Danıştay Kararı 5. Daire 2021/8513 E. 2022/5333 K. 23.06.2022 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2021/8513 E.  ,  2022/5333 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/8513
Karar No : 2022/5333

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde öğretim üyesi (profesör) olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile kamu görevinden çıkarılması nedeniyle mahrum kaldığı iddia olunan maaş, döner sermaye katkı payı ve ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; Uyap kayıtları üzerinde yapılan incelemede; davacının “silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamasıyla yargılandığı davada … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan beraatine karar verildiği, anılan kararda davacının Bank Asya’daki hesap hareketlerinin örgüt liderinin çağrısı ile uyumlu olmayıp, olağan bankacılık işlemleri olduğunun tespit edildiği, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bakımından, “Bank Asya’da hesap hareketliliklerinin olduğu”, “…. Ağır Ceza Mahkemesinin … esas sayılı dosyasındaki tanıklar … ve …’nin beyanlarından davacının … Üniversitesi FETÖ/PDY yapılanması içerisinde yer aldığı” ve “davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı-ilişkisi olduğu yönünde değerlendirme olduğu” hususları dışında dosya içeriğinde başkaca bir tespit bulunmadığı ve davacının Bank Asya’daki hesap hareketlerinden dolayı FETÖ/PDY terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suçlamasıyla hakkında yapılan ceza kovuşturması sonucunda beraat kararı verildiği görüldüğünden, ara kararla davalı idareden, davacı ile ilgili olarak kurumları bünyesinde mevcut olan tüm bilgi ve belgelerin, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığı’ndan, davacıya ait Bank Asya hesap hareketlerine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, ara karara cevaben dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakına ilişkin olarak özet bilgi tablosunda “davacının Fetö’ye müzahir Finans kurumu olan Bank Asya’da hesap arttırdığının” belirtildiği, yine davalı idare tarafından dosyaya sunulan imzasız belgede “davacının PDY/FETÖ’ye müzahir olduğu şeklinde iddiada bulunulduğu, PDY/FETÖ’ye müzahir kurum ve kuruluşlarla iltisaklı olduğu, Fetö’ye müzahir Finans kurumu olan Bank Asya’da 2014 sonrası hesap arttırdığının” belirtildiği, herhangi bir kurum görüşü sunulmadığının görüldüğü, Komisyon kararında “… Ağır Ceza Mahkemesinin … esas sayılı dosyasındaki tanıklar … ve …’nin beyanlarından davacının Gazi Üniversitesi FETÖ/PDY yapılanması içerisinde yer aldığı…” şeklinde tespitin bulunduğu görüldüğünden, davacının yargılandığı ceza davasındaki ifadelerin incelenmesi üzerine; tanık …’nin beyanında, “…Ben sanığın FETÖ ile ilişkili herhangi bir faaliyetine şahit olmadım. Olduğunu da zannetmiyorum dedi. Hakkımda soruşturma yapıldığı sırada çalıştığım dönemle ilgili olarak bilgimi sordular. Ben de bildiklerimi anlattım. Ben sanığın FETÖ ile bir ilişkisi olduğuna dair herhangi bir şey söylemedim. Ben dekan yardımcısı olarak görev yaptım. Ancak sanığın herhangi bir idari görevi yoktu…” , Tanık …’nin beyanında ise, “..Ben Gazi üniversitesinde Dekanlık yaptığım dönemde Rektör … ile mücadele ettim. Onun döneminde atanan herkesin FETÖ’cü olup olmadığı hususunda şüphelendiğim için takip ettim. …’ da … döneminde atandı. Ancak … tarafından atanmadı. Mahkeme sürecinden sonra atandı. Ben o süreçte 4 yıla yakın bir dönemde dekanlık yaptım. …’ nın üniversiteye geldiği zaman FETÖ şüphesi ile takip ettim. Takip ettiğim dönemde şüphemi doğrulayacak herhangi bir bilgi, belgeye ulaşmadım. Aksine …’ nın kendi işinde gücünde olduğunu, FETÖ’cülerle bir ilgisinin olmadığı kanaatine vardım…” yolunda ifadelerin bulunduğunun görüldüğü, ara karara cevaben Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığı tarafından sunulan CD’nin incelenmesinden; davacının hesap açılış tarihinin 22/10/2009 olduğu, en son hesap hareketinin 04/02/2015 olduğu ve bu tarihte hesabında 154.740,00-TL para bulunduğu, hesabın açılış tarihinden itibaren yoğun bir kredi kartı kullanımı olduğu, ilk hesap açılışından itibaren birtakım katılım hesaplarının açıldığı, yatırılan paraların harcama, otomatik ödeme, kredi kartı ödemesi şeklinde kullanıldığı, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında belirtilen 30/06/2014 tarihinde açılan katılım hesabında bulunan paranın ise dosyada bulunan 04/02/2015 tarihli dekont ve ayrıca CD incelemesinden de görüleceği üzere davacı tarafından … Bank A.Ş’de bulunan hesabına havale edildiği, hesabın da kapatıldığının görüldüğü, davacının yargılandığı Ceza Mahkemesi kararında da “…sanığın hesap hareketlerinin örgüt talimatı ile alakalı olmayıp olağan bankacılık işlemleri olduğu…” şeklindeki değerlendirme sonucunda davacı hakkında beraat kararı verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, yapılan ara karara rağmen davalı idarece davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve/veya iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin de dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından, davacının kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine dair işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptali ile davacının kamu görevinden çıkarılması nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının kamu görevinden çıkarıldığı tarihten itibaren dönemsel tahakkuk tarihleri esas alınmak suretiyle işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yapılan ceza yargılamasında, “…sanığın Bankasya hesabını sürekli olarak kullandığı, 2013 yılı ay sonu bakiyelerine bakıldığında hesabında 185.000TL civarında para bulunduğu, 30/06/2014 tarihinde vadesiz hesabından katılım hesabına para aktararak katılım hesabı açtırdığı, ancak sanığın Bankasya hesabına 2014 ve 2015 yıllarında yeni bir para girişi olmadığı ve katılım hesabı açtırdığı tarihin örgüt liderinin talimatından çok sonra olduğu, sanığın Bank Asya’daki parasını 2015 yılının Şubat ayında çektiği, bu tarihin de örgüt liderinin paranızı çekin talimatından çok önce olduğu gözetildiğinde sanığın savunması ve bankasya hesap hareketlerine göre sanığın örgüt liderinin talimatı ile uyumlu hareket etmediğinin değerlendirildiği bu durumun belgeler ile desteklendiği, sanığın hesap hareketlerinin örgüt talimatı ile alakalı olmayıp olağan bankacılık işlemleri olduğu görülmektedir… Ayrıca sanığa ait dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme neticesinde; 2013-2014 yıllarında samanyoluhaber.com isimli örgütün yayınlarını yapan siteye girmiş olması, Yargıtay …CD.’nin … tarih ve … esas- … karar sayılı kararında da belirtildiği üzere sanığın savunması, konum ve kişisel özellikleri dikkate alındığında sempati ve iltisak boyutun aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek; sanığın atılı silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan cezalandırılması talep edilmişse de sanığın bankasya hesabında gerçekleştirdiği hesap hareketlerinin örgüte yardım suçunu da oluşturmayacağı…” gerekçesiyle sanığın örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme kastının her türlü şüpheden uzak bir şekilde tespit edilemediği, davacının terör örgütü üyesi olduğu ya da terör örgütüne yardım ettiğinin kabul edilemeyeceği açık olmakla birlikte, idarece, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik/yardım etme suçundan yürütülen ceza yargılamasından bağımsız olarak Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile irtibatının veya iltisakının bulunup bulunmadığı yönünde değerlendirme yapıldığı, bu itibarla, davacının Bank Asya’da vadesiz mevduat hesabı var iken ayrıca 30/06/2014 tarihinde vadeli mevduat katılım hesabının ilk defa açılıp bu hesaba yine davacıya ait anılan Bankadaki vadesiz mevduat hesabından 150.000,00-TL aktarım yapıldığı, bu tutarın 7 ay vadeli mevduat katılım hesabında kaldığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından temin edilen bilgilerde, FETÖ/PDY ile irtibatı nedeniyle kapatılan Turgut Özal Üniversitesinde 28/08/2006-17/01/2013 tarihleri arasında çalışma kaydının bulunduğu, davacının en son görev yaptığı Kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında, davacı hakkında FETÖ/PDY ile bağlantısı-ilişkisi olduğu yönünde değerlendirmenin ve istihbari bilginin bulunduğunun belirtildiği, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı dosyasında sanık olarak yargılanan …’nin beyanında, “…arada sohbetlere gelen kişiler Ankaradan …, Prof. Dr. …, ….” şeklinde ifadeye yer verildiği, davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasında dijital materyalleri üzerinde yapılan inceleme sonucu 2013-2014 yıllarında samanyoluhaber.com isimli örgütün yayınlarını yapan siteye yoğun bir şekilde girdiğinin tespit edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ-PDY ile irtibatının/iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde verinin dosyada mevcut olduğu, bu nedenle dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı Kanunun değişik 45/4. maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan yapılan yargılama sonucunda Ceza Mahkemesince beraat kararı verildiği, ceza davasında dinlenen tanıklar tarafından da FETÖ/PDY ile herhangi bağının olmadığının beyan edildiği, Bank Asya hesabının maaş hesabı olduğu, iş yeri tarafından açıldığı ve sadece maaşlarının bu hesaba yatırıldığı, dışarıdan bir para girişinin olmadığı, biriken maaşlarının vadeli hesapta değerlendirildiği, örgüt mensuplarınca anılan Bankaya destek amacıyla para yatırıldığı dönemde uzunca uğraşlar sonucu hesapta bulunan parasını Halk Bank hesabına havale ettiği, çalışmaya başladığı tarihte kapatılan üniversitenin tamamen yasal faaliyet gösteren bir kurum olduğu, kendi bilgi ve iradesi dışında sonradan anılan kurumun FETÖ kurumu kabul edilmesinin kendi suçu olmadığı, nitekim milat tarihi olan 17/25 Aralık 2013 tarihinden önce bu kurumdan kendi isteği ile ayrıldığı, çalıştığı dönem içerisinde de işçi-işveren ilişkisi dışında herhangi bir ilişkisinin bulunmadığı, Gazi Üniversitesine geçişinin dönemin FETÖ ile irtibatlı rektörü tarafından engellendiği, bunun üzerine dava yoluyla Gazi Üniversitesindeki görevine başlayabildiği, ceza yargılamasında yapılan dijital materyal incelemesinde FETÖ ile bağlantılı herhangi bir bilgiye rastlanılmadığı, zamanında yasal olan samanyolu haber sitesine girmenin suç olamayacağı, ayrıca kararda belirtildiği üzere yoğun bir girişinin bulunmadığı, nitekim bazı aylar anılan siteye hiç giriş yapmadığının, bazı aylar ise 3-4 defa giriş yaptığının ceza yargılamasında yer alan bilirkişi raporundan da görülebileceği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı’nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK’nın anılan toplantısında “demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla” Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin ”Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler” başlıklı 2. maddesinde, ”(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi’nin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, b) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından, c) Ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Davacı, Gazi Üniversitesi bünyesinde öğretim üyesi (profesör) olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yaptığı başvuru 26/09/2018 tarih ve 2018/36346 sayılı işlem ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile davacının görevden çıkarılması nedeniyle mahrum kaldığını iddia ettiği maaş, döner sermaye katkı payı ve ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Diğer yandan, davacının ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan yargılamanın Yargıtay aşamasında derdest olduğu görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına” ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
AİHM, “demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu” belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM’e göre “kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır.” (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının Bank Asya’da vadesiz hesabı var iken 30/06/2014 tarihinde anılan vadesiz hesaptan aktarım yaparak 150.000,00-TL tutarlı 34 günlük katılım hesabı açtığı ve bu tutarın 7 ay söz konusu katılım hesabında kaldığı tespitine yer verilmiştir.
Bu tespitle ilgili olarak davacının tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; Bank Asya hesabının maaş hesabı olarak açıldığının, sadece maaşlarının bu hesaba yatırıldığının, dışarıdan bir para girişi olmadığının, biriken maaşlarını vadeli hesapta değerlendirdiğinin, örgüt mensuplarınca anılan Bankaya destek amacıyla para yatırıldığı dönemde uzunca uğraşlar sonucu hesapta bulunan parasını Halk Bank hesabına havale ettiğinin ileri sürüldüğü görülmüştür.
Davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan, “…sanığın Bankasya hesabını sürekli olarak kullandığı, 2013 yılı ay sonu bakiyelerine bakıldığında hesabında 185.000TL civarında para bulunduğu, 30/06/2014 tarihinde vadesiz hesabından katılım hesabına para aktararak katılım hesabı açtırdığı, ancak sanığın Bankasya hesabına 2014 ve 2015 yıllarında yeni bir para girişi olmadığı ve katılım hesabı açtırdığı tarihin örgüt liderinin talimatından çok sonra olduğu, sanığın Bank Asya’daki parasını 2015 yılının Şubat ayında çektiği, bu tarihin de örgüt liderinin paranızı çekin talimatından çok önce olduğu gözetildiğinde sanığın savunması ve bankasya hesap hareketlerine göre sanığın örgüt liderinin talimatı ile uyumlu hareket etmediğinin değerlendirildiği bu durumun belgeler ile desteklendiği, sanığın hesap hareketlerinin örgüt talimatı ile alakalı olmayıp olağan bankacılık işlemleri olduğu…” yolundaki tespitler, davacının yukarıda aktarılan beyanları ile Bank Asya hesap dökümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacının 22/10/2009 tarihinde Bank Asya nezdinde açılmış vadesiz hesabının bulunduğu, söz konusu hesabın son işlem tarihi olan 04/02/2015 tarihine kadar olan süreçte aylar itibarıyla maaş ödemelerini müteakip harcama, para çekme, kredi kartı borcu ödeme, fatura ödeme gibi birtakım cari işlemler için kullanıldığı, öte yandan 30/06/2014 tarihinde açılmış bir katılım hesabının bulunduğu, söz konusu katılım hesabının ise cari hesapta bulunan para ile açıldığı, yeni bir para girişi olmadığı, anılan hesapta bulunan 154.740,05- TL tutarındaki paranın 04/02/2015 tarihinde Halk Bank hesabına EFT yolu ile gönderildiği, sonrasında ise hiçbir bankacılık işlemi gerçekleştirilmediği, katılım hesabı açılan 30/06/2014 tarihinden sonra ise hesaba tek para girişinin 16/07/2014 tarihli jüri üyeliği ödemesi olduğu, bu tarihten sonra da hesabın tamamen ödeme işlemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla kullanıldığı, hesap açılışının ilk talimat tarihiyle uyumlu olmadığı, davacının beyanlarını doğrular şekilde rutin olarak anılan hesaba maaş ödemeleri haricinde para girişinin bulunmadığı, TMSF tarafından Bank Asya’ya uygulanan yaptırımlar nedeniyle terör örgütü liderinin banka işlem hacmini artırmak amacıyla anılan Bankada hesap açılması ve/veya para yatırılması yolunda tüm üyelerine talimat verdiği dönem içerisinde kalan 04/02/2015 tarihinde davacının anılan Bankadaki mevcut katılım ve cari hesabındaki tüm mevduatını Halk Bank hesabına aktarmak suretiyle talimatın aksine hareket ettiği, söz konusu bankacılık işlemlerini terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yaptığına dair somut başkaca bir tespitin de bulunmadığı anlaşıldığından, Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Temyizen incelenen kararda, davacının örgütün yayınlarını yapan samanyoluhaber.com isimli siteye 2013-2014 yılları arasında yoğun bir şekilde girdiği tespitine yer verilmiştir.
Anılan tespite ilişkin olarak, davacı tarafından; ceza yargılamasında yapılan dijital materyal incelemesinde FETÖ ile bağlantılı herhangi bir bilgiye rastlanılmadığının, zamanında yasal olan samanyolu haber sitesine girmesinin suç olamayacağının, ayrıca anılan siteye bazı aylar hiç giriş yapmadığının, bazı aylar ise 3-4 defa giriş yaptığının ceza yargılamasında yer alan bilirkişi raporundan da görülebileceğinin ileri sürüldüğü görülmüştür.
Davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, … Ağır Ceza Mahkemesince verilen … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararda yer alan, “…sanığa ait dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme neticesinde; 2013-2014 yıllarında samanyoluhaber.com isimli örgütün yayınlarını yapan siteye girmiş olması, Yargıtay …CD.’nin … tarih ve … esas- … karar sayılı kararında da belirtildiği üzere sanığın savunması, konum ve kişisel özellikleri dikkate alındığında sempati ve iltisak boyutun aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği…” yolundaki tespitler, davacının beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Ceza Mahkemesince yaptırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği anlaşılan anılan siteye sadece giriş yapmış olmasının davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Daire kararında; … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı dosyasında sanık olarak yargılanan …’nin davacı hakkında “…arada sohbetlere gelen kişiler Ankaradan …, Prof. Dr. …,….” yolunda beyanının bulunduğu tespitine yer verilmiştir.
Davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan tanık beyanlarının incelenmesinden; …’nin beyanında, “…Ben sanığın FETÖ ile ilişkili herhangi bir faaliyetine şahit olmadım. Olduğunu da zannetmiyorum dedi. Hakkımda soruşturma yapıldığı sırada çalıştığım dönemle ilgili olarak bilgimi sordular. Ben de bildiklerimi anlattım. Ben sanığın FETÖ ile bir ilişkisi olduğuna dair herhangi bir şey söylemedim. Ben dekan yardımcısı olarak görev yaptım. Ancak sanığın herhangi bir idari görevi yoktu…”, …’nin beyanında ise, “…Ben … üniversitesinde Dekanlık yaptığım dönemde Rektör … ile mücadele ettim. Onun döneminde atanan herkesin FETÖ’cü olup olmadığı hususunda şüphelendiğim için takip ettim. …’ da … döneminde atandı. Ancak … tarafından atanmadı. Mahkeme sürecinden sonra atandı. Ben o süreçte 4 yıla yakın bir dönemde dekanlık yaptım. …’ nın üniversiteye geldiği zaman FETÖ şüphesi ile takip ettim. Takip ettiğim dönemde şüphemi doğrulayacak herhangi bir bilgi, belgeye ulaşmadım. Aksine …’ nın kendi işinde gücünde olduğunu, FETÖ’cülerle bir ilgisinin olmadığı kanaatine vardım…” yolunda ifadelerin bulunduğu görüldüğünden, davacının Ankara’da sohbet toplantılarına katılan kişilerden olduğu yolunda … tarafından verilen beyanın başkaca somut veriler veya tanık beyanlarıyla desteklenmeksizin, salt bu haliyle davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Temyizen incelenen kararda; davacının en son görev yaptığı Kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı bulunduğu yönünde değerlendirme ve istihbari bilgi bulunduğu yolunda tespite yer verilmiş ise de, davalı idarece davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı bulunduğu yönündeki değerlendirmenin dayanakları olarak dava dosyasına sunulan istihbari bilgilerin yer aldığı tablonun incelenmesinden, davacı ile ilgili olarak “PDY/FETÖ’ye müzahir olduğu şeklinde iddiada bulunulduğu, PDY/FETÖ’ye müzahir kurum ve kuruluşlarla iltisaklı olduğu, PDY/FETÖ’ye müzahir finans kurumunda 2014 yılı sonrasında hesabını arttırdığı, geçmiş yıllarda PDY/FETÖ’ye müzahir eğitim kurumunda eğitim gördüğü,” şeklinde tespitlere yer verildiğinin görüldüğü, ancak söz konusu tespitlerden Bank Asya hesabına ilişkin verilerin dosyaya sunulması dışında diğer istihbari bilgilere ilişkin somut verilerin dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından ve söz konusu Bank Asya hesap hareketlerinin de davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olmadığı Dairemizce yukarıda ayrıntılarıyla ortaya konulduğundan, anılan tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı yönünden aleyhine delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Daire kararında; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’ndan temin edilen bilgilerde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı nedeniyle kapatılan Turgut Özal Üniversitesi’nde 28/08/2006-17/01/2013 tarihleri arasında çalışma kaydının bulunduğu tespitine yer verilmiştir.
Bu tespitle ilgili olarak davacının beyanlarında özetle; anılan Üniversitenin çalışmaya başladığı tarihte tamamen yasal faaliyet gösteren bir kurum olduğunun, kendi bilgi ve iradesi dışında sonradan anılan kurumun FETÖ kurumu kabul edilmesinin kendi suçu olmadığının, nitekim milat tarihi olan 17/25 Aralık 2013 tarihinden önce bu kurumdan kendi isteği ile ayrıldığının, çalıştığı dönem içerisinde de işçi-işveren ilişkisi dışında herhangi bir ilişkisinin bulunmadığının, … Üniversitesine geçişinin dönemin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı rektörü … tarafından engellendiğinin, bunun üzerine dava yoluyla Gazi Üniversitesindeki görevine başlayabildiğinin ileri sürüldüğü görülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden, davacının KHK ile kapatılan Turgut Özal Üniversitesi’nde 28/08/2006-17/01/2013 tarihleri arasında çalışma kaydı bulunduğu yolundaki tespitin, davacının FETÖ/PDY ile bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin iptali ile davacının kamu görevinden çıkarılması nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının kamu görevinden çıkarıldığı tarihten itibaren dönemsel tahakkuk tarihleri esas alınmak suretiyle işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 23/06/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.