Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/4323 E. , 2022/5331 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/4323
Karar No : 2022/5331
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde uzman olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacının “silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlamasıyla yargılandığı davada … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla beraat kararı verildiği ve söz konusu kararın kesinleştiği, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisakı konusunda; Bank Asya’da hesap hareketliliklerinin olduğu, FETÖ/PDY ile irtibatı nedeniyle kapatılan Bursa Orhangazi Üniversitesinde Ocak 2012- Aralık 2012 tarihleri arasında ve Zirve Üniversitesinde Mayıs 2013-Aralık 2013 tarihleri arasında çalışma kaydının bulunduğu, 06/01/2014 tarihinde kamu görevine başladığı hususları dışında başkaca bir tespitin bulunmadığı, davacı hakkında yapılan adli kovuşturma kapsamında hakkında verilen beraat kararına ait dosyada; davacının Bank Asya’daki hesap hareketliliklerinin örgüt liderinin talimatı kapsamında olmadığının tespit edildiği, ayrıca FETÖ/PDY terör örgütü tarafından örgüt içi iletişimde kullanılan bylock, eagle, cacao gibi programları kullandığına ilişkin herhangi bir verinin bulunmadığı, FETÖ/PDY’ye müzahir dernek, sendika gibi herhangi bir sivil toplum kuruluşunda üyelik kaydının da bulunmadığı, FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair görgüye ve bilgiye dayanan somut tanık beyanlarının bulunmadığı ve/veya dosyaya sunulmadığı, dosyaya herhangi bir kurum kanaatinin de sunulmadığı, sadece davacı hakkındaki soruşturma raporunda “davacının FETÖ/PDY’nin aktif olarak faaliyet gösterdiği Gürcistan, Hırvatistan, Kosova, Bosna Hersek’e gitmesinin de FETÖ/PDY bağlantılı olduğu kanaatini güçlendirdiği” şeklinde, herhangi bir somut bilgi ve belge ile desteklenmeyen ve varsayımdan ibaret genel bir değerlendirmeye yer verildiği, davacının örgüt içerisinde “sohbetlere katılma”, “himmet verme” gibi pasif ya da “kod adı kullanma”, “örgüt adına yardım toplama”, “örgüte ait yayınlara abone kazandırma”, “abilik”, “talebe mesullüğü” gibi herhangi bir aktif görev üstlendiğine ilişkin bilginin de bulunmadığı anlaşıldığından, davacının kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine dair dava konusu işlemde hukuki isabet görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava dosyası ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan yargılandığı davada … Ağır Ceza Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda, “…sanığın banka ile ilgili işlemlerini FETÖ örgütünün TMSF’ye tamamen devrinden önce paraları çekin talimatından sonra da 2015 Eylül ayına kadar devam ettirdiği, kamuoyunda söz konusu bankaya para yatırın şeklinde açıktan seferberlik yapıldığı tarih olan 04.02.2015 tarihinden sonra da sanığın para yatırma işleminin olmadığı ve işlemlerinin geneli kredi kartı ödemesi ve döviz alış işlemleri olduğu…” gerekçesiyle davacının örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme kastı her türlü şüpheden uzak bir şekilde tespit edilemediğinden söz konusu Banka kayıtlarının örgüte yardım suçu yönünden aleyhine değerlendirilmediği, bu nedenle davacının terör örgütüne yardım ettiğinin kabul edilemeyeceği, ancak idarece, davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasından bağımsız olarak Milli Güvenlik Kurulu’nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile irtibatının veya iltisakının bulunup bulunmadığı yönünde değerlendirme yapıldığı, bu itibarla davacının talimat dönemlerinde Bank Asya’ya para yatırdığı dikkate alındığında, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının olduğu; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından temin edilen bilgilere göre, davacının FETÖ/PDY ile irtibatı nedeniyle kapatılan Bursa Orhangazi Üniversitesinde Ocak 2012-Aralık 2012 tarihleri arasında, Zirve Üniversitesinde Mayıs 2013-Aralık 2013 tarihleri arasında çalışma kaydının olduğu ve 06/01/2014 tarihinde de kamu görevine başladığı, bu durumda davacının FETÖ-PDY ile irtibatının/iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde verinin dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı Kanunun değişik 45/4.maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan yapılan yargılama sonucunda Ceza Mahkemesince beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, sözü edilen kurumlarda çalışmasının tek sebebinin illegal bir yapıya ait olduğunu bilmeden sadece kendisinin ve ailesinin geçimini sağlamak amacıyla olduğu, çalıştığı tarihte bu kurumların ileride bir terör örgütüyle bağından dolayı kapatılacağını bilmesinin mümkün olmadığı, bilseydi kesinlikle çalışmayacağı, ayrıca sigorta kayıtları incelendiğinde 2014 yılı öncesinde istifa ettiğinin görüleceği, faizsiz bankacılık olması nedeniyle Bank Asya ve Kuveyt Türk bankalarını tercih ettiği, ev sahibi olabilmek amacıyla yıllarca tasarruf yaptığı, altın ve döviz almak suretiyle anılan tasarruflarını değerlendirdiği, talimatla para yatırılan dönem olan 11/01/2014-26/10/2014 tarihleri arasında Bank Asya hesabından toplamda 16.470-TL para çektiğinin görüleceği, yine bir seferberlik tarihi olan 04/02/2015 tarihinden hemen sonra 09/02/2015 tarihinde Kuveyt Türk Katılım Bankasında hesap açtırdığı, tüm bu iddialara ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğu, Kuveyt Türk hesabında da Bank Asya hesap hareketleriyle benzer şekilde yatırımlarını değerlendirerek kâr elde ettiği, nitekim 15/09/2015 tarihinde ev satın almak amacıyla tüm birikimlerini çektiği, ayrıca Vakıf Banktan da tüketici kredisi kullandığı, Bankanın TMSF’ye devir tarihi olan Mayıs 2015’ten Eylül 2015 tarihine kadar parasını çekmediği, ev alımına ilişkin tapu senedinin de dosyaya ibraz edildiği, Bank Asya nezdindeki hesap hareketlerinin rutin bankacılık faaliyeti olduğu, örgüt talimatı ile ilgisi olmadığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; davacının örgüte müzahir Bank Asya adlı bankada hesabının bulunduğu, terör örgütüyle alakalı olan ve kapatılan kurumlarda çalışma kaydının olduğu, hakkında düzenlenen soruşturma raporunda yer alan tespitlerin terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğunu gösterdiği, Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı’nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK’nın anılan toplantısında “demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla” Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin ”Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler” başlıklı 2. maddesinde, ”(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi’nin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, b) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından, c) Ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Davacı, … Üniversitesi bünyesinde uzman olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yaptığı başvuru 23/05/2018 tarih ve 2018/17253 sayılı işlem ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Diğer yandan, davacının ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına” ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
AİHM “demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu” belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM’e göre “kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır.” (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının Bank Asya’da bulunan hesabına 03/03/2014 tarihinde 4.530,00-TL, 20/06/2014 tarihinde 1.540,00-TL, 26/10/2014 tarihinde 1.500,00-TL para yatırdığı ve aynı hesaba muhtelif tarihlerde farklı tutarlarda para girişi olduğu, bu itibarla davacının talimat dönemlerinde Bank Asya’ya para yatırdığı tespitlerine yer verilmiştir.
Davacı tarafından bu tespitlerle ilgili olarak özetle; faizsiz bankacılık olması nedeniyle birikimlerini değerlendirmek amacıyla Bank Asya ve Kuveyt Türk Katılım Bankalarını tercih ettiğinin, ev sahibi olabilmek amacıyla yaptığı tasarrufları farklı bankalarda altın ve döviz almak suretiyle değerlendirdiğinin, örgüt liderinin talimatıyla anılan Bankaya para yatırılan 11/01/2014-26/10/2014 tarihleri arasında Bank Asya hesabından toplamda 16.470-TL para çektiğinin, diğer bir talimat tarihi olan 04/02/2015 tarihinden hemen sonra 09/02/2015 tarihinde … Katılım Bankasında hesap açtırdığının, hesap açılışına ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğunun, … hesabında da Bank Asya hesap hareketleriyle benzer şekilde birikimlerini değerlendirerek kâr elde ettiğinin, nitekim ev satın almak amacıyla Bank Asya hesabında bulunan 20.000-TL ve Kuveyt Türk isimli bankada bulunan 25.000-TL parayı 15/09/2015 tarihinde çektiğinin, öte yandan Vakıf Banktan da 20.000-TL tüketici kredisi kullandığının, ev alımına ilişkin dosyaya ibraz edilen tapu senedi ve hesap hareketlerine ilişkin belgelerin incelenmesinden anılan hususun sabit olduğunun görüleceğinin ileri sürüldüğü görülmüştür.
Davacı hakkında yürütülen ve kesinleşen ceza yargılaması neticesinde, … Ağır Ceza Mahkemesince verilen … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararda; “… sanığın Bank Asya’daki hesapları incelendiğinde; ilk hesabını 26/10/2006 tarihinde açtığı, 2013 aralık ayında sanığın hesabında 10,938,58 TL olduğu, 03.03.2014 tarihinde 4.530,00 TL, 11.03.2014 tarihinde 3.125,00 TL, 27.03.2014 tarihinde 5.476,72 TL virman yaptığı, 2014 sonrasında ayrıca mevduat hesap açılışının olmadığı ve bankanın tamamen TMSF devir tarihi olan 29 Mayıs 2015 tarihinden sonra da işlemlerine devam ettiğinin tespit edildiği… sanığın banka ile ilgili işlemlerini FETÖ örgütünün TMSF’ye tamamen devrinden önce paraları çekin talimatından sonra da 2015 Eylül ayına kadar devam ettirdiği, ayrıca özellikle FETÖ ile iltisaklı kişilerin para yatırmasının ardından hemen günlük katılım hesabı açtığı, söz konusu sanığın kayıtlarında böyle bir durumun olmadığı, ayrıca kamuoyunda söz konusu bankaya para yatırın şeklinde açıktan seferberlik yapıldığı tarih olan 04.02.2015 tarihinden sonra da sanığın para yatırma işleminin olmadığı ve işlemlerinin geneli kredi kartı ödemesi ve döviz alış işlemleri olduğu ve sanık beyanlarında örgütsel hareket etmediğini, ev almak için söz konusu bankaya parasını yatırdığını beyan ettiği görülmekle, sanığın örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme kastı her türlü şüpheden uzak bir şekilde tespit edilemediğinden sanık hakkında örgüte yardım suçu yönünden söz konusu banka kayıtları aleyhe değerlendirilmemiştir…” yolundaki tespitlere yer verildiği görülmüştür.
Anılan tespitler ile davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının 26/10/2006 tarihinde Bank Asya’da açılmış hesabının bulunduğu, anılan Banka hesap dökümlerinin incelenmesinden; geçmişten hesap kapanma tarihi olan 03/12/2015 tarihine kadar olan süreçte aylar itibarıyla vadesiz hesaba para yatırmasını müteakip söz konusu parayı genel itibarıyla yatırım amacıyla dolar ve altın hesaplarında değerlendirdiği, bununla birlikte para çekme, kredi kartı borcu ödeme gibi birtakım cari işlemler için de anılan hesabı kullandığı, öte yandan 18/02/2011 tarihinde açtığı bir katılım hesabının bulunduğu, anılan katılım hesabından dönem dönem para çektiği, dönem dönem ise para eklemek suretiyle katılım hesabını ev aldığını beyan ettiği 15/09/2015 tarihine kadar aktif olarak kullandığı, Bankanın TMSF’ye devir tarihinden sonra da bankacılık işlemlerine devam ettiği, hesap açılışının ilk talimat tarihiyle uyumlu olmadığı, davacının beyanlarını doğrular şekilde rutin olarak anılan hesaba tasarruf boyutunu aşmayacak şekilde para yatırdığı, 15/09/2015 tarihinde tüm bankalar nezdinde paralarını çekmek ve aynı zamanda Vakıf Bank isimli bankadan tüketici kredisi kullanmak suretiyle ev satın aldığı, söz konusu işleme ilişkin hesap hareketlerini gösteren tevsik edici belgeler ve tapu senedini de dosyaya sunduğu, dosyada söz konusu bankacılık işlemlerinin tasarruf amacı dışında, terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı ve davacının Bank Asya hesap hareketlerinin Bank Asya’ya yardım amacına yönelik olmadığı hususunun Ceza Mahkemesince yaptırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği anlaşıldığından, Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Davacının FETÖ/PDY ile irtibatı nedeniyle kapatılan Bursa Orhangazi Üniversitesinde Ocak 2012-Aralık 2012 tarihleri arasında, Zirve Üniversitesinde Mayıs 2013-Aralık 2013 tarihleri arasında çalışma kaydının bulunduğu ve 06/01/2014 tarihinde de kamu görevine başladığı hususu da Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesince FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisak noktasında hükme esas alınmıştır.
Bu tespitlerle ilgili olarak davacının beyanlarında özetle; çalıştığı kurumların ileride bir terör örgütü ile bağından dolayı kapatılacağını bilmesinin mümkün olmadığının, bilseydi kesinlikle çalışmayacağının, ayrıca sigorta kayıtları incelendiğinde 2014 yılı öncesinde istifa ettiğinin görüleceğinin ileri sürüldüğün görülmüştür.
Anılan iddialar da dikkate alınarak dosyanın incelenmesinden, davacının çalışma kaydına ilişkin söz konusu tespitin davacının FETÖ/PDY ile bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, salt bu haliyle davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi, belgenin sunulmadığı ve davacı hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kesinleşmiş beraat kararı bulunduğu görülmüştür.
Yukarıda yer verilen tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uyarlık, işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 23/06/2022 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.