Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2018/8079 E. , 2022/4368 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/8079
Karar No : 2022/4368
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, … Taşımacılık Pet. Ür. Tur. Teks. Gıda Oto. İnş. Taah. ve San. Ltd. Şti.’nin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; şirket borçlarından hisselerini devrettiği tarihe kadar davacıdan şirket ortağı sıfatıyla hissesi oranında takibi amacıyla düzenlenen kısmında hukuka aykırılık, davacının şirket hisselerini devrettiği dönemden sonraki dönemlere ait düzenlenen kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 22/06/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Ödeme emri” başlıklı 55. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hüküm altına alınmış; ‘Ödeme emrine itiraz’ başlıklı 58. maddesinde ise kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı iddialarıyla dava açabileceği hükme bağlanmıştır.
Yukarında belirtilen hükümlere göre bir amme alacağının tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenebilmesi için ortada kesinleşmiş ve vadesinde ödenmemiş bir alacağın bulunması ve kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin ödeme emrinin iptali için açtığı davada ileri sürebileceği hukuka aykırılık iddialarının; böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı şeklinde olması gerekmekte olup, dava konusu edilmeksizin kesinleşmiş idari işlemler sonrası tesis edilen yeni idari işlemlere karşı açılan davalarda, ancak bu yeni işlemin hukuka uygunluğu incelenebileceğinden ve kesinleşmiş hukuksal durumların ise yeniden incelenemeceğinden amme alacağının esasına ilişkin iddiaların tahsilat safhasında ileri sürülmesine ve incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, şirketin 2011 yılı hesaplarının incelenmesi sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporları uyarınca tarh edilen vergi ve cezaların ihbarnameler ile şirket müdürüne tebliğ edildiği, şirket tarafından dava konusu yapılmayarak tahakkuk eden vergi borçlarının vadesinde ödenmemesi nedeniyle şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun tebliğinden sonra şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırmasında tespit edilen şirketin …, …, … plakalı araçlar kaydına haciz konulduğu, söz konusu araçlar üzerine muhtelif icra dairelerince konulan birçok haczin bulunduğu, amme alacağının şirket malvarlığından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı adına şirket ortağı sıfatıyla şirketteki hissesi oranındaki borçlar için dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, kamu alacağının şirket ortağı sıfatıyla davacından tahsil edilebilir hale gelip gelmediğine ilişkin olarak amme alacağının ne şekilde kesinleştirildiği araştırılarak karar verilmesi gerekirken, amme alacağının esasına ilişkin değerlendirme yapılarak ödeme emrini kısmen kaldıran Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idare temyiz isteminin kabul edilerek kararın bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.