Danıştay Kararı 5. Daire 2021/6476 E. 2022/5332 K. 23.06.2022 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2021/6476 E.  ,  2022/5332 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6476
Karar No : 2022/5332

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde üst kurul uzmanı olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında, davacının FETÖ/PDY ile ilişkisi ya da bağlantısının bulunduğu yönünde kurum kanaati olduğu belirtildiğinden, Mahkemelerinin ara kararıyla davalı idareden davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantısına yönelik olarak Kurum tarafından OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna sunulan personel bilgi dosyasının bir örneğinin gönderilmesinin istenildiği, söz konusu ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında …’nin beyanına yer verildiği, söz konusu beyanın içeriğinde, davacı ile ilgili olarak, “AKP gidici çok az kaldı şeklinde sanki darbeyi bile bildiğine dair imalı sözler söylediği, yine bu süreçte terör örgütü başı Fetullah Gülen ile alakalı hakaretlere itiraz ettiği hatta bazı kişilerle kavga edecek düzeye kadar süreci götürdüğü, kurum içinden FETÖ okulları ile alakalı fiyat indirimi gibi destek arayan kişilerin de bağlantıları nedeniyle … ile görüştüğü saha araştırmalarından gelen bilgilerdir. Sahadan gelen bilgilere göre kendi kimliğini gizlemediği FETÖ örgütü ile ilişkisi net olarak bilinmektedir.” denildiğinin görülmesi üzerine Mahkemelerinin ara kararıyla davalı idareden; kurum içi şifahi görüşmeler, saha ve sosyal çevre araştırması kapsamında davacının bahsedilen, davacının söz ve davranışlarıyla ilgili görgüye dayalı bir beyanın yahut başkaca somut dayanağın bulunup bulunmadığının sorularak, davacı hakkında varsa görgüye dayalı beyanların imzalı suretlerinin ve somut tespitlerin dayanaklarıyla birlikte dosyaya ibraz edilmesinin istenildiği, ancak davalı idarece bu hususa ilişkin olarak herhangi bir bilgi ve belgenin dava dosyasına sunulamadığı, dolayısıyla, davacıya isnat edilen söz ve davranışların ne zaman, nerede ve kimlerin şahitliğinde gerçekleştiğinin ortaya konulamadığı, bu haliyle kurum kanaatinin somut verilere dayandırılamadığının görüldüğü, dayanağı olmayan kurum kanaatinin hükme esas alınmasının hukuken mümkün olmadığı, öte yandan, davalı idarece, davacının kamu görevinden çıkarılması teklifinde imzası bulunan ve komisyon başkanı olan …’nin tanıklığının bulunduğu ileri sürülmüş ise de, …’nin beyanının kurum daire başkanı, daire başkan yardımcısı, uzman ve diğer personel ile yapılan görüşme neticesinde oluşan bir kanaate dayandığı, Mahkemelerince yapılan ara karara rağmen ilgili kurum yöneticilerinin beyanlarının dava dosyasına sunulmadığı, bu durumda, müstenidatı bulunmayan, başka bir ifadeyle somut tespitlere dayanmayan kurum kanaatinin iltisak ve irtibat gerekçesi olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı; dava konusu işlemde, davacının çocuğunun FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumları arasında yer alan Özel Ülkü Ulusoy Ortaokulu’nda 2014-2016 eğitim-öğretim dönemlerine ilişkin öğrenim kaydının bulunduğu tespitlerine yer verilmiş ise de, ülkemizde ailelerin çocuklarını gönderdiği okulların seçiminin, ikamete yakınlık, ekonomik nedenler, ailevi sebepler, okul başarısı, aile fertlerinin çalışma durumları gibi FETÖ/PDY ile ilgisi olmayan nedenlere dayanabildiği, nitekim dava dilekçesinde benzer saiklerle çocukların anılan okullara gönderildiğinin davacı tarafından ileri sürüldüğü ve davalı idare tarafından da aksini ispata yeterli bir gerekçenin sunulmadığı, dolayısıyla çocukları FETÖ/PPY ile irtibat ve iltisakından dolayı kapatılan okula gönderme eyleminin örgütün amacına hizmet ettiğinin tespiti davalı idarece ortaya konulamadığından ve bu husus başkaca delillerle desteklenmediğinden, okul kaydının tek başına örgüt ile iltisak ve irtibat bağını kuracak yeterlikte olmadığı kanaatine ulaşıldığı; dava konusu işlemde yer alan, davacının FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Gonca Özel Eğitim Öğretim A.Ş’ye 16/12/2015-13/01/2016 tarihleri arasında toplam 2.500,00 TL ödeme bilgisinin bulunduğu tespitine ilişkin olarak ise, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler ile Mahkemelerinin ara kararına cevaben davacı tarafından dava dosyasına ibraz edilen belgelerin tetkikinden; söz konusu ödemenin çocuğunun okul servis ücreti olduğunun anlaşıldığı, anılan okul kaydı kapsamında yapılan bu ödemenin iltisak ve irtibat kapsamında değerlendirilmediği; davalı idarece sunulan özet bilgi tablosunda davacının Bank Asya’da hesabının bulunduğu, örgüt liderinin talimatı üzerine bankaya para yatırdığı tespitine yer verilmiş ise de, davacının yargılandığı ceza davasında, Bank Asya hesap hareketlerinin kredi kullanımından kaynaklandığı ve rutin işlemler kapsamında olduğuna yönelik tespit bulunduğu görüldüğünden, söz konusu Bank Asya hesap hareketlerinin davacının örgüt ile iltisak ve irtibatını gösterir bir veri olarak kabul edilemeyeceği; aynı yargılamada, davacının FETÖ/PDY’nin üst düzey isimleriyle telefon görüşmeleri olduğuna yönelik HTS kaydı bulunduğunun tespit edildiği ve davacının söz konusu şahıslar ile yaptığı görüşmelere yönelik savunmalarının ceza mahkemesince kabul gördüğü, bu durumun tanık …’nın beyanı ile desteklendiği ve söz konusu telefon görüşmelerinin örgütsel amaçla yapıldığına ilişkin bir tespitin bulunmadığı gerekçeleriyle davacının beraatine karar verildiği, Mahkemelerince de ceza yargılamasındaki söz konusu tespitlerin hükme esas alınabileceği ve anılan HTS kayıtlarının iltisak ve irtibat kapsamında değerlendirilemeyeceği, ara kararlarına rağmen davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını gösteren başkaca delil ve tespitin de dava dosyasına sunulmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yapılan ceza yargılamasında delil yetersizliği gerekçesiyle beraatine karar verildiğinin ve kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı, anılan ceza yargılamasında elde edilen deliller de dikkate alınarak davacının kamu görevinden çıkarılma nedeni olan irtibat ve iltisak hallerinin var olup olmadığının işbu davada ortaya konulması gerektiği, davacının çocuğunun FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Özel Ülkü Ulusoy Ortaokulu’nda 2014-2016 eğitim öğretim dönemlerinde kaydının bulunduğunun ve kapatılan Gonca Özel Eğitim Öğretim A.Ş.’ye 16/12/2015-13/01/2016 tarihleri arasında toplam 2.500,00-TL ödeme bilgisinin olduğunun tespit edildiği, söz konusu işlemlere ait dekontlarda davacının oğlunun eğitim ve servis ücreti olduğuna dair açıklama yapıldığının görüldüğü, kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında; davacı hakkında FETÖ/PDY ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu yönünde saha ve sosyal çevre, istihbarat ve kurum kanaati bilgilerinin bulunduğunun belirtildiği, İdare Mahkemesince yapılan ara karara cevaben dosyaya sunulan ve kurum kanaatini içeren 16/10/2020 tarihli yazıda, “667 sayılı KHK’nın yayımlanması sonrasında idarelerinin bünyesinde değerlendirme komisyonu kurulduğu, RTÜK Başkanı başkanlığında toplanan komisyonun terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen personelin tespiti amacıyla çalışmalarını yürüten komisyonun davacının durumu hakkında kurumda irtibat noktasında ne olarak bilindiği, kimlerle irtibatlı olduğu yolunda kurum içi şifahi görüşmelerle saha ve sosyal çevre araştırması yapıldığı, Daire Başkanı, Daire Başkan Yardımcısı, Uzman ve diğer personel ile yapılan görüşmeler sonucunda; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olduğu/örgütle iltisaklı olduğu kanaatine ulaşıldığı, ayrıca saha araştırmalarında; 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde “AKP gidici çok az kaldı!” şeklinde sanki darbe girişimini önceden bildiğine dair imalı sözler söylediği, bu süreçte FETÖ/PDY terör örgütü elebaşı …’ye yöneltilen hakaretlere karşı itiraz ettiği, hatta (tartışmayı) bazı kişilerle kavga edecek düzeye kadar götürdüğü, kurum içinden FETÖ okulları ile alakalı fiyat indirimi gibi konularda destek arayan kişilerin bu konuda bağlantıları nedeniyle davacı ile görüştükleri bilgisine ulaşıldığı, yine sahadan alınan bilgilerde; davacının kendi kimliğini gizlemediği, FETÖ/PDY ile ilişkisinin net olarak bilindiği ifadelerine yer verildiği, ayrıca davacının çocuklarının FETÖ/PDY’ye müzahir okullarda öğrenim gördüğü, eşinin 2002-2013 yılları arasında FETÖ/PDY’ye ait şirketlerde çalıştığı, FETÖ/PDY ile iltisaklı Bankasya’da hesabının olduğu, bu hesapta 17/12/2013-15/07/2016 tarihleri arasında hesap hareketliliğinin bulunduğu, HTS kayıtlarına göre FETÖ/PDY terör örgütünün 3 ayrı çatı yöneticisi ile toplam 67 görüşme kaydının tespit edildiği” açıklamalarına yer verilerek davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir ve irtibatlı olduğuna dair kanaatlerinin geçerli olduğunun belirtildiği, dava dosyasında bulunan özet bilgi tablosunda ve davacı hakkında düzenlenen iddianamede; davacının 2010-2013 yılları arasında FETÖ/PDY terör örgütünün tepe yöneticileri oldukları gerekçesiyle haklarında kamu davası açılan …, … ve … ile telefon görüşmelerinin tespit edildiğinin belirtildiğinin görülmesi üzerine Dairelerince yapılan ara kararına cevaben dosyaya sunulan HTS sorgusunun incelenmesinden, davacının iki ayrı GSM hattı üzerinden … ile 3 kez, … ile 28 kez, … ile 36 kez görüşmesinin olduğunun anlaşıldığı, davacının ceza yargılamasındaki savunmasında; … ile telefon görüşmelerini, aralarında üçüncü kuşak akrabalık ilişkisinin bulunduğu ve bu kişinin çocuğu ile kendi oğlunun okul arkadaşı olduğunu beyan ederek açıkladığı, … ile telefon görüşmelerini, RTÜK’teki görevi gereği görüştüğünü, belirtilen dönem RTÜK Başkanı olan …’nın bu durumdan bilgisi olduğunu, bu kişinin ceza davasındaki tanık beyanının da lehine olduğunu beyan ederek açıkladığı, …’nın tanık beyanında; 2011 yılı öncesi RTÜK’e gelen ilgililerle yüz yüze görüşme konusundan bahsedildiği, davacının … ile HTS kayıtlarının ise cep telefonu ile özel görüşme mahiyetinde olduğu, sadece 10 görüşmenin 2011 yılı ve öncesine ait olduğu, görüşmelerin 18’inin 2011 yılı sonrasına ait olduğu, bu görüşmelerin “arama”, “aranma”, “sms atma”, “sms alma” gibi çeşitlilik gösterdiği ve iletişimin mesai saati sonrasında da devam ettiği, hatta 12/08/2012 tarihinde gece saat 02:00’da arka arkaya sms alıp saat 02:14’te aranma suretiyle telefon görüşmesi yaptıklarının görüldüğü, davacının … ile ilişkisinin tanık …’nın belirttiği 2011 yılı ve öncesinde iş yerinde görev gereği görüşme durumunun dışında gerçekleştiğinin anlaşıldığı, … ile telefon görüşmelerini, (04/11/2016 tarihli Sulh Ceza Hakimliği Sorgusunda) bu kişinin Ankara Büyükşehir Belediyesi ile televizyon kuracaklarını belirterek kendisiyle görüştüğü şeklinde açıklarken, ceza mahkemesindeki savunmasında; oğlunun ilkokul döneminde 2009-2013 yılları arasında FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı Özel Yüksel Sarıkaya İlkokulunda okuduğu, okul santralinde kullanılan GSM hattının … adına kayıtlı olduğu, söz konusu görüşmelerin çoğunluğunun oğlunun okul çıkış saatlerine ilişkin olduğu, adına kayıtlı 2 ayrı GSM hattı üzerinden 36 görüşmeden 18’ini kızının, 18’ini kendisinin gerçekleştirdiği, ayrıca bu kişinin, …’nın RTÜK Başkanı olduğu dönemde kendisine geldiği, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile televizyon kuracaklarını belirterek kendisiyle görüştüğü şeklinde açıkladığı, yine UYAP kayıtlarına göre, davacının eşi F.K. hakkında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla düzenlenen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No: …sayılı iddianamesinde; 2000-2005 yılları arasında FETÖ/PDY ile iltisaklı Özel İbrahim Avcı İlköğretim Okulunda görev yaptıktan sonra, FETÖ/PDY ile iltisaklı Özel Yüksel Sarıkaya İlkokulunda çalışmaya başladığını, bu okulda (Ağustos) 2013 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli olduğunu, kızı …’nın ortaokulu bu okulda okuduğunu, Maltepe Dershanesine gittiğini, daha sonra FETÖ/PDY ile iltisaklı İzmir Şifa Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandığını, 2013 yılında kızını bu okuldan aldığını, kızının halen Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuduğunu, oğlu …’nın da ilkokul 4. sınıfa kadar bu okulda okuduğunu, daha sonra da kendisinin çalıştığı okulda eğitimine devam ettiğini beyan ettiği, davacının kızı …’nın davacı hakkındaki ceza yargılamasındaki ifadesinde; babası adına kayıtlı … numaralı GSM hattını 10 yıldan beri kendisinin kullandığını, avukatı ile yaptığı incelemede bu GSM hattı üzerinden … ile yapılan 36 görüşmeden 18’ini kendisinin yaptığını anladığını, bu kişiyi tanımadığını, kardeşinin Özel Yüksel Sarıkaya İlkokulunda 2010-2013 yıllarında öğrenciyken akşam etütlerine kaldığını, kendisinin de saat kaçta okuldan çıkacağını sormak için aradığını, söz konusu okul telefonunun … adına kayıtlı olduğunu anladıklarını beyan ettiğinin görüldüğü, davalı idarece istinaf dilekçesi ekinde sunulan ÖSYS Yerleştirme Verileri başlıklı belgede, davacının kızı …’nın 2012 yılında FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olması nedeniyle kapatılan İzmir Şifa Üniversitesini kazandığı, eşinin ifadesine göre de 2013 yılında bu okuldan ayrıldığı, dolayısıyla İzmir’de öğrenim gören …’nın 2012-2013 yılları arasında Ankara’da okuyan kardeşinin akşam etüdünün ne zaman biteceğini öğrenmek için kullanımında olan … numaralı GSM hattından okulu aradığı iddiasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, ayrıca davacının eşinin zaten oğlunun okulunda öğretmen olarak görev yapması nedeniyle oğlunun durumunu bizzat takip edebilecek durumda olduğu, davacı adına kayıtlı GSM hattı üzerinden yapılan 36 görüşmeden 18’inin davacının kızının yaptığı savunmasının inandırıcılıktan uzak olduğu, davacı adına kayıtlı 2 ayrı GSM hattından FETÖ/PDY terör örgütü tepe yöneticisi olduğu belirtilen … ile “arama” ve “aranma” şeklinde yapılan yoğun iletişime ilişkin savunmalarının yeterli olmadığı sonucuna ulaşıldığı, davacı hakkındaki ceza yargılamasında dijital materyalleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde; telefonun Web geçmişinde son dakika haberleri, Bylock ve FETÖ/PDY kapsamındaki haberler ve güncel haberlerin görüntülendiği, bilgisayarında google arama motoru üzerinden yapılan aramalarda; “rtük paralel”, “rtük paralel …,”, “samanyolu”, “samanyolu haber izle”, “SHABER”, “…”, “…”, “…” kelimelerinin arandığının tespit edildiği, ceza yargılaması sürecinde davacıya yönelik aramada; (FETÖ/PDY’ye müzahir) “Gonca”, “Işık”, “Muştu”, Zambak”, “Nil”, “Güvender”, “Maltepe” ve “FEM” yayınlarına ait kitaplar yanında “9 parça farklı tarihli Zaman Gazetesi sayfası” ele geçirildiği, davacının PTT Genel Müdürlüğü’nde başmühendis iken 1999 yılında RTÜK’e atandığı, uzman kadrosunda çalışmaktayken 2004 yılında daire başkanlığına atandığı, 17/25 Aralık 2013 süreci sonrasında 30/04/2014 tarihinde daire başkanlığı görevinden alındığı ve uzman kadrosuna atandığı, 21/07/2016 tarihinde de görevden uzaklaştırıldığının görüldüğü, davacı ve eşinin Bank Asya’da hesapları bulunmakla birlikte, hesap hareketlerinde örgütün talimatı sonrasında Bankaya finansal destek mahiyetinde işlem yaptıklarına dair bir tespitin bulunmadığının anlaşıldığı, davalı idarece sunulan istinaf dilekçesinde, davacının 30/01/2012 tarihinden itibaren FETÖ/PDY terör örgütü elebaşının bulunduğu ABD’de geçirmek üzere 9 günü kapsayan izin aldığını belirttiği ve konuya ilişkin belgelerin sunulduğu, anılan belgelerde davacının iznini eşinin ablasının kızı ….’nın yanında geçireceğini beyan ettiğinin görüldüğü, davacının eşi hakkında hazırlanan iddianamede ise eniştesi …’nın FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Manisa’da tutuklu olduğunu beyan ettiği, UYAP kayıtlarına göre adı geçenin … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında terör örgütü üyeliği suçundan yargılandığı, anılan Ceza Mahkemesi kararında; Manisa İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünün Araştırma ve Tespit Tutanağına göre sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün tepe yöneticileri olduğu değerlendirilen ve FETÖ/PDY ana çatı soruşturmasında şüpheli olarak adı geçen …, …, …, …, …., …., …., …., …. ve …. isimli şahıslarla çok sayıda telefonla irtibatının bulunduğu, tanıklardan ….’nin ifadesinde; avukatlar …., …., …., …. ve …. ile birlikte … isimli şahsın yanında bulunan … ve sanık … isimli şahıslarla toplantı yaptıklarını, …’nın sanık …’yı Fethullah Gülen’in eski talebelerinden olarak tanıttığını ve avukatlar ünitesinin İzmir Bölge sorumlusu olduğunu, …’nın önce küçük bir sohbet yaptığını, ardından Türkiye çapında avukatlar ünitesi olarak ayrı bir yapılanmaya gidildiğini, hususi bir yapılanma olduğunu, avukatların bir araya gelip istişare gruplarının oluşturulması gerektiğini, …’nin Manisa ve ilçelerinden sorumlu olacağını söylediğini, Manisa avukatlar ünitesinin sorumluluğunun kendisine verildiğini, …’nin ise ayda bir Manisa’ya geldiğini, ilçe yapılanmaları için Manisa ilçelerinde bulunan avukatlara ziyaretler yapıldığını beyan ettiği, yaptırılan fotoğraf teşhis işleminde sanığın avukatlar yapılanması İzmir bölge sorumlusu olduğunu, Manisa avukatlar ünitesinin …’nin bölge sorumlusu olduğu dönemde faaliyete geçtiğine dair ifadelerin yer aldığının görüldüğü, yine davacının bacanağı …’nın, 2008-2010 yılları civarında (UYAP kayıtlarında 22/07/2010 tarihinde evlendiği belirtilen) kızı …. ve damadının yanına Amerika’ya (FETÖ/PDY terör örgütü ele başının bulunduğu Pensilvanya eyaletine komşu) New Jersey eyaletine gittiğini beyan ettiği, davacının da ….’nın yanında geçirmek üzere 30/01/2012 tarihinden itibaren 9 gün izin alması ve yukarıda davacının HTS incelemesinde irtibat kurduğu belirtilen ve FETÖ/PDY terör örgütünün tepe yöneticileri oldukları gerekçesiyle haklarında kamu davası açılan … ve … ile davacının bacanağının da irtibatlı olduğu hususlarının dikkat çekici bulunduğu, yine UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Trabzon’da bulunan FETÖ/PDY’ye müzahir Alpaslan Koleji okul müdürü olan ve davacının bacanağı olduğu belirtilen …’nin FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçundan yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yapılan ceza yargılaması sürecinde; anılan okulda öğretmen olarak görev yapan müşteki ….’nün ifadesinde; …’nin Bank Asya’yı kurtarmak için kendilerine para yatırmalarını telkin ettiğini beyan ettiği, …’nin 20/06/2016 tarihli ve Soruşturma No:… sayılı şüpheli sorgu tutanağında da; … tarafından … Özel Eğitim Yayıncılık ve Ticaret A.Ş.’nin Bank Asya hesabına yüklü miktarda para yatırılmasının yanında, gerçekleşen diğer para trafiğinin de sorgulanarak söz konusu para trafiğini açıklamasının istenildiği, 2014 yılında kendisine gelen 3.223,00-TL EFT’yi bacanağı (davacı) …’nin gönderdiğini, bu parayı oğlu için borç olarak aldığını beyan ettiğinin görüldüğü, …’nin eşi ve davacının baldızı olan … hakkında … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yapılan ceza yargılamasında ise Bank Asya hesap hareketlerinin bu kişi aleyhine değerlendirildiği görülmekle birlikte davacı ile … arasında gerçekleşen para trafiğine dair bir belirleme yapılmadığı, dolayısıyla söz konusu para trafiğinin örgütsel bir yönünün tespit edilemediğinin anlaşıldığı, tüm bu delil ve tespitler ile davacının savunma ve beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğuna kanaat getirilmesine yeterli düzeyde verinin dosyada mevcut olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılarak, istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı Kanunun değişik 45/4. maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; suç ve cezaların şahsiliği, suç ve cezada kanunilik, yargılamada lehe delillerin dikkate alınması, adil yargılanma ve savunma hakkı gibi temel hakların ihlal edildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararında, başka bir şahsın açtığı Bank Asya hesaplarının kendisi açmış gibi lanse edildiği, anılan Banka hesaplarının kendisine ait olmadığı, Bank Asya’da talimat doğrultusunda işlem yapmadığının MASAK ve Bilirkişi Raporu ile ortaya konulduğu, eşinin Bank Asya hesabı ile ilgili olarak alınan Bilirkişi Raporunda ise, hesabın 2013 yılına kadar maaş hesabı olarak kullanıldığının ortaya konulduğu, talimatla yapılmış bir ödemenin söz konusu olmadığı, eşinin okuldan ayrılmasıyla BES hesabı olarak devam ettiği, Devlet desteğinin 3 yıl sonunda hesaba eklenmesiyle devlet katkısının alınarak anılan hesabın kapatıldığı, … ile olan görüşmesinin, bu şahsın Ankara Büyükşehir Belediyesi’yle ortak televizyon kanalı açılması yönünde görüşmek amacıyla RTÜK’e gelmesi üzerine RTÜK başkanının kendisine yönlendirmesi nedeniyle olduğu, görüşmenin RTÜK başkanının bilgisi dahilinde olduğu, telefonla görüşmediği, telefon kayıtlarında görünen … adına kayıtlı hattın, oğlunun okuduğu okul santrali tarafından kullanıldığı, bu hususun Ceza Mahkemesince tespit edildiği, kızının; 2012 yılında İzmir’de okurken annesinin görev yaptığı, kardeşinin ise okuduğu okulu aramasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, aramaların oğlunun okuldan ayrılması ile son bulduğunun değerlendirilmediği, … ile eski RTÜK başkanı …’nın görevden ayrıldığı tarih olan 2011 yılından sonra olan görüşmelerinin kamu hizmetlerinin kadim olmasından kaynaklandığı, görüşmelerin 2011 yılına kadar masum, sonrasında ise iltisak unsuru olarak gösterilmesinin hukuka aykırı olduğu, Gonca Eğitim A.Ş.’ye yapılan 2500 TL ödemenin servis ve eğitim ücreti olduğunu, ödemeye ilişkin dekontlarla ortaya koyduğu, kızının 2012 yılında Şifa Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandığı, 2013 yılında ilişiğini kestiği, 2014 yılında Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandığı ve 2018 yılında mezun olduğu, kızının YÖK mevzuatına göre faaliyet gösteren bir üniversiteyi kazanmış olmasının irtibat ve iltisak olarak değerlendirilemeyeceği, 9 günlük Amerika ziyaretini halen Amerika’da yaşayan kuzeninin ailevi bir sorununu çözmek için gerçekleştirdiği, seyahat nedenini açıkça beyan edip ilgili makamlardan izin alarak 2010 yılında yurtdışına çıkmasının irtibat ve iltisak olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, eşinin ilahiyat fakültesi mezunu olduğu, 2013 yılının Haziran ayı itibarıyla kapatılan eğitim kurumundan istifa ederek ayrıldığı, takip eden 4 yıl süreyle Kültür Koleji ve Sınav Koleji’nde çalıştığı, daha sonra sağlık sorunları sebebiyle ameliyat olarak çalışma hayatını sonlandırdığı, kurum kanaatinde belirtilen iddiaların somut olarak ortaya konulmadığı, kulaktan dolma ve tek taraflı olduğu, dönemin Üst Kurul Başkanı …’nın hakkında verdiği ifadesinde “FETÖ ile mensubiyetinin olduğuna ilişkin bir gözleminin olmadığı, farklı bir talebine şahit olmadığı, telefon görüşmelerinin işi ve görevi gereği olduğu yolunda beyanlarının bulunduğu, şahsıyla ilgili irtibat ve iltisakına delalet edecek tek bir somut tespitin bulunmadığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi İdare Mahkemesince kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun’un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.” düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı’nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK’nın anılan toplantısında “demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla” Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin ”Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler” başlıklı 2. maddesinde, ”(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi’nin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, b) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından, c) Ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Davacı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu bünyesinde üst kurul uzmanı olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yaptığı başvuru 25/07/2018 tarih ve 2018/26831 sayılı işlem ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Diğer yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının 28/01/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına” ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
AİHM, “demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu” belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM’e göre “kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır.” (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde;
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının çocuğunun 2014-2016 eğitim öğretim dönemlerinde iltisaklı okulda öğrenim kaydının bulunduğu ve kapatılan Gonca Özel Eğitim Öğretim A.Ş.’ye ödeme bilgisi bulunduğu hususlarının davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak;
Bu tespitlere ilişkin olarak davacının beyanlarında özetle; oğlunun Devletin izniyle faaliyet gösteren okulda eğitim görmesinin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatına dayanak alınmasının mümkün olmadığı, çocuğunu gönderdiği okulu seçme sebebinin ikametine yakın olması, ekonomik olarak diğer okullara oranla daha uygun olması, okulun başarısı, aile fertlerinin çalışma durumları gibi FETÖ/PDY ile ilgisi olmayan nedenlere dayandığı, Gonca Özel Eğitim Öğretim A.Ş.’ye yapıldığı belirtilen ödemelerin ise oğlunun eğitim ve servis ücreti ödemelerine ilişkin olduğunun ileri sürüldüğü görülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden, davacının kapatılan Gonca Özel Eğitim Öğretim A.Ş.’ye yaptığı tespit edilen ödemelerin oğlunun eğitim ve servis ücretine ilişkin olduğunun anlaşıldığı, davacının çocuğunu örgüte müzahir okula gönderdiği sabit ise de davacının çocuğunu bu okula gönderirken eğitim saikiyle değil örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında yer almadığı, bu nedenle davalı idare tarafından ileri sürülen davacının çocuğunu örgüte müzahir okula göndermesi hususunun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının iki ayrı GSM hattı üzerinden 2010-2013 yılları arasında FETÖ/PDY terör örgütü tepe yöneticileri oldukları gerekçesiyle haklarında kamu davası açılan … ile 3 kez, … ile 28 kez, … ile 36 kez görüşmesi olduğu hususunun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak;
Davacı tarafından, bu tespitlere ilişkin olarak ceza yargılaması ve dava dilekçesindeki beyanlarında özetle; … ile olan görüşmenin, bu şahsın Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ortak televizyon kanalı kurulması projesi kapsamında RTÜK başkanı …’nın makamına gelmesi üzerine, talebin usule uygun olması halinde kanalın kurulabileceği belirtilmek suretiyle dönemin İzinler ve Tahsisler Daire Başkanı olan kendisine yönlendirilmesi üzerine görevi gereği gerçekleştiğini, nitekim …’nın bu hususu ceza yargılaması esnasında tanık sıfatıyla beyan ettiğini, … isimli şahsın dönemin Televizyon Yayıncılar Derneği başkanı ve Samanyolu grubu genel müdürü olduğunu, bulunduğu görev nedeniyle tüm yayıncılarla olduğu gibi onunla da görüşmesi bulunduğunu, ayrıca yine anılan şahsın Ankara yerel yönetim ile ortak televizyon kanalı kurma projesi olması sebebiyle de birçok defa görüştüğünü, bu görüşmenin de dönemin RTÜK başkanı …’nın bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, 2011 yılında RTÜK başkanı …’nın görevden ayrılmasından sonra da görüşmesi bulunmasının nedeninin kamu hizmetinin devamlılık arz etmesinden kaynaklı olduğunu, … isimli şahıs ile aralarında üçüncü kuşak akrabalık ilişkisi bulunduğunu ve çocuklarının aynı okulda okuduğunu, 10 yıl içinde 3 defa görüşmenin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, … ve … isimli şahıslarla ise tamamen görevi icabı görüştüğünü, kendi adına kayıtlı olmakla birlikte kızı …’nın kullandığı … numaralı GSM hattından … adına kayıtlı olduğu sonradan öğrenilen GSM hattı ile yapılan toplam 18 görüşmenin anılan hattın oğlunun o dönem eğitim gördüğü Özel Yüksel Sarıkaya İlkokulunun santral hattı olması nedeniyle gerçekleştiğini, nitekim anılan görüşmelerin oğlunun okuldan ayrılması ile son bulduğunu ileri sürdüğü görülmüştür.
Davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ve kesinleşen … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan, “… sanığın örgütün tepe yöneticilerinden olan …, … ve … ile telefon görüşmeleri bulunmakta ise de, sanığın bu görüşmelere aşamalarda alınan savunmasında açıklama getirebildiği, bu görüşmelerin içeriklerinin kayıtlı olmadığı, görüşme yaptığı şahıslardan … ve … ile kurumdaki görevi gereği görüştüğü, bu durumun sanığın savunması ile tanık …’nın kovuşturma evresinde alınan ifadesi ile örtüştüğü, … ile görüşmesinin ise aksi kanıtlanamayan savunmasına göre akrabalık ilişkisi ile …’nin oğlu ve kendi oğlunun okul arkadaşı olmasından kaynaklandığı, bu telefon görüşmelerinin sanığın terör örgütü ile ilişkisi kapsamında yapıldığına dair maddi bir delil bulunmadığı,…” yolundaki tespitler ile davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; HTS kayıtlarına göre davacının 2010-2013 yılları arasında görüştüğü tespit edilen FETÖ/PDY terör örgütünün tepe yöneticileri ile iş ilişkisi dışında görüştüğüne dair dosyada herhangi bir tespit bulunmadığı, nitekim ceza yargılamasında da davacının savunmaları ve tanık beyanlarına itibar edildiği anlaşıldığından, söz konusu görüşmelerin davacının anılan örgüt ile irtibat iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, davacının kızı …’nın kullanımında bulunmakla birlikte davacı adına kayıtlı olan 505…..37 numaralı GSM hattına ait HTS kayıtlarında yer alan tepe yöneticilerden … ile yaptığı görüşmelere gelince;
Davacının kızı …’nın ifadesinde, kardeşinin okul etüt çıkış saatlerini öğrenmek amacıyla kardeşinin o dönem okuduğu okula ait santral numarasını aradığı, okul santralinde kullanılan GSM hattının … adına kayıtlı olduğu, okula ait santral numarasının … adına kayıtlı olduğunu bilmediği belirtilmiş olup, davacının bu beyanlarına yönelik olarak, İstinaf Dairesince, davacının kızının 2012-2013 tarihleri arasında İzmir Şifa Üniversitesinde öğrenim görmesi nedeniyle anılan görüşmelerin Ankara’da öğrenim gören kardeşinin çıkış saatini öğrenmek amacıyla yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilmiş ise de, HTS kayıtlarının incelenmesinden, davacı adına kayıtlı … numaralı GSM hattından … adına kayıtlı GSM hattı ile en son görüşmenin 31/07/2012 tarihinde gerçekleştiği, dosyaya ibraz edilen belgelerden davacının kızının 2012-2013 eğitim-öğretim döneminde İzmir Şifa Üniversitesinde öğrenim kaydının bulunduğu, 31/07/2012 tarihinde eğitim-öğretim döneminin henüz başlamadığı, öte yandan söz konusu hatta ilişkin anılan tarihleri kapsar şeklide HTS baz kayıtlarına ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadığı, davacının kızı …’nın ifadelerinin aksini ortaya koyacak bir bilgi ve belgenin de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, anılan tarihte davacının kızının İzmir’de olduğu yolunda kabule dayalı tespitte hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Kaldı ki bakılan uyuşmazlıkta bu hususun tek başına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koymayacağı da tabiidir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının Kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında; davacı hakkında FETÖ/PDY ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu yönünde saha ve sosyal çevre, istihbarat ve kurum kanaati bilgilerinin bulunduğu hususunun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak sunulmasıyla ilgili olarak,
İdare Mahkemesince verilen ara karara cevaben dosyaya sunulan ve kurum kanaatini içeren 16/10/2020 tarihli yazıda, “667 sayılı KHK’nın yayımlanması sonrasında idarelerinin bünyesinde değerlendirme komisyonu kurulduğu, RTÜK Başkanı başkanlığında toplanan komisyonun terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen personelin tespiti amacıyla çalışmalarını yürüten komisyonun davacının durumu hakkında kurumda irtibat noktasında ne olarak bilindiği, kimlerle irtibatlı olduğu yolunda kurum içi şifahi görüşmelerle saha ve sosyal çevre araştırması yapıldığı, Daire Başkanı, Daire Başkan Yardımcısı, Uzman ve diğer personel ile yapılan görüşmeler sonucunda; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olduğu/örgütle iltisaklı olduğu kanaatine ulaşıldığı, ayrıca saha araştırmalarında; 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde ‘AKP gidici çok az kaldı!’ şeklinde sanki darbe girişimini önceden bildiğine dair imalı sözler söylediği, bu süreçte FETÖ/PDY terör örgütü elebaşı …’ye yöneltilen hakaretlere karşı itiraz ettiği, hatta (tartışmayı) bazı kişilerle kavga edecek düzeye kadar götürdüğü, kurum içinden FETÖ okulları ile alakalı fiyat indirimi gibi konularda destek arayan kişilerin bu konuda bağlantıları nedeniyle davacı ile görüştükleri bilgisine ulaşıldığı, yine sahadan alınan bilgilerde; davacının kendi kimliğini gizlemediği, FETÖ/PDY ile ilişkisinin net olarak bilindiği ifadelerine yer verildiği,..” açıklamalarına yer verilerek davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir ve irtibatlı olduğuna dair kanaatlerinin geçerli olduğunun belirtildiği, ancak davacı hakkında kurum kanaatine dayanak saha araştırması neticesinde oluşturulan ve dosyaya ibraz edilen, dönemin RTÜK başkanı … tarafından imzalanan belgenin davacının kamu görevinden çıkarılma tarihinden çok sonraya tekabül eden 16/10/2020 tarihli olduğu, davacının kamu görevinden çıkarılmasına gerekçe olduğu belirtilen kurum kanaatine ilişkin olarak görevden çıkarma tarihi öncesinde düzenlenmiş herhangi bir belgenin dosyaya ibraz edilmediği, bununla birlikte her ne kadar … imzalı belgede; kurum nezdinde davacının irtibat veya iltisakı noktasında kurum daire başkanı, daire başkan yardımcısı, uzman ve diğer personelle yapılan şifahi görüşmeler ile saha ve sosyal çevre araştırması bulunduğundan bahsedilmiş ise de, İdare Mahkemesince anılan görüşmelere ve araştırmalara ilişkin imzalı beyanlar ve tevsik edici tüm belgelerin sunulmasının istenilmesine rağmen davalı idarece dava dosyasına yazılı herhangi bir beyan ibraz edilmediği görüldüğünden, temyize konu Daire kararında davacının personel bilgi dosyasında yer aldığı belirtilen bilgilerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının Bank Asya hesap bilgileriyle ilgili olarak; “davacının FETÖ/PDY ile iltisaklı Bankasya’nın Diyarbakır, Etlik ve Kızılay şubelerinde hesapları bulunduğu halde 16/05/2014 ve 17/06/2014 tarihlerinde yeni hesaplar açtırdığı ve Bankanın kredibilitesine katkıda bulunduğu öne sürülmesine karşılık, dava konusu işlemde ve davacı hakkındaki ceza yargılamasında, davacının ve eşinin Bankasya’da hesapları bulunmakla birlikte, hesap hareketlerinde örgütün talimatı sonrasında (31/12/2013 sonrası) Bankaya finansal destek mahiyetinde işlem yaptıklarına dair bir tespit bulunmadığı anlaşılmaktadır.” denilmesine rağmen davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
Davacının yargılandığı ceza davasında, Bank Asya hesap hareketlerinin kredi kullanımından kaynaklandığı ve rutin işlemler kapsamında olduğu, örgüt liderinin talimatı üzerine Bankaya yoğun bir şekilde para yatırdığına dair bir tespitte bulunulmadığı anlaşıldığından, söz konusu Bank Asya hesap hareketlerinin davacının örgüt ile iltisak ve irtibatını gösterir bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davalı idarece sunulan istinaf dilekçesinde, davacının 30/01/2012 tarihinden itibaren FETÖ/PDY terör örgütü elebaşının bulunduğu ABD’de geçirmek üzere 9 gün izin aldığını belirttiği ve konuya ilişkin belgeler sunduğu, anılan belgelerde davacının iznini eşinin ablasının kızı ….’nın yanında geçireceğini beyan ettiğinin görüldüğü, ….’nın babası (davacının bacanağı) …’nın ise … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında terör örgütü üyeliği suçundan yargılandığı, anılan Ceza Mahkemesi kararında; sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün tepe yöneticileri olduğu değerlendirilen ve FETÖ/PDY çatı soruşturmasında şüpheli olarak adı geçen …, …, …, …, …., …., …., …., …. ve …. isimli şahıslarla çok sayıda telefonla irtibatının bulunduğunun belirtildiği, davacının bacanağı …’nın, 2008-2010 yılları civarında (UYAP kayıtlarında 22/07/2010 tarihinde evlendiği belirtilen) kızı …. ve damadının yanına Amerika New Jersey eyaletine gittiğini beyan ettiği, davacının da ….’nın yanında geçirmek üzere 30/01/2012 tarihinden itibaren 9 gün izin alması ve davacının HTS incelemesinde irtibat kurduğu belirtilen ve FETÖ/PDY terör örgütünün tepe yöneticileri oldukları gerekçesiyle haklarında kamu davası açılan … ve … ile davacının bacanağının da irtibatlı olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Davacı tarafından anılan tespitle ilgili olarak özetle; 9 günlük Amerika ziyaretinin halen Amerika’da yaşayan kuzeninin ailevi sorunlarını çözmek maksadıyla, seyahat nedenini açıkça beyan ederek ilgili makamdan izin almak suretiyle gerçekleştirdiğinin, yurt dışına çıkmış olmanın irtibat veya iltisak nedeni olarak gösterilemeyeceğinin ileri sürüldüğü görülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden, davacının Başkanlık Makamına verdiği 24/01/2012 tarihli izin dilekçesiyle, iznin kullanılacağı ülke ve adresini, yanında kalacağı kişinin adı, soyadı ve yakınlık derecesini de belirterek başvuruda bulunduğu, aynı tarihli yetkili makam oluru ile davacının hafta sonları dahil 9 günlük yıllık iznini Amerika’da geçirmesinin uygun görüldüğü, söz konusu seyahatin FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı gerçekleştiğine dair somut tespitler bulunmadığı, sadece bacanağının yargılandığı Ceza Mahkemesinde verdiği ifadesinde damadı ve kızı ….’nın yanına Amerika New Jersey eyaletine gittiğini beyan etmesi, New Jersey eyaletinin de Pensilvanya eyaletine komşu olması, davacının da bacanağının kızı olan ….’nın yanında geçirmek üzere 30/01/2012 tarihinden itibaren 9 gün izin alması ve … ve … ile davacının bacanağının da irtibatlı olması durumunun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması esnasında dijital materyalleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde; telefonun Web geçmişinde son dakika haberleri, Bylock ve FETÖ/PDY kapsamındaki haberler ile güncel haberlerin görüntülendiği, bilgisayarında google arama motoru üzerinden yapılan aramalarda; “rtük paralel”, “rtük paralel …,”, “samanyolu”, “samanyolu haber izle”, “SHABER”, “…”, “…”, “…” kelimelerinin arandığının tespit edildiği, diğer yandan davacının ikametinde yapılan arama sonucunda, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir Gonca, Işık, Muştu, Zambak, Nil, Güvender, Maltepe ve FEM yayınlarına ait kitaplar ile 9 parça farklı tarihli Zaman Gazetesi sayfasının ele geçirildiği belirtilmiş ise de, sadece anılan haberlerin görüntülenmesi, belirtilen kelimelerin aranması ve söz konusu sitelere giriş yapılmış olmasının davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğunun göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı, öte yandan, davacının ikametinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir yayınların bulunması hususunun ise, davacı hakkında yürütülen ve beraat kararı ile sonuçlanarak kesinleşen Ceza Mahkemesi kararında, “…sanıktan ele geçirilen dijital materyallerin yapılan incelenmesinde, sanığın silahlı terör örgütü ile organik bağını gösteren ve örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair kesin kanıt tespit edilemediği…” hükmüne yer verildiği ve davacının anılan örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden tek başına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında yer verilen davacının bacanakları … ve … ile baldızı olan …’yle olan ilişkisi sadece akrabalık ilişkisi olup, aralarında örgütsel bir ilişki olduğuna dair herhangi bir tespite yer verilmemiştir. 2014 yılında davacının bacanağına 3.223,00-TL EFT göndermesini bacanağın borç olarak aldığını ifade etmesinin yanında davacının baldızı … hakkında yapılan ceza yargılamasında davacı ile … arasında gerçekleşen para trafiğine dair bir belirleme yapılmadığı, dolayısıyla söz konusu para trafiğinin örgütsel bir yönünün tespit edilemediği anlaşıldığından, söz konusu akrabalara ilişkin tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 23/06/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.