Danıştay Kararı 13. Daire 2021/2561 E. 2022/2793 K. 22.06.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/2561 E.  ,  2022/2793 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/2561
Karar No:2022/2793

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Akaryakıt Enerji İnş. Gıda San. Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Kooperatifi kamyon park alanında 06/04/2013 tarihinde yapılan denetim neticesinde, davacı şirket tarafından yeniden satış amaçlı akaryakıt satışı yapıldığının tespit edildiğinden bahsile, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca 70.000,00.-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 16.810 litre akaryakıtın 06/04/2013 tarihinde … Petrolcülük A.Ş. tarafından … numaralı sevk irsaliyesi ile davacı şirkete faturalandırıldığı, tutanaklarda … plakalı tankerin sayacının kontrolünde … plakalı tankere 1.554 litre akaryakıt ikmali yaptığı, …. plakalı tankerde kalan akaryakıtın ise 12.620 kilogram olduğu (yaklaşık 15.210 litre), fatura, irsaliye ve tartım sonuçlarının birbirini teyit ettiği, adına sevk irsaliyesi düzenlenen davacı şirketin, akaryakıtın sevk ve idaresi ile ikmalinden sorumlu olduğu, fatura ve irsaliyede belirtilen akaryakıt miktarı ile tutanaklarda belirtilen akaryakıt miktarının uyuştuğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdarî Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdarî Dava Dairesi’nce verilen kararda, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usûl ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. Maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir.
Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin 19/02/2019 tarih ve E:2018/4137, K:2019/451 sayılı kararının özeti: İstinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 19/02/2019 tarih ve E:2018/4137, K:2019/451 sayılı kararı ile “Denetim tarihi olan 06/04/2013 tarihinde yürürlükte bulunan 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinde “sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyet” eyleminin yaptırımı ikiyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası olarak düzenlenmiş ve bâyiler için beşte birinin uygulanacağı hüküm altına alınmış olmasına rağmen; dava konusu işlem, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nda 11/04/2013 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6455 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki hâli esas alınarak tesis edilmiş ve davacı şirket hakkında 70.000,00-TL idarî para cezası uygulanmıştır.
Bu itibarla, davacının ihlâl ettiği iddia edilen fiile, fiil tarihi itibarıyla henüz yürürlükte bulunmayan mevzuatın uygulandığı ve yeni düzenlemenin de davacının daha aleyhine olduğu sonucuna ulaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle Bölge İdare Mahkemesi kararı bozulmuştur.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdarî Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının özeti: Dairemizin 19/02/2019 tarih ve E:2018/4137, K:2019/451 sayılı bozma kararına uyarak bozma kararında yer verilen gerekçeler ile istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi’nin anılan kararı bu kez davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.
Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin 28/09/2020 tarih ve E:2019/3831, K:2020/2289 sayılı kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan incelemede, her ne kadar Dairemiz tarafından, Kanun’u ihlâl ettiği iddia edilen fiil tarihinde henüz yürürlükte bulunmayan mevzuatın uygulandığı ve yeni düzenlemenin de davacının daha aleyhine olduğu sonucuna ulaşılarak dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesi ile bozma kararı verilmiş ise de, 19/12/2012 tarih ve 28502 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Petrol Piyasası Kanununun 19 uncu Maddesi Uyarınca 2013 Yılında Uygulanacak Para Cezaları Hakkında Tebliğ”e göre 2013 yılında 19. maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca uygulanacak para cezalarının yeniden değerleme oranında artırılması sonucunda 366.319,00-TL olduğu, bâyiler için uygulanacak para cezası miktarı bu tutarın beşte biri olacağından, denetim tarihinde yürürlükte olan Kanun uyarınca 73.263,80-TL idarî para cezası uygulanması gerektiğinin görüldüğü, oysa olay tarihinden sonra gerçekleştirilen Kanun değişikliği ile bâyiler için uygulanacak idarî para cezası tutarının 70.000,00-TL olarak belirlendiği, davalı idare tarafından fiil tarihinden sonra yürürlüğe giren ancak lehe olan Kanun hükmü uygulanarak davacıya 70.000,00-TL idarî para cezası verildiği görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu işlemde Dairemizin önceki bozma gerekçesinde yer verilen aleyhe durumun olmadığı, hatalı bir değerlendirme ile bozma kararı verildiği, dava konusu işlemin davacı lehine ve hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.
Öte yandan, Dairemizin 20/11/2019 tarih ve E:2019/3831 sayılı ara kararı ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’un “Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem” başlıklı 50. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır.” kuralının Anayasa’nın 2., 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle bu kuralın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına karar verilmiş, yapılan başvuru sonucu Anayasa Mahkemesi’nin 12/06/2020 tarih ve E:2019/115, K:2020/31 sayılı kararıyla, “yargı içtihatlarıyla kabul edilmiş olan usuli kazanılmış hak ilkesini hukuki güvenliği sağlama ve kamu yararını gerçekleştirme amacıyla kanun hükmü niteliğine kavuşturan kanun koyucunun yukarıda belirtilen meşru amaçlarla ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacak şekilde yargılamanın hakkaniyet, hukukun üstünlüğü gibi ilkelerin görmezden gelinerek ya da temel hak ve özgürlükler ihlâl edilerek sonuçlandırılması yolunda bir iradesinin varlığından söz etmek mümkün değildir. Dolayısıyla kural, yargı yerlerince usuli kazanılmış hak ilkesinin uygulanmasında hukuk devleti ve adil yargılanma hakkı ilkeleri gereğince içtihat yoluyla istisnai durumlar öngörülebilmesine engel teşkil etmemektedir. Aksi yönde bir kabulün hukuki güvenlik ilkesinin öz değil sadece şekil itibarıyla korunması anlamına geleceği gibi temel görevi adaleti tesis etmek olan yargı mercilerinin varlık sebebiyle de bağdaşmayacağı açıktır. Belirtilen hususlar dikkate alındığında sınırlama ile ilgililere orantısız bir külfet yüklenmediği anlaşılmaktadır.” gerekçesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesinin (4) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, bakılan davaya konu idarî işlemi tesis eden idare tarafından davacıya uygulanan kanun hükmü daha lehe olmasına rağmen açık maddî hata sonucu aleyhe olduğu kabulünden hareketle verilen bozmaya uyma yönündeki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmadığı gerekçesiyle Bölge İdare Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce; Dairemizin 28/09/2020 tarih ve E:2019/3831, K:2020/2289 sayılı bozma kararına uyularak istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi’nin anılan kararı bu kez davacı tarafından temyiz edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, idarî para cezası verilmesine sebep olan akaryakıtın kendilerine ait olduğuna dair tespit ve delilin olmadığı, toptan akaryakıt satışı yaptıkları, sadece nakliyeyi sağlayan tankerden yola çıkarak tespitin yapılamayacağı, satışa ilişkin sevk irsaliyesi, fatura ve banka dekontunun bulunduğu ve varsayıma dayanılarak idarî para cezası verilemeyeceği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 22/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.