının hedeflendiği, 03/08/2017 tarihinde davacı şirkete süre tanınmaksızın deney ve denetim uygulaması yapıldığı, dava konusu Tebliğ ve Genelgeye göre denetim ve muayene için ürünlerin Türk Standartları Enstitüsü’ne bağlı laboratuvarlarda denetiminin gerçekleştirilmesi düzenlenmekte ise de, fiiliyatta böyle laboratuvarların bulunmaması nedeniyle ürünlerin süresiz olarak gümrüksüz sahada bekletilmesi sonucu teslimat süresinde sorunlar yaşandığı gibi ekstra deney ve muayene ücretleri ile ardiye ücretlerinin ekonomik açıdan ciddi külfet doğurduğu, dava konusu Tebliğin 2. maddesi, (h) bendinde yer alan “risk analizi” kavramının tanımının objektif olarak yapılamadığı, neyin risk olduğu neyin risk olmadığının anlaşılamadığı, … sayılı Türkiye-AT Ortaklık Konseyi Kararı’nda belirtilen “teknik engel” durumunun oluştuğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI :

1- Türk Standartları Enstitüsü tarafından, davacı şirketin 17/07/2017-09/11/2017 tarihleri arasında 18 başvurusunun bulunduğu, bu başvurularının sonuçlandırılarak ürünlerin ithaline izin verildiği, davacının iptalini istediği 2016/9 sayılı Tebliğin, 2017/9 sayılı Tebliğin yürürlüğe girmesiyle birlikte yürürlükten kalktığı, dava dilekçesinde ilk uygulama tarihinin 03/08/2017 olduğu belirtilmiş ise de, uygulamanın 17/07/2017 tarihinde başladığı, davacının 18/07/2017 tarihinde TAREKS başvurusu yaptığı, davacının bu iddiasının gerçeği yansıtmadığı, dava konusu Genelgelerin idarelerinin Ticaret Bakanlığınca talimatlandırılması üzerine tesis edildiği, 17/07/2017 tarihi itibariyle indirgenmiş deney uygulamasına geçildiği, belge işaretlemenin kontrolünden ziyade, ucuz ve kalitesiz ürünlerin ithalini önlemek amacıyla testler yapıldığı, böylece kalitesiz ürünlerin ülkemize girmemesinin sağlandığı ve yerli üreticinin haksız rekabete karşı korunduğu savunulmaktadır.

2- Ticaret Bakanlığı tarafından, dava konusu 2016/9 sayılı Tebliğin yürürlükten kaldırıldığı, iptali istenilen Genelgelerin 2016/9 sayılı Tebliğ değil, 2017/9 sayılı Tebliğ uyarınca düzenlendiği, ayrıca 03/08/2017 tarihli uygulama işleminin dayanağının da 2016/9 sayılı Tebliğ olmadığı, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiği; esas yönünden, ithalatta ürün güvenliği denetimlerinde, 2005 yılından beri AB teknik mevzuatı esas alınarak uyumlaştırılmış ve iç piyasada yürürlüğe konulmuş mevzuat ile ürünlerin denetlendiği, 2004 yılından beri “CE” işareti denetimine başlandığı, ürünlerde bariz bir güvenlik riski olması halinde ürüne ait test raporlarının istendiği veya ürünün teste tabi tutulduğu, … sayılı Türkiye-AT Ortaklık Konseyi Kararının 7. maddesi, 22/02/2013 tarih ve 28567 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2013/4284 sayılı Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı hükümleri dikkate alındığında 2016/9 sayılı dava konusu Tebliğin hukuka uygun olduğu, A.TR belgesinin AB’de serbest dolaşıma giren ürünler için düzenlendiği anılan hükümlere istinaden söz konusu ürünlerin denetimden muaf tutulması mümkün ise de, davacının 03/08/2017 tarihinde başvurularını yaptığı ürünlerin Çin menşeili olduğu, ürünlerin ithal edildiği firma AB ülkesinde faaliyet gösterse de AB menşeili olmayan ürünlerin muafiyet ve istisnalardan yararlanamayacağı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …

DÜŞÜNCESİ : Dava; 30/12/2016 tarih ve 29934 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “CE” İşareti Taşıması Gereken Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi 2017/9) ile Türk Standardları Enstitüsü Muayene Gözetim Merkezi Başkanlığının 17/07/2017 tarihli, 2017/8 sayılı ve 28/07/2017 tarihli, 2017/9 sayılı genelgelerinin iptali istemiyle açılmıştır.

Avrupa Ekonomik Topluluğu ile Türkiye arasında gümrük birliğinin sağlanmasına ilişkin … sayılı Türkiye-AT Ortaklık Konseyi Kararı’nın 5. maddesinde; “Taraflar arasında ithalatta uygulanan miktar kısıtlamaları ile her türlü eş etkili önlem yasaklanmıştır.” hükmü, 6. maddesinde; “Taraflar arasında ihracatta uygulanan miktar kısıtlamaları ile her türlü eş etkili önlem yasaklanmıştır.” hükmü ve 7. maddesinde; “5. ve 6. maddelerin hükümleri, genel ahlak, kamu düzeni veya kamu güvenliği; insanların, hayvanların veya bitkilerin sağlığının ve yaşamının korunması; sanat değeri veya tarihi ya da arkeolojik değer taşıyan ulusal varlıkların veya sınai ya da ticari mülkiyetin korunması gerekçesiyle malların ithalinin, ihracının veya transit geçişinin yasaklanmasını veya kısıtlanmasını engellemez. Ancak bu yasaklar ve kısıtlar taraflar arasındaki ticarette keyfi bir ayrım aracı veya örtülü bir kısıtlama oluşturamaz.” hükmü yer almıştır.

4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’un “Ürünlerin piyasaya arzında üreticilerin ve dağıtıcıların yükümlülükleri” başlıklı 5. maddesinin ilk iki fıkrasında; “Piyasaya arz edilecek yeni ürünlerin ilgili teknik düzenlemeye uygun olması zorunludur. Bu hüküm, kullanılmış olmakla birlikte değişiklik yapılarak piyasaya tekrar arz edilmesi hedeflenen ürünler ile Avrupa Birliği üyesi ülkeler dışındaki ülkelerden ithal edilen eski ve kullanılmış ürünlere de uygulanır. Birinci fıkrada belirtilen hususlarda düzenlemeler yapmaya, sınırlamalar getirmeye ve istisnalar tanımaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.” hükmüne yer verilmiştir.

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 55. maddesinin 2. fıkrasında; “Bakanlar Kurulu; kamu ahlakı, kamu düzeni, kamu güvenliği, insan, hayvan ve bitki sağlık ve hayatlarının korunması, sanatsal, tarihi veya arkeolojik değeri olan ulusal hazinelerin korunması, fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunması gerekçeleri ile eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasına yasaklama veya kısıtlamalar koyabilir.” hükmü yer almıştır.

2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un “Ek mali yükümlülükler” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında; “İthalat, ihracat veya dış ticaret işlemleri üzerine konulan ek mali yükümlülüklerin nevi, miktarı, tahsili, takibi, iadesi, gerektiğinde bütçeye irat kaydedilmesi, bir fonda toplanması ve fonun kullanım esasları Bakanlar Kurulu kararında gösterilir.” hükmüne yer verilmiştir.

22/02/2013 tarih ve 28567 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 28/01/2013 tarih ve 2013/4284 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile “Ekli ‘Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı’nın yürürlüğe konulması; Ekonomi Bakanlığının 20/12/2012 tarihli ve 86802 sayılı yazısı üzerine, 29/6/2001 tarihli ve 4703 sayılı Kanunun 5 inci, 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Kanunun 55 inci, 2/2/1984 tarihli ve 2976 sayılı Kanunun 3 üncü maddelerine göre” kararlaştırılmıştır.

Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı’nın “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde; …b)Bakanlık: Ekonomi Bakanlığını, … ifade eder.” ve “Yetki” başlıklı 4. maddesinde; “…l) İthal ürünlerin ciddi risk taşıdığının veya mevzuatına uygun olmadığının piyasa gözetimi ve denetimi veya diğer yollardan tespiti halinde gerektiğinde ithalatta denetim yapmaya veya yaptırmaya, bu ürünlerin ciddi zarara sebebiyet verdiği durumlarda üretici veya ihracatçı ülkeler nezdinde girişimde bulunmaya veya ihtiyaç halinde üretici veya ihracatçı ülkelerle işbirliği mekanizmaları kurmaya ve işletmeye, Bakanlık yetkilidir.” hükümlerine yer verilmiştir.

Dava konusu “CE” İşareti Taşıması Gereken Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi 2017/9)’nin “Dayanak” başlıklı 2. maddesinde; “(1) Bu Tebliğ, 28/1/2013 tarihli ve 2013/4284 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararının 4 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Bu durumda, Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararının dava konusu Tebliğin dayanağı olduğu, bu Kararın da yukarıda anılan Kanun hükümleri dayanak alınarak ve … sayılı Türkiye-AT Ortaklık Konseyi Kararı göz önünde bulundurularak hazırlandığı anlaşıldığından “CE” işareti taşıması gereken bazı ürünlerin ithalat denetimine ilişkin düzenlemeler içeren Tebliğ’de ve Ekonomi Bakanlığının talimatları doğrultusunda Türk Standardları Enstitüsü tarafından çıkarılan genelgelerde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :

Davacı şirket tarafından, Fransa’dan ithal edilen “… ” marka klimaların, 30/12/2015 tarih ve 29579 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “CE” İşareti Taşıması Gereken Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi 2016/9) ile bu Tebliğ uyarınca Türk Standartları Enstitüsü’ne verilen yetki üzerine Türk Standartları Enstitüsü Muayene Gözetim Merkezi Başkanlığının 17/07/2017 tarihli, 2017/8 sayılı ve 28/07/2017 tarihli, 2016/9 sayılı Genelgeleri kapsamında denetime tabi tutulması üzerine anılan Tebliğ ve Genelgelerin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:

USUL YÖNÜNDEN:

Davalı idare tarafından, dava konusu 2016/9 sayılı Tebliğin yürürlükten kaldırıldığı, iptali istenilen Genelgelerin 2016/9 sayılı Tebliğ değil, 2017/9 sayılı Tebliğ uyarınca düzenlendiği, ayrıca 03/08/2017 tarihli uygulama işleminin dayanağının da 2016/9 sayılı Tebliğ olmadığı, dolayısıyla davanın süresinde de açılmadığı belirtilerek davanın usulden reddi gerektiği savunulmuştur.

Dava dilekçesinde, 31/12/2015 tarih ve 29579 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “CE” İşareti Taşıması Gereken Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi 2016/9)’nin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istenilmişse de; davacı şirket tarafından ithal edilen mallara ilişkin uygulama işlemlerinin, 2016/9 sayılı Tebliğ’in yerine geçen ve 30/12/2016 tarih ve 29934 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “CE” İşareti Taşıması Gereken Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi 2017/9) uyarınca tesis edildiği anlaşılmaktadır.

Denetimlerin elektronik ortamda takibine ilişkin TAREKS uygulamasında, davacı şirket tarafından kullanılan ekrandan, uygulamanın dayanağı olan Tebliğ hakkında bir bilgi edinilemediği ve Tebliğ’lerin temelde aynı hükümler içerdiği göz önüne alındığında; incelemenin, 2016/9 sayılı Tebliğ yerine 2017/9 sayılı Tebliğ bakımından yapılması gerektiği ve bu nedenle uygulama işlemi üzerine 2017/9 sayılı Tebliğ ve Türk Standartları Enstitüsü Muayene Gözetim Merkezi Başkanlığının 17/07/2017 tarihli, 2017/8 sayılı ve 28/07/2017 tarihli, 2017/9 sayılı Genelgelerin iptali istemiyle açılan davanın süresinde olduğu sonucuna varılmaktadır.

ESAS YÖNÜNDEN:

İlgili Mevzuat:

Avrupa Ekonomik Topluluğu ile Türkiye arasında gümrük birliğinin sağlanmasına ilişkin … sayılı Türkiye-AT Ortaklık Konseyi Kararı’nın 5. maddesinde, “Taraflar arasında ithalatta uygulanan miktar kısıtlamaları ile her türlü eş etkili önlem yasaklanmıştır.” hükmü; 6. maddesinde, “Taraflar arasında ihracatta uygulanan miktar kısıtlamaları ile her türlü eş etkili önlem yasaklanmıştır.” hükmü ve 7. maddesinde, “5. ve 6. maddelerin hükümleri, genel ahlak, kamu düzeni veya kamu güvenliği; insanların, hayvanların veya bitkilerin sağlığının ve yaşamının korunması; sanat değeri veya tarihi ya da arkeolojik değer taşıyan ulusal varlıkların veya sınai ya da ticari mülkiyetin korunması gerekçesiyle malların ithalinin, ihracının veya transit geçişinin yasaklanmasını veya kısıtlanmasını engellemez. Ancak bu yasaklar ve kısıtlar taraflar arasındaki ticarette keyfi bir ayrım aracı veya örtülü bir kısıtlama oluşturamaz.” hükmü yer almıştır.

4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’un “Ürünlerin piyasaya arzında üreticilerin ve dağıtıcıların yükümlülükleri” başlıklı 5. maddesinin ilk iki fıkrasında, “Piyasaya arz edilecek yeni ürünlerin ilgili teknik düzenlemeye uygun olması zorunludur. Bu hüküm, kullanılmış olmakla birlikte değişiklik yapılarak piyasaya tekrar arz edilmesi hedeflenen ürünler ile Avrupa Birliği üyesi ülkeler dışındaki ülkelerden ithal edilen eski ve kullanılmış ürünlere de uygulanır. Birinci fıkrada belirtilen hususlarda düzenlemeler yapmaya, sınırlamalar getirmeye ve istisnalar tanımaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.” hükmüne yer verilmiştir.

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 55. maddesinin 2. fıkrasında, “Bakanlar Kurulu; kamu ahlakı, kamu düzeni, kamu güvenliği, insan, hayvan ve bitki sağlık ve hayatlarının korunması, sanatsal, tarihi veya arkeolojik değeri olan ulusal hazinelerin korunması, fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunması gerekçeleri ile eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasına yasaklama veya kısıtlamalar koyabilir.” hükmü yer almıştır.

2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un “Ek mali yükümlülükler” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, “İthalat, ihracat veya dış ticaret işlemleri üzerine konulan ek mali yükümlülüklerin nevi, miktarı, tahsili, takibi, iadesi, gerektiğinde bütçeye irat kaydedilmesi, bir fonda toplanması ve fonun kullanım esasları Bakanlar Kurulu kararında gösterilir.” hükmüne yer verilmiştir.

22/02/2013 tarih ve 28567 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 28/01/2013 tarih ve 2013/4284 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile ‘Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı’nın yürürlüğe konulması; 29/6/2001 tarihli ve 4703 sayılı Kanunun 5 inci, 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Kanunun 55 inci, 2/2/1984 tarihli ve 2976 sayılı Kanunun 3 üncü maddelerine göre kararlaştırılmıştır.

Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı’nın “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde; … b) Bakanlık: Ekonomi Bakanlığını, … ifade eder.” ve “Yetki” başlıklı 4. maddesinin (b) bendinde, “Dış ticarete konu ürünlerin teknik düzenlemesine veya genel ürün güvenliği gereklerine uygun olup olmadığına ilişkin denetim yapmaya ve yaptırmaya veya ilgili mevzuatın diğer bakanlık ve kuruluşlara verdiği yetkiler saklı kalmak üzere denetim yapacak kuruluşları belirlemeye, … Bakanlık yetkilidir.” kuralına; (ç) bendinde, “Türk standartlarından veya uluslararası standartlardan ihtiyaç duyulanları ihracatta veya ithalatta uygulamaya koymaya veya uygulamadan kaldırmaya ve bu standartlara göre denetim yapmaya veya yaptırmaya, … Bakanlık yetkilidir.” kuralına; (ı) bendinde, “Bu Karara dayalı teknik düzenlemelerde ve her aşamada denetimlerde değişiklik yapmaya ve önlem almaya, denetim hizmeti karşılığında alınacak ücretin taban ve tavanını ve ödeme usulünü belirlemeye, denetimlerle ilgili her türlü bilgi ve belgeyi istemeye, münhasıran Bakanlıkça yapılacak ve yaptırılacak denetimlerde numune alımına ve analiz için laboratuvarları yetkilendirmeye ilişkin usul ve esasları belirlemeye, … Bakanlık yetkildir.” kuralına; (l) bendinde, “İthal ürünlerin ciddi risk taşıdığının veya mevzuatına uygun olmadığının piyasa gözetimi ve denetimi veya diğer yollardan tespiti halinde gerektiğinde ithalatta denetim yapmaya veya yaptırmaya, … Bakanlık yetkilidir.” kuralına yer verilmiştir.

Dava konusu “CE” İşareti Taşıması Gereken Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi 2017/9)’nin “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Tebliğin amacı, Ek-1’de yer alan yönetmelikler kapsamında olan ve Ek-2’de belirtilen ürünlerin ithalatta, tabi bulundukları yönetmelik veya yönetmeliklere uygunluğunun denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” kuralına; “Dayanak” başlıklı 2. maddesinde, “(1) Bu Tebliğ, 28/1/2013 tarihli ve 2013/4284 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararının 4 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.” düzenlemesine; “Risk Analizi” başlıklı 8. maddesi, 5. fıkrasında, “Risk analizi sonucunda fiili denetime yönlendirilen riskli ürünlerin ithalat denetimleri ilgili yönetmelik veya yönetmeliklere uygun olarak TSE tarafından yapılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Öte yandan; “CE” işareti Yönetmeliğinin 3. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, “CE” işareti, ürünün “CE” işaretinin konulmasını öngören teknik mevzuatın ilgili bütün kurallarına uygun olduğunu gösteren işaret olarak tanımlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

25/03/1957 tarihinde altı Batı Avrupa Devleti arasında imzalanan ve 1958 yılında yürürlüğe giren Roma Antlaşmasıyla üyelerinin ekonomik entegrasyonunun sağlanması amacıyla bölgesel olarak kurulan Avrupa Ekonomik Topluluğu, 1993 yılında Avrupa Birliği’ne Avrupa Topluluğu adıyla dahil olmuş, 2009 yılında ise tamamen Avrupa Birliği’ne devredilerek varlığı sona ermiştir.

Avrupa Birliği’nin anayasal temellerini belirleyen antlaşmalardan olan Roma Antlaşması ile ilk aşamada üye devletler arasında malların, hizmetlerin serbest dolaşımının sağlandığı bir ortak pazarın ve gümrük birliğinin kurulması öngörülmüştür. Roma Antlaşması’nın 2. maddesi uyarınca Topluluğun görevi, “3. ve 4. maddelerde belirtilen ortak politikaları ve faaliyetleri yürürlüğe koymak suretiyle ortak bir pazarın ve ekonomik ve parasal birliğin kurulmasını, topluluğun bütünü içerisindeki ekonomik faaliyetlerin uyumlu, dengeli ve sürdürülebilir şekilde geliştirilmesini, üye devletler arasında ekonomik ve sosyal bütünleşme ve dayanışmanın iyileştirilmesini sağlamak” olarak belirtilmiş; bu amacın gerçekleştirilmesi için, “malların ithalat ve ihracatında üye devletler arasında gümrük vergileri ve her türlü eş etkili resim ve harçların kaldırıldığı, üçüncü ülkelere karşı ortak gümrük tarifelerin uygulandığı bir gümrük birliğinin oluşturulması ve daha sonra da ortak ticaret politikalarına sahip bir ekonomik ve siyasal birliğe ulaşmak için aşamalı olarak malların, kişilerin, sermayenin ve hizmetlerin serbestçe dolaşacağı bir iç pazarın oluşturulması” gereği ifade edilmiştir.

Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında 1963 yılında imzalanarak 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe giren Ankara Anlaşması, Topluluk ile Türkiye arasında sanayi ürünlerine dayanan bir “gümrük birliği”nin tedrici bir biçimde oluşturulmasını öngörmüş ve … tarihli ve … sayılı Ortaklık Konseyi Kararı uyarınca 01/01/1996 tarihinden itibaren Türkiye ile Avrupa Topluluğu arasında Gümrük Birliği hayata geçirilmiştir.

… sayılı Ortaklık Konseyi Kararının 5. ve 6. maddesi ile ithalatta ve ihracatta miktar kısıtlamaları ve eş etkili önlemler yasaklanmış, böylece topluluğun temel amaçları arasında yer alan büyük ölçüde rekabetin serbest olduğu, açık pazar ekonomisi ilkesine uygun şekilde üretim faktörlerinin serbest dolaşımının güvence altına alındığı bir ortak pazarın kurulması amacı sağlanmaya çalışılmıştır.

Anılan Kararın 7. maddesinde ise, 5. ve 6. maddelere istisna getirilerek bu madde hükümlerinin genel ahlak, kamu düzeni, kamu güvenliği, insanların, hayvanların veya bitkilerin sağlığının ve yaşamının korunması, sanat değeri veya tarihi ya da arkeolojik değer taşıyan ulusal varlıkların veya sınai ya da ticari mülkiyetin korunması gerekçeleriyle uygulanmayarak ihracat ve ithalata yasak ve/veya kısıtlamalar getirilebileceği belirtilmiştir.

“CE” işareti de malların serbest dolaşımını sağlayabilmek amacıyla Avrupa Birliği’nin, 1985 yılında oluşturduğu “Yeni Yaklaşım” çerçevesinde uygulanan ve Türk Standartları Enstitüsünün 1783 kuruluş numarasıyla onayladığı sağlık ve güvenlik işaretidir. Bu işaret ile AB genelinde kullanılmış olan değişik uygunluk işaretleri yerine AB direktiflerine uygunluğu belirten tek tip bir AB işareti kullanılması amaçlanmıştır. “CE” işareti, üzerine iliştirildiği ürünün ilgili yönetmeliğin veya Yönetmeliklerin tüm gereklerini karşıladığı anlamına gelen ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında malların serbest dolaşımını mümkün kılan bir işarettir.

Davacı tarafından, “CE” işareti taşıyan ithal ürünlerin herhangi bir denetimden geçmeksizin doğrudan ülke içinde serbest dolaşım hakkı elde ettiği, gümrükte deney ve denetimlere tabi tutulmasının … sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’na aykırılık teşkil ettiği iddia edilmiş ise de; … sayılı Karar ile miktar kısıtlamaları ile eş etkili önlemlerin yasak olduğu belirtildikten sonra bazı istisnalar halinde yasak ve kısıtlamaların getirilebileceği belirtilmiştir.

İthal edilen ürünlerin teknik mevzuata uygun olup olmadığı ve ürünlerin piyasaya arzının “genel ahlak, kamu düzeni, kamu güvenliği, insanların, hayvanların veya bitkilerin sağlığının ve yaşamının korunması, sanat değeri veya tarihi ya da arkeolojik değer taşıyan ulusal varlıkların veya sınai ya da ticari mülkiyetin korunması” açısından sakınca oluşturup oluşturmayacağının anlaşılabilmesi için ürünlerin ülkede serbest dolaşıma sokulmasından önce gümrük bölgesinde denetimlerin yapılması gerekmektedir.

Bununla birlikte, “CE” işareti taşıyan ürünlerin “CE” sertifikasının sahte olup olmadığının kontrol edilebilmesi için dahi bir denetimin gerektiği açıktır.

28/01/2013 tarih ve 2013/4284 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Teknik Düzenlemeler Rejimi kararının 4. maddesine dayanılarak hazırlanan dava konusu “CE” İşareti Taşıması Gereken Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi 2017/9) incelendiğinde; Tebliğin Ek-1 ve Ek-2 kısmında belirtilen ürünlerin ithalatta, tabi bulundukları yönetmelik veya yönetmeliklere uygunluğunun denetimine ilişkin usul ve esasların düzenlendiği, ithalatçıların gümrük beyannamesi tescilinden önce “TAREKS” isimli sistem üzerinden yapacakları başvuru üzerine risk analizi sonucunda ürünlerin fiili denetime yönlendirilip yönlendirilmeyeceğinin belirleneceği, fiili denetimin TSE tarafından yapılacağı, fiili denetim sonucu olumlu olanlara “TAREKS” sistemi üzerinden referans kodu oluşturulacağı, olumsuz olanların ise “TAREKS” sistemi üzerinden ilan edileceği düzenlemelerine yer verildiği görülmektedir.

Dava konusu Türk Standart Enstitüsünün Genelgeleri incelendiğinde; mülga Ekonomi Bakanlığının … tarihli, … ve … sayılı, … tarihli ve … sayılı Türk Standartları Enstitüsü tarafından yapılacak denetimlerde uygulanacak usul ve esaslara ilişkin yazıları doğrultusunda hazırlandığı anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, dava konusu Tebliğ ile bu Tebliğ’in uygulama usul ve esaslarını belirlemeye yönelik Genelgelerin … sayılı Ortaklık Konseyi Kararında belirtilen “eş etkili önlem” yasağını ihlal etmekten ziyade, aynı Kararda yer alan “genel ahlak, kamu düzeni veya kamu güvenliği; insanların, hayvanların veya bitkilerin sağlığının ve yaşamının korunması; sanat değeri veya tarihi ya da arkeolojik değer taşıyan ulusal varlıkların veya sınai ya da ticari mülkiyetin korunması” açısından sakıncalı görülen ürünlerin piyasaya arzının önlenmesi hususunda tedbir mahiyetinde düzenlemeler içerdiği, ürünlerin teknik özelliklerine yönelik yeni düzenlemeler getirmediği dikkate alındığında; 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’un, Bakanlar Kuruluna vermiş olduğu yetki doğrultusunda çıkarılan “Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı” dayanak alınarak hazırlanan dava konusu Tebliğ ile bu Tebliğ’in uygulama usul ve esaslarına yönelik dava konusu Genelgeler’de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. DAVANIN REDDİNE,

2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,

4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,

5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 27/06/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.