YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/631
KARAR NO : 2014/694
KARAR TARİHİ : 04.02.2014
MAHKEMESİ : HENDEK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/11/2012
NUMARASI : 2011/208-2012/522
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sırasında Ç.. Mahallesi çalışma alanında bulunan 108 ada 1 parsel sayılı 3.958,42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve parsel üzerindeki fındık ağaçlarının Ali oğlu M.. B..’a ait olduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı M.. B.., taşınmazın yüzölçümünün eksik yazıldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 26.04.2011 havale tarihli dava dilekçesinde, kadastro sırasında kendisine ait taşınmazın eksik ölçüldüğünü belirterek “eksik tespit edilen yerinin tamamının adına tespitini” talep etmiş; 23.11.2011 tarihli dilekçesinde ise “taşınmazının gerçekte 50 dönüm olduğunu, taşınmazının bir kısmının ölçüm dışı bırakıldığını, ölçüm dışı kalan kısmın taşınmazına ilave edilmesi” gerektiğini bildirmiştir. Davacının dava dilekçesi, duruşmada alınan beyanları ve 23.11.2011 tarihli dilekçesindeki açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, davacının talebinin “kadastro sırasında çekişmeli taşınmazın yüzölçümü ile sınırlarının belirlenmesinde 3402 sayılı Yasa’nın 41. maddesi anlamında teknik hata” yapıldığı iddiasına ilişkin olmadığı; aksine, kadastro sırasında taşınmazının geriye kalan bölümü hakkında tutanak düzenlenmediği ve taşınmazın bir bölümünün tespit dışı kaldığı iddiasına ilişkin bulunduğu anlaşılmakta olup amacının, taşınmazın geriye kalan bölümünün de Hazine adına 2/B alanı vasfıyla tescili ile lehine, 108 ada 1 parsel sayılı taşınmazda olduğu gibi kullanıcı şerhi verilmesine yönelik bulunduğu görülmektedir. Bu nedenlerle mahkemenin, ihtilafın 3402 sayılı Yasa’nın 41. maddesinden kaynaklandığı yönündeki kabulünde ve Kadastro Müdürlüğüne başvurulmadan açılan davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece doğru sonuca ulaşılabilmesi için, işin esasına girilerek mahallinde keşif yapılmak suretiyle davacının talebine konu taşınmaz bölümünün neresi olduğu tespit edilmeli, dava konusu edilen bölümün 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığı saptanmalı, orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olması halinde davacının 3402 sayılı Yasa’nın Ek-4. maddesi anlamında fiili kullanıcı olup olmadığı belirlenmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece dosya kapsamına yanlış anlam verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 04.02.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.