Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/573 E. 2022/2271 K. 22.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/573 E.  ,  2022/2271 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/573
Karar No : 2022/2271

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Odası (… Şubesi)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi öncelik proje alanı Altındağ Etabı 1/5000 ölçekli nâzım ve 1/1000 ölçekli öncelikli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
Ulaşım sisteminin bir parçası olan 10 m.lik trafik yolunun, alanda bulunan … parsel sayılı taşınmaz üzerinden 50-60 m.lik kısmının kaldırılmasının, ulaşım sistemini bu noktada kesintiye uğratacağı, alan genelinde trafik hacmini etkileyeceği, 1/5000 ölçekli nazım imar plan revizyonunun 1.9., 3.1.1., 3.3., 4.1., 4.5. numaralı plan notları ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı revizyonunun 7.1., 7.2., 7.8., 7.10., 7.12., 9.1., 11.6., 11.7. numaralı plan notlarının içerikleri itibarıyla uygun olmadıkları, sosyal altyapı alanlarının yetersiz olduğu, sosyal altyapı alanlarının ünite merkezlerinde ve kentsel servis alanlarında sağlanacağı kararında belirsizlik olduğu, imar mevzuatı doğrultusunda tüm donatıların net olarak ayrı ayrı düzenlenmesi ve planda net olarak görülmesi gerektiği, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E…. K…. sayılı iptal kararından sonra hazırlanan dava konusu imar planı değişikliklerinde, bu Mahkeme kararı hükümlerinin yerine getirilmediği, bu sebeplerle dava konusu plan değişikliklerinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, plan değişikliklerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının plan değişikliğinin 10 metrelik trafik yolunun parsel içinden geçen yaklaşık 50 metrelik kısmının kaldırılarak oluşturulacak parsel yerinin iki hududunda ve yolların sonunda iki dönüş kurbu düzenlenmesine ilişkin bölümünün iptaline yönelik kısmının, hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bu kısım bakımından istinaf başvurusunun reddine, uyuşmazlık konusu planların belirtilen yol dışındaki kısımları yönünden dava konusu olmayan büyük bir alanın ıslah edilmesi amacıyla hazırlanan planının bütününe yönelik değerlendirmelerin bu davada iptal kararına gerekçe olarak alınmasına olanak bulunmadığı, planlama alanındaki yapılara yükseklik sınırı getirilmesinde mevzuata, şehircilik ve planlama esaslarına aykırılık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının bu kısmı kaldırılarak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/4 maddesi uyarınca esastan incelenen davanın bu kısmının reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 21/12/2020 tarih ve E:2017/5844, K:2020/13199 sayılı kararıyla;
Temyize konu kararın planlarda belirtilen yol dışındaki kısımları bakımından incelendiğinde;
Bölge İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olduğu,
… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının uyuşmazlık konusu planların belirtilen yol dışındaki kısımları yönünden dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılarak davanın bu kısmının reddine ilişkin kısmının hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığı,
Temyize konu kararın 10 metrelik trafik yolunun parsel içinden geçen yaklaşık 50 metrelik kısmının kaldırılmasına yönelik kısmına gelince;
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu taşınmaz üzerinde ruhsatlı fabrika ve muhtelif tesislerin bulunduğu, dava konusu plan değişikliğinden sonra eklenen plan notlarında fabrikanın ekonomik ömrünü doldurana kadar faaliyette bulunacağının belirtildiği, 10 metrelik taşıt yolunun fabrika binasının üzerinden geçtiği, bu yolun kaldırılmaması durumunda ülke ekonomisine katkısı olan mevcut işletmenin mağduriyet yaşayacağı, parselin üzerinden geçen yol hariç tüm cephelerinin yollara cepheli olduğu, 10 metrelik yolun kaldırılmasının mevzuata aykırı bir durum oluşturmadığı, taşınmazın bu yolun kapatılması durumunda farklı yollardan servis almasında teknik anlamda bir engel olmadığı,
Bu itibarla, 10 metrelik taşıt yolunun kaldırılmasına ilişkin planların iptaline yönelik mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 10 metrelik trafik yolunun parsel içinden geçen yaklaşık 50 metrelik kısmının kaldırılmasına yönelik planların iptaline ilişkin mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki kısmının bozulmasına, planların belirtilen yol dışındaki kısımları bakımından istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
Mahkemece yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ve bu hususa yönelik olarak hükme esas alınabilecek nitelikte görülen bilirkişi raporunda; söz konusu yol kararına ilişkin olarak, “önceki tüm planlarda, dava konusu planlama alanının kuzeybatısında bulunan 120 no.lu taşınmaz içerisinden geçirilen ve eğimli-engebeli arazi yapısı nedeniyle uzunca devamlılığı olan 10 m.lik trafik yolunun parsel içinden geçen yaklaşık 50 m.lik kısmının kaldırıldığı ve oluşturulacak parsel yerinin iki hududunda ve yolların sonunda iki dönüş kurbu (pipet) düzenlendiği, parselin doğu kenarında önceki planlarda arazi topoğrafyasının olanaksızlığı nedeniyle ancak düzenlenebilmiş olan 10 m.lik yol dönüş kurbu/pipeti ile parsel oluşturulmak üzere sınırları çizilen yerin kuzeyinde yeni düzenlenen dönüş kurbununun 7m.lik bir yaya yolu ile bağlandığı, ayrılan bu alanın diğer kenarlarının bulunduğu ada içerisinde bir ayırım çizgisiyle ayırt edildiği, ulaşım sisteminin bir parçası olan 10m.lik rampalı ve kıvrımlı trafik yolunun 120 parsel yeri noktasında 50m.lik kısmının kaldırılması; davacılar yönünden minimal bir yarar sağlıyor olsa da, ulaşım sisteminin bu noktada kesintiye uğratılması, alan genelinde trafik hacmini etkileyeceği ve ulaşım sistemini sekteye uğratacağından, plan tasarım tekniklerine, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı” şeklinde tespitlere yer verildiği,
Danıştay bozma kararında; dava konusu taşınmaz üzerinde ruhsatlı fabrika binası ve muhtelif tesislerin bulunduğu, dava konusu plan değişikliğinden sonra eklenen plan notlarında fabrikanın ekonomik ömrünü doldurana kadar faaliyette bulunacağının belirtildiği, 10 metrelik taşıt yolunun fabrika binasının üzerinden geçtiği, bu yolun kaldırılmaması durumunda ülke ekonomisine katkısı olan mevcut işletmenin mağduriyet yaşayacağı tespitlerine yer verilmiş ise de, dava konusu imar planları ile parsel üzerindeki tesislerdeki faaliyetin devamlılığını sağlayacak nitelikte “sanayi” ya da “konut dışı kentsel çalışma alanları” v.b gibi bir fonksiyon değil, “R” notasyonu ile gösterilen “konut” fonksiyonunun öngörüldüğü, 3.1.4 sayılı plan notunda da, bu tesislerin yıkılıp yeniden yapılması halinde parsel maliklerince imar planına göre yapılaşma olacağının açıkça belirtilmiş olması karşısında, yıkılıncaya kadar zaten geçici korunma sağlanmış durumunda bulunan tesislerin üzerinde bulunduğu, ancak planlama ile kullanım kararı konut alanına dönüşen uyuşmazlığa konu taşınmaza, üzerindeki tesislerin yıkılması sonrasında oluşacak konut kullanımlı yapılaşmada da yol kullanımına yönelik imar mevzuatına aykırılık durumunun devam ettirilmesi sonucunu doğuracağı cihetle, bu taşınmazdaki mevcut tesislerin ülke ekonomisine katkısı olduğundan işletmenin mağduriyet yaşayacağına yönelik düşüncenin uyuşmazlığın yola ilişkin kısmına yönelik hukuki neticeyi değiştirebilecek nitelikte olmadığı,
Öte yandan, Danıştay bozma kararında; dava konusu plan değişikliğinden sonra eklenen plan notlarında fabrikanın ekonomik ömrünü doldurana kadar faaliyette bulunacağının belirtildiği yolunda bir gerekçeye de yer verilmiş ise de, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan değişikliği kapsamında, parselin konut sayısı 40, maksimum inşaat alanı 7000 m² olacak şekilde “R” ile gösterilen konut kullanımına ayrıldığı, plan notunda da ” Ruhsatlı durum imar durumudur, yıkılıp yeniden yapılması halinde parsel maliklerince imar planına göre yapılaşma olacaktır” ibaresinin yer aldığı görülmekte olup, söz konusu taşınmaz malikleri tarafından, parsel üzerinde halihazırda yer aldığı belirtilen fabrika tesislerinin faaliyetine her zaman son verilip, plan uyarınca alanda konut kullanımına yönelik uygulama yapılmasında hukuki bir engel bulunmadığından, bozma kararına bu yönüyle de katılmanın mümkün olmadığı,
Bu durumda, yukarıda yer verilen bilirkişi raporundaki tespitler de göz önünde bulundurulduğunda; planlar genelinde sağlanan ulaşım sisteminin bir parçası olan 10 m.lik rampalı ve kıvrımlı bir trafik yolunun, alanda bulunan 120 parsel yeri noktasındaki 50-60 m.lik kısmının kaldırılmasının, ulaşım sistemini bu noktada kesintiye uğratacağı, alan genelinde trafik hacmini etkileyeceği, ayrıca düzenlenmesinde zorunluluk bulunduğu, plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, teknik altyapı dengesini bozucu ve standartlarını düşürücü nitelikte olduğu anlaşıldığından, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi öncelik proje alanı Altındağ Etabı 1/5000 ve 1/1000 ölçekli öncelikli uygulama imar planı değişikliğinde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı Odanın dava açma ehliyeti bulunmadığı, Altındağ İlçesi kadastral 120 sayılı parselin kullanım kararına (konut alanı) ilişkin olarak söz konusu plan değişikliklerine maliki tarafından açılmış olan dava sonucunda … İdare Mahkemesinîn … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile dava konusu işlemlerin iptaline karar verildiği, anılan 120 parsel sayılı taşınmaz üzerinde fabrika bulunduğu, yargı kararı uyarınca fabrikanın işlevini devam ettirmesi nedeniyle parsel üzerinden geçen 10 metrelik yolun kaldırıldığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üye Ali Ürker’in; Anayasa’nın 135. maddesine göre kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan kamu tüzel kişilikleri olduğu ve bu meslek kuruluşlarının, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacağı esasları göz önünde bulundurulduğunda, davacı Odanın, dava konusu işlemin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaatinin bulunmadığı yönündeki ayrışık oyuna karşılık, davacı Odanın ehliyetli olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, temyiz isteminin esastan incelenmesine geçildi.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin 10 metrelik trafik yolunun parsel içinden geçen yaklaşık 50 metrelik kısmının kaldırılmasına yönelik kısmının yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3.Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 22/06/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Dava, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Öncelik Proje alanı Altındağ Etabına ilişkin 1/5000 nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği işleminin iptali istemiyle açılmış ve söz konusu planların 10 metrelik trafik yolunun parsel içinden geçen yaklaşık 50 metrelik kısmının kaldırılmasına yönelik bölümü dışındaki kısımları yönünden uyuşmazlık sonuçlanmıştır. Söz konusu 10 metrelik trafik yoluna ilişkin ısrar kararına gelince;
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde nazım imar planı; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu taşınmaz üzerinde ruhsatlı fabrika ve muhtelif tesislerin bulunduğu, dava konusu plan değişikliğinden sonra eklenen plan notlarında fabrikanın ekonomik ömrünü doldurana kadar faaliyette bulunacağının belirtildiği, 10 metrelik taşıt yolunun fabrika binasının üzerinden geçtiği, bu yolun kaldırılmaması durumunda ülke ekonomisine katkısı olan mevcut işletmenin mağduriyet yaşayacağı, parselin üzerinden geçen yol hariç tüm cephelerinin yollara cepheli olduğu, 10 metrelik yolun kaldırılmasının mevzuata aykırı bir durum oluşturmadığı, taşınmazın bu yolun kapatılması durumunda farklı yollardan servis almasında teknik anlamda bir engel olmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, 10 metrelik taşıt yolunun kaldırılmasına yönelik plan değişikliğinin iptaline ilişkin mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu İdari Dava Dairesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmadığından, kararın anılan kısmının bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.