Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2014/11821 E. 2014/12627 K. 10.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11821
KARAR NO : 2014/12627
KARAR TARİHİ : 10.11.2014

MAHKEMESİ : ÇAYCUMA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/03/2014
NUMARASI : 2012/829-2014/336

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı D.. H.., K.. Köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında yol olarak tespit harici bırakılan taşınmaz hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı D.. H.. tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, paftasında yol olarak gösterilen taşınmazın zemindeki durumunun yol olmadığını ileri sürerek adına tescili için dava açmıştır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro çalışmalarının 2007 yılında tamamlanıp en son 2011 yılında kesinleştiği dava tarihine kadar geçen süre içinde hak arama yoluna başvurulmadığı, böylece dava makul sürede açılmadığı gibi tespit tarihinden itibaren 20 yıllık iktisap süresinin de dolmadığı gerekçesiyle ret kararı verilmiştir. Ancak, ayni haklar yasal kısıtlama yok ise nitelikleri gereği her zaman ve herkese karşı ileri sürülebilir. Yasalarımızda hakkında tutanak düzenlenmeyen yerler hakkında kadastro öncesi nedenlere dayanarak dava açılmasını süre yönünden kısıtlayan bir düzenleme bulunmamaktadır. Davacı da kadastrodan önceki nedene dayanarak dava açmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık sınırlama da, hakkında kadastro tutanağı düzenlenen taşınmazlara ilişkindir. Hal böyle olunca mahkemece davanın esasına girilip iddia ve savunma doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi TMK’nın 713/3. maddesi uyarınca davanın niteliği gereği husumetin Hazine’ye de yaygınlaştırılması gereğinin düşünülmemesi dahi isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine,
10.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.