Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2021/1150 E. , 2022/3676 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/1150
Karar No : 2022/3676
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: …’e ait vergi borçları nedeniyle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 79. maddesi uyarınca, davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; … isimli kişiye olan borcunu 6183 sayılı Kanun’un 79’uncu maddesi uyarınca alacaklı vergi dairesine ödemesi gerektiğine ilişkin olarak düzenlenen … tarih ve … sayılı haciz bildirisinin 01/07/2019 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacı tarafından ise 09/07/2019 tarihli yazı ile haciz bildirisine itiraz edilerek adı geçen kişiye borcu bulunmadığının alacaklı tahsil dairesine bildirildiği görüldüğünden, mali tatilin başladığı gün olan 1 temmuzda haciz bildirisinin davacıya tebliğ edildiği, haciz bildirisine karşı yedi gün olan itiraz süresinin ise 20 temmuzda işlemeye başlayarak 27 temmuzda biteceğinden, davacı tarafından 09/07/2019 tarihinde yapılan itirazın süresinde olduğu saptandığından, haciz bildirisinin davacıya tebliğ edilmesine rağmen süresinde itiraz edilmediği ve borcun zimmetinde sayıldığından bahisle dava konusu amme alacağının cebren tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … takip dosya no’lu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun; 6183 sayılı Kanunun 79. maddesi uyarınca davacıya tebliğ edilen haciz bildirisine karşı davacının haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi (7) gün içinde tahsil dairesine itirazını yazılı olarak bildirilmek zorunda olduğu, bu yedi günlük itiraz süresinin de; mali tatil sebebiyle süresinin durduracağı belirtilen ”Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirli sürelerde yapılması gereken muhasebe kayıt süreleri, bildirim süreleri ile vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma süreleri” niteliğinde bir süre olarak değerlendirilemeyeceği görüşüyle, mali tatil nedeniyle davacının söz konusu yedi günlük süresinin durmadığı, dolayısıyla davalı idarece davacıya tebliğ edilen haciz bildirisine karşı davacı tarafından yapılan itirazın süresi içerisinde olmadığı, ancak amme borçlusunun üçüncü şahıslardaki alacakları üzerine haciz uygulanabilmesi için, amme borçlusunun üçüncü şahıs nezdinde alacağının bulunduğunu bildirmiş olması veya idarece borçlu şirketin bu şahıslardan alacağı olduğunun tespit edilmesi ve tespit edilen tutar için haciz konulmasının gerektiği, her ne kadar davacı tarafından haciz bildiriminin tebliğinden itibaren 7 gün içinde tahsil dairesine yazılı beyanda bulunulmamış ise de; davalı idare tarafından davacının borcu olduğuna ve borcun miktarına ilişkin somut bir tespitte bulunulmadığı, sadece Bs formunda davacının ismi yer aldığından bahisle 6183 sayılı Kanun’un 79. maddesinin uygulanması yoluna gidildiği, bu durumda davacı tarafından ileri sürülen iddiaların 6183 sayılı Kanunun 58. maddesinde öngörülen, ödeme emrine karşı ileri sürülecek iddialardan “borcum yoktur” kapsamında değerlendirilmesi ve dava konusu ödeme emrinin iptal edilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle verilen mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Mal ve hizmet alım/satımına ilişkin verilen form Ba ve form Bs bildirimlerinin, mükellefler arasında yapılan alışverişe dair yapılacak her türlü vergi incelemesi açısından vergi idaresi nezdinde bir ispat belgesi olduğu, dolayısıyla, Bs formu ile yapılan bildirim ile davacının asıl borçludan mal/hizmet alımında bulunduğunun somut olarak ortaya konulduğu, dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 23/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.