Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2021/1879 E. , 2022/3561 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/1879
Karar No : 2022/3561
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı-…
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi…. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Asıl borçlu … Orman Ürünleri İnşaat Telekomünikasyon San. ve Tic.Ltd.Şti.’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen… tarih ve … ila … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … …. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu … sayılı ödeme emri ile …sayılı ödeme emrinin “4310” vergi kodu haricindeki kısımları açısından; söz konusu borçların asıl borçlu şirket tarafından 6736 ve 7143 sayılı Kanun’lar kapsamında yapılandırıldığı, buna rağmen borcun ödenmemesi üzerine yapılandırma tecil işlemlerinin iptal edildiği, yapılandırma sonucu miktarı, vadesi ve zaman aşımı süresinin değişmesi suretiyle şirketin kamu borcuna ilişkin yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığı dikkate alındığında, yapılandırılan borcun süresi içinde ödenmemesi ve yapılandırmanın ihlal edilmesi halinde, vadesi değişen borç için öncelikle şirket adına yeniden ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmesi gerekirken, davalı idarece bu usule riayet edilmeksizin şirket vergi borcunun tahsili için kanuni temsilci sıfatıyla doğrudan davacı adına ödeme emri düzenlendiği, yapılandırma sonucu oluşan yeni hukuki durum nedeniyle amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği hususu somut olarak ortaya konulmadan kanuni temsilcinin şahsi mal varlığından tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen … sayılı ödeme emri ile … sayılı ödeme emrinin “4310” vergi kodu haricindeki kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı; dava konusu … sayılı ödeme emrinin “4310” vergi kodlu kısmı ile … sayılı ödeme emri açısından; söz konusu amme alacaklarının, asıl amme borçlusu şirket tarafından 30/09/2016 tarihinde 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılan matrah artırımı sonrasında tahakkuk ettirildiği, anılan başvuru neticesinde ödeme yapılmaması üzerine şirketin bir dönem kanuni temsilcisi olan davacı hakkında takibe geçildiği, asıl amme borçlusu şirketin kanuni temsilcisi davacının temsil yetkisinin 21/03/2016 tarihli Genel Kurul Kararı ile sona erdiği, bu hususun bir örneği dosyaya bağlanan 28/03/2016 tarih ve 9041 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği, şirket adına 6736 sayılı Kanun kapsamında matrah artırımı talebinde bulunulduğu tarihte (30.09.2016) davacının kanuni temsilcilik görevi bulunmadığı gibi şirketle bir ilgisinin kalmadığı, 6736 sayılı Kanun kapsamında matrah artırımı yapıldığı tarihte şirketin kanuni temsilcisi olmadığı açık olan davacının söz konusu borçlardan sorumlu tutulmasına hukuken olanak bulunmadığından, davacı adına düzenlenen …sayılı ödeme emrinin “4310” vergi kodlu kısmı ile … sayılı ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı; dava konusu… sayılı ödeme emri açısından; davacının 2015 ve 2016 yıllarında kanuni temsilcisi olduğu şirketin yasal defter ve belgelerinin incelenmek üzere ibrazının istenildiği, buna ilişkin yazının 27/12/2017 tarihinde şirket müdürü H. Tüfekçi’ye tebliğ edildiği, yasal defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle ilgili dönem katma değer vergisi indirimlerinin kabul edilmemesi suretiyle cezalı tarhiyat yapıldığı, şirket adına yapılan takibatın sonuçsuz kaldığından bahisle 213 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, dava konusu ödeme emrinin içeriğini teşkil eden vergi borç ve cezalarının, şirketin yasal defter ve belgelerinin ibraz edilmemesi nedeniyle ilgili dönem katma değer vergisi indirimlerinin kabul edilmemesinden kaynaklandığı, ibraz etmeme fiilinin 2017 yılında gerçekleştiği, davacının ise şirketteki hisselerinin tamamını 21/03/2016 tarihinde devrederek şirket ortaklığından ve kanuni temsilcilikten ayrıldığı, bu hususun 28703/2016 tarihli ticaret sicili gazetesinde yayımlandığı, uyuşmazlık konusu ödeme emri içeriği her ne kadar davacının kanuni temsilcilik dönemine ait defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle salınan cezalı vergiye ilişkin bulunmakta ise de, defter/belge ibraz yazısının tebliği aşamasında davacının şirketle bir ilgisinin bulunmadığı dikkate alındığında, defter ve belgenin ibraz edilmemesinde davacıya bir kusur atfedilemeyeceğinden, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen amme alacağının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla tesis edilen … sayılı ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının … sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine; diğer ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun ise ödeme emri içeriği vergi borçlarının kanuni süresinde verilen beyannameler dolayısıyla tahakkuk eden vergi borçları olduğu, beyannamelerin verilmesi ve tahakkuk eden vergilerin vadesi tarihi itibariyle davacını kanuni temsilci olmadığı görüldüğünden, ödeme emirlerinde bu bakımdan hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: İlgili dönemde davacının kanuni temsilci olduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2…. Bölge İdare Mahkemesi… Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E…, K:…sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın…. Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 22/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.