YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7169
KARAR NO : 2014/12101
KARAR TARİHİ : 31.10.2014
MAHKEMESİ : Araban Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/05/2011
NUMARASI : 2011/54-2011/114
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.02.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil kademeli tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.
Davalı, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, derdestlik dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Somut olayda; dosya içindeki bilgi ve belgelerden davalının 08.01.2004 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu 40 parsel sayılı taşınmazdaki hissesini davacıya satmayı vaad ettiği, dava konusu taşınmazın Araban Kadastro Mahkemesi’nin 2002/2 Esas, 2003/2 Karar sayılı dosyasında davalı olduğu, davacının kadastro mahkemesinde görülmekte olan davaya müdahil olarak katıldığı ancak o dosyada davacının talebi yönünden görevsizlik kararı verildiği, bunun üzerine davacının 17.02.2011 tarihinde bu davayı açtığı anlaşılmıştır.
Her dava açıldığı tarihteki koşullara göre incelenir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nın 187/5. maddesi uyarınca derdestlik dava şartı olmayıp, ilk itiraz niteliğindedir. Davalı taraf derdestlik itirazında bulunmamıştır. Bu durumda mahkemece, davanın esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davalının bu konuda herhangi bir itirazı olmadığı halde davanın derdestlik nedeni ile reddine karar verimesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.