Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/11571 E. 2014/14256 K. 09.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/11571
KARAR NO : 2014/14256
KARAR TARİHİ : 09.09.2014

Tebliğname No : 15 – 2013/30516
MAHKEMESİ : Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 27/11/2012
NUMARASI : 2012/312 (E) ve 2012/356 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıklardan E.. P..’ın kendisi, eşi ve çocukları adına temin ettiği ele geçirilemeyen yeşil kartları tedavide ve sonrasında doktor tarafından yazılan ilaçların alınmasında kullanarak, E.. P..’ın 15,01 TL eczane gideri ve 151,12 TL hastane gideri, sanık C.. P..’ın 247,15 TL eczane gideri ve 291,72 TL hastane gideri, C.. P..’ın 323,87 TL eczane, 898,50 TL hastane gideri, S.. P..’ın 213,72 TL eczane, 478,38 TL hastane gideri olmak üzere kurumun zararına neden olduklarının tespit edildiği iddia edilen olayda;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.10.2009 gün, 89-243 sayılı kararı ile uyum gösteren diğer Genel Kurul ve Daire kararlarında açıklandığı üzere, Ceza Yargılama Kanunu’nda mahkemeye gelmemiş sanıklar hakkında duruşma yapılamayacağına ilişkin temel kuralın istisnalarından biri olarak öngörülen 5271 sayılı CMK’nın 193/2. maddesinin mahkumiyet dışında bir hüküm kurulması hali ile sınırlı olarak uygulama yerinin mevcut olduğu, sanıkların sorgusu yapılmadan mevcut kanıtlar tartışılarak delil takdiri suretiyle beraat kararı verilmesinin mümkün bulunmadığı cihetle, sanık C.. P..’ın savunması alındıktan sonra sanıkların hukuki durumlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09/09/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.