Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2017/4198 E. , 2022/3441 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/4198
Karar No : 2022/3441
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
2- … Odası Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN_KONUSU : Davacının bilirkişilik temel eğitimine katılma isteminin reddine ilişkin davalı … Odası Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı işleminin ve bu işlemin dayanağı olarak gösterilen 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendi ile 03/08/2017 tarih ve 30143 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bilirkişilik Yönetmeliği’nin 38. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, bilirkişilik temel eğitimi almak için İnşaat Mühendisleri Odasına yapmış olduğu başvurunun 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesi, 1. fıkrası, (c) bendiyle Bilirkişilik Yönetmeliği’nin 38. maddesi, (ç) bendi gerekçe gösterilmek suretiyle reddedildiği, bu yönde işlem tesis edilmesinin sebebinin ise 03/06/2010-03/09/2010 tarihleri arasında tarafına 3 ay süreyle meslekten men cezası verilmesi olduğu, Kanun ve Yönetmelikte yer alan dava konusu düzenlemelerin kendisine ikinci bir ceza verilmesine yol açtığı, bu düzenlemelerin suçta ve cezada kanunilik ilkesine de aykırı olduğu, bilirkişilik kursuna kabul edilmemesinin, bilirkişilik yapmasının süresiz engellenmesi, dolayısıyla çalışma hakkının engellenmesi niteliğinde olduğu, söz konusu düzenlemeler uyarınca tesis edilen işlem ile tarafına ölçüsüz bir yük getirildiği, bilirkişilik ile ilgili olmayan bir nedenle aldığı disiplin cezası sebebiyle süresiz olarak çalışma hayatının engellenmesinin ölçülülük ilkesine ve bu ilke kapsamında elverişlilik ve gereklilik ilkelerine de aykırı olduğu belirtilerek, başvurunun reddine ilişkin bireysel işlem ile söz konusu işlemin dayanağı Yönetmelik ve Kanun maddelerinde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVALILARIN_SAVUNMALARI : Davalı … Bakanlığı tarafından, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunun 10. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendinin iptaline yönelik istem yönünden, Kanun’un bir idari işlem olmayıp yasama tasarrufu olduğu, bu haliyle idari yargı yerlerince kanunların iptaline ilişkin karar verilemeyeceği, bu nedenle anılan istem yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği; Bilirkişilik Yönetmeliğinin 38. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin iptaline yönelik istem yönünden, davaya konu düzenlemenin yasal dayanağının 6754 sayılı Kanun’un 10. maddesi olduğu ve düzenlemenin anılan maddenin 1. fıkrası, (ç) bendinin tekrarı mahiyetinde olduğu; TMMOB İnşaat Mühendisleri Odasının … tarih ve … sayılı işleminin iptaline yönelik istem yönünden, usule ilişkin olarak, söz konusu idari işlemi tesis eden idarenin TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası olduğu, bu sebeple Bakanlıklarına husumet yöneltilemeyeceği, Bakanlıkları yönünden davanın husumet yönünden reddi gerektiği; esasa ilişkin olarak, 6754 sayılı Kanun ve Bilirkişilik Yönetmeliği uyarınca bilirkişiliğe kabul şartları taşımayan davacının bilirkişilik temel eğitim kursuna katılmasına onay verilmemesine yönelik tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan, davacının TMMOB Makine Mühendisleri Odasının 31 Ekim-1, 2, 3 Kasım 2017 tarihleri arasında düzenlenen 24 saatlik Bilirkişilik Temel Eğitimini tamamladığı ve “Eğitim Katılım Belgesini” aldığı, bu belge ile birlikte Adana Bilirkişilik Bölge Kurulu’na bilirkişilik için başvuru yaptığı, 29/12/2017 tarihli kabul edilenler listesinin 1023 sırasında … sicil numarası ile bilirkişiliğe kabul edildiği, dolayısıyla davacının bilirkişilik temel eğitimine katılmasına onay verilmemesine ilişkin bireysel işlemin iptalini istemekte hukuki yararının bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı … Odası Başkanlığı tarafından, 6754 sayılı Kanun’un 10. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendinin iptaline yönelik istem yönünden, kanunların denetiminin Anayasa’nın 148. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi tarafından yapıldığı, dolayısıyla bu kısım yönünden davanın reddi gerektiği; Bilirkişilik Yönetmeliği’nin 38. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendinin iptaline yönelik istem yönünden, Yönetmelik düzenlemesinin dayanağı 6754 sayılı Kanun hükmüyle aynı düzenlemeyi içerdiği; bireysel işlem yönünden, davacı hakkında 3 ay süreyle meslek uygulamasından yasaklanmasına ilişkin verilen karara karşı açılan iptal davası sonucunda, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddedildiği ve bu kararın davacı tarafından temyiz edilmeyerek kesinleştiği, bu haliyle davacının 6754 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğindeki şartları sağlamadığı, dolayısıyla davaya konu işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, öte yandan, davacı tarafından disiplin cezası nedeniyle bilirkişilik yapmasının ve çalışmasının süresiz olarak engellendiği ileri sürülmüş ise de, dava konusu işlemin bilirkişilik eğitimine katılma başvurusunun reddi işlemi olduğu, davacının inşaat mühendisliği mesleğini icra etmesinde ve çalışmasında herhangi bir engelin olmadığı, ayrıca TMMOB Disiplin Yönetmeliği’nin “Disiplin Cezalarının Sicilden Silinmesi” başlıklı Ek 1. maddesinde, odadan ihraç dışındaki süreli meslekten men cezalarının 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun düzenlendiği, bu süre geçtikten sonra meslek mensubunun hakkında verilen cezanın silinmesini Oda Onur Kurulu’na başvurarak isteyebileceği, dolayısıyla davacının ömür boyu cezalandırılmasının söz konusu olmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendinin iptali (her ne kadar dava dilekçesinde c bendi denilmiş ise de dilekçe metninde yazılan ve iptali istenen hükmün ç bendi olduğu anlaşılmaktadır.) istemi yönünden davanın usul yönünden reddi, dava konusu Yönetmelik maddesi ve bireysel işlem yönünden ise davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; davacının bilirkişilik temel eğitimine katılma isteminin reddine ilişkin davalı TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin ve bu işlemin dayanağı olarak gösterilen 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi ile Bilirkişilik Yönetmeliğinin 38. maddesinin (ç) bendinin iptali istemleriyle açılmıştır.
Usule ilişkin itirazlar yerinde görülmeyerek işin esası incelenmiştir.
6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun ”Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde, ”(1) Bu Kanunun amacı; bilirkişilerin nitelikleri, eğitimi, seçimi ve denetimine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi ile bilirkişilik için etkin ve verimli bir kurumsal yapı oluşturulmasıdır.
(2) Bu Kanun adli ve idari yargı alanında yürütülen her türlü bilirkişilik faaliyetini kapsar.
(3) Kanunlarda bilirkişilik hizmeti verebileceği öngörülen kurumlar ile yargı mercilerinin talebi üzerine bilimsel ve teknik görüş bildiren kamu kurum ve kuruluşları bu Kanunun kapsamı dışındadır.” hükmü yer almış, ”Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin (b) bendinde, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin bilirkişiyi ifade ettiğine işaret edilmiştir.
Aynı Yasa’nın ”Bilirkişiliğe kabul şartları” başlıklı 10. maddesinin (ç) bendinde, ”Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak.” bilirkişiliğe kabul şartları arasında sayılmış, 18. maddesinde ise bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmeliklerin Bakanlık tarafından yürürlüğe konulacağı kurala bağlanmıştır.
Bilirkişiliğe başvuru ve kabul şartları, bilirkişilerin nitelikleri, eğitimi, sicil ve listeye kaydı, görevlendirilmesi, uymaları gereken temel ve etik ilkeler, çalışma esasları, denetimi, sicil ve listeden çıkarılması ile Bilirkişilik Danışma Kurulu, Bilirkişilik Daire Başkanlığı ve bilirkişilik bölge kurullarının çalışma usul ve esaslarını düzenlemek amacıyla 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 18 inci maddesine dayanılarak hazırlanan ve 03.08.2017 tarih ve 30143 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe konulan Bilirkişilik Yönetmeliğinin 38. maddesinin dava konusu (ç) bendinde, ”Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak.” bilirkişiliğe başvuru ve kabul şartları arasında sayılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu kapsamında TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası tarafından düzenlenecek bilirkişilik kursuna katılma talebiyle yaptığı başvurusunun TMMOB Yüksek Onur Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla onanan 3 ay süreyle geçici meslekten men cezası nedeniyle 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi ile Bilirkişilik Yönetmeliğinin 38. maddesinin (ç) bendi uyarınca bilirkişiliğe kabul şartlarını taşımadığından bahisle dava konusu … tarih ve … sayılı işlem ile reddedildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ile aynı yönde düzenleme içerdiği anlaşıldığından dava konusu Yönetmelik düzenlemesinde ve bu düzenlemeye dayalı olarak davacının bilirkişilik eğitimine alınamayacağı yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davanın, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin iptali istemine ilişkin kısmına gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ”İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinde, idari yargı yerlerinde görülecek idari dava türleri; idari işlemlere karşı açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı açılacak tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak belirlenmiş, idari yargı yetkisinin ise, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı Yasanın, yukarıda aktarılan 2. maddesi kapsamında bulunmaması nedeniyle 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin iptali isteminin idari yargı yerince incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Bilirkişilik Yönetmeliğinin 38. maddesinin (ç) bendi ile davacının bilirkişilik temel eğitimine katılma isteminin reddine ilişkin davalı TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemleri yönünden davanın reddi, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin iptali isteminin ise incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
İnşaat Mühendisleri Odası Mersin Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi olan davacının 8. Dönem İMO Mersin Şube Yönetim Kurulu Başkanı ve 9. Dönem Şube Yönetim Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi olduğu dönemde mevzuata aykırı olarak Teknik Uygulama Sorumlusu (TUS) kayıtlarının silindiği, m² kayıtları üzerinde oynandığı, bazı verilerin hiç girilmediği gibi hususların tespiti üzerine, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası 41. Dönem Onur Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararıyla, davacının yönetsel olarak sorumlu olduğu dönemde üye taleplerini gerekçe göstererek 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin 58. maddesini açıkça ihlal ettiği belirtilerek, TMMOB Disiplin Yönetmeliği’nin 9. maddesi, (b) bendi uyarınca 3 ay süreyle meslek uygulamasından yasaklanmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından bu karara karşı yapılan itiraz başvurusu ise TMMOB 40. Dönem Yüksek Onur Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararıyla reddedilmiş ve anılan karar onanmıştır.
Bunun üzerine davacı tarafından söz konusu kararın iptali istemiyle açılan davada; … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davacının üzerine atılı eylemlerin sübut bulduğu anlaşıldığından davaya konu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Anılan karar temyiz yoluna başvurulmaması üzerine kesinleşmiştir.
Öte yandan, davacı tarafından 09/10/2017 tarihinde TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Mersin Şubesine bilirkişilik eğitimlerine katılıp katılamayacağına ilişkin bilgi verilmesi istemiyle başvuruda bulunulmuştur. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Mersin Şubesi’nce söz konusu yazı TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası’na iletilmiştir. Bunun ardından TMMOB İnşaat Mühendisleri Odasınca tesis edilen … tarih ve … sayılı işlemle, üç ay meslek uygulamasından yasaklanmasına karar verilen davacının, bu kararın iptali istemiyle açmış olduğu davanın reddedildiği göz önünde bulundurularak, davacının 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesi, 1. fıkrası, (c) bendi (her ne kadar c bendi denilmiş ise de işlem içeriğinden ç bendi olduğu anlaşılmaktadır.) ile Bilirkişilik Yönetmeliği’nin 38. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendi gereği bilirkişiliğe kabul şartlarını taşımadığı, bu sebeple eğitimlere de katılamayacağı belirtilmiştir. Sonrasında TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Mersin Şubesi’nin … tarih ve … sayılı yazısıyla, Oda Başkanlığı’nın bu yazısı davacıya tebliğ edilmiştir.
Son olarak davacı tarafından, disiplin cezasının niteliği araştırılmadan bilirkişiliğe kabul şartlarını taşımadığı yönünde değerlendirmede bulunulmasının yerinde olmadığı, ayrıca hakkında verilen disiplin cezasının iptali istemiyle açtığı davanın yargılamasının devam ettiği belirtilerek 01/11/2017 tarihinde TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası’na bilirkişilik kursuna katılması için gerekli işlemlerin yapılması istemiyle başvuruda bulunulmuştur. Bu başvuru TMMOB İnşaat Mühendisleri Odasının … tarih ve … sayılı işlemiyle, 6754 sayılı Kanun ve Bilirkişilik Yönetmeliği uyarınca davacının bilirkişiliğe kabul şartlarını taşımadığı, bu sebeple Odalarınca düzenlenecek bilirkişilik temel eğitim kurslarına katılamayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Bunun ardından davacı tarafından bilirkişilik temel eğitimine katılma isteminin reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olarak gösterilen 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendi ile Bilirkişilik Yönetmeliği’nin 38. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Her ne kadar dava dilekçesinde, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin iptali istenilmiş ise de; esasen uygulama işleminin dayanağı olan bendin (ç) bendi olduğu, dava dilekçesindeki iddia ve istemlerin de bu bende yönelik olduğu, söz konusu hatanın, davalı TMMOB İnşaat Mühendisleri Odasının dava konusu uygulama işleminde, işlemin dayanağı bendin içeriğinin doğru yazılmasına karşın harfinin yanlış yazılmasından (ç yerine c yazılmasından) kaynaklandığı anlaşıldığından, iptal isteminin 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendine yönelik olduğu kabul edilerek bu doğrultuda inceleme yapılmıştır.
Davaya konu 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendinde, disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak, bilirkişilik faaliyetinde bulunacak gerçek kişilerde aranan şartlar arasında sayılmış; davaya konu Yönetmeliğin 38. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendinde de, anılan Kanun hükmü ile aynı düzenlemeye yer verilmiştir.
Diğer taraftan, davalı idarelerden Adalet Bakanlığı tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde; 31 Ekim-1,4,5 Kasım 2017 tarihleri arasında düzenlenen 24 saatlik Bilirkişilik Temel Eğitimini tamamlaması üzerine davacı adına TMMOB Makine Mühendisleri Odası tarafından … tarih ve … sayılı “Eğitim Katılım Belgesi” düzenlendiği; sonrasında davacı tarafından “yapı denetim, kamulaştırma” alanlarında bilirkişiliğe kabulü için yapılan başvuru üzerine, davacının “yapı-bayındır imar-çevre ve şehircilik-gayrimenkul yönetimi” temel uzmanlık alanı altında düzenlenen “yapım yönetimi, kamulaştırma (mühendis, mimar, şehir plancıları)” alt uzmanlık alanında 8557 sicil numarasıyla Adana Bilirkişilik Bölge Kurulu Bilirkişi Listesine kaydedildiği görülmektedir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı Adalet Bakanlığı tarafından, dava konusu edilen bireysel işlemin TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası tarafından tesis edildiği, bu sebeple anılan işlemin iptali istemi yönünden Bakanlıklarına husumet yöneltilemeyeceği ileri sürülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi, 3. fıkrasında, dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve aynı Kanun’un 3 ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 15. maddesinde ise, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğ edileceği kurala bağlanmıştır.
Bakılan davada, davacının bilirkişilik temel eğitimine katılma isteminin reddine ilişkin davalı TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı işlemiyle, bu işlemin dayanağı olarak gösterilen Bilirkişilik Yönetmeliği’nin 38. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendinin birlikte iptalinin istenildiği ve dava konusu edilen Yönetmelik hükümlerinin de davalı Bakanlık tarafından yürütüldüğü dikkate alındığında, davalı idarenin husumet yönünden yapmış olduğu itiraz yerinde görülmemiştir.
Öte yandan; davacı tarafından, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendinin iptali istenilmektedir.
Anayasa’nın, 125. maddesi, 4. fıkrasında, “Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz…” hükmü; Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerinin düzenlendiği 148. maddesi, 1. fıkrası, 1. cümlesinde, “Anayasa Mahkemesi, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler ve bireysel başvuruları karara bağlar.” hükmü yer almaktadır.
Ayrıca 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun, idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırını düzenleyen 2. maddesi, 2. fıkrasında da, idari yargı yetkisinin idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu; 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde, dava dilekçelerinin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, 14. maddenin 3/d bendinde yazılı halde davanın reddine karar verileceği kurala bağlamıştır.
Bu durumda, davacı tarafından iptali istenen Kanun hükmünün yargısal denetiminin Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkisinde bulunduğu ve idari yargı yetkisi kapsamında bulunmadığı açık olup, bu sebeple anılan istemin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
24/11/2016 tarihli ve 29898 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun dava tarihindeki haliyle “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanunun amacı; bilirkişilerin nitelikleri, eğitimi, seçimi ve denetimine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi ile bilirkişilik için etkin ve verimli bir kurumsal yapı oluşturulmasıdır.
(2) Bu Kanun adli, idari ve askerî yargı alanında yürütülen her türlü bilirkişilik faaliyetini kapsar.
(3) Kanunlarda bilirkişilik hizmeti verebileceği öngörülen kurumlar ile yargı mercilerinin talebi üzerine bilimsel ve teknik görüş bildiren kamu kurum ve kuruluşları bu Kanunun kapsamı dışındadır.” hükmü;
“Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde, “a) Bakanlık: Adalet Bakanlığını,
b) Bilirkişi: Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisini,…
e) Temel eğitim: Kanunlarda yer alan esaslar ve Bakanlık tarafından belirlenen ilkeler kapsamında bilirkişilik faaliyeti öncesinde verilen zorunlu eğitimi, ifade eder.” hükmü;
“Temel ilkeler” başlıklı 3. maddesinde, ” (1) Bilirkişi, görevini dürüstlük kuralları çerçevesinde bağımsız, tarafsız ve objektif olarak yerine getirir.
(2) Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.
(3) Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.
(4) Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevi bizzat yerine getirmekle yükümlü olup, görevinin icrasını kısmen yahut tamamen başka bir kimseye devredemez.
(5) Bilirkişi, görevi sebebiyle kendisine tevdi edilen bilgi ve belgelerin veya öğrendiği sırların gizliliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, bilirkişilik görevi sona erdikten sonra da devam eder.
(6) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren sorun açıkça belirtilmeden ve inceleme yaptırılacak konunun kapsamı ile sınırları açıkça gösterilmeden bilirkişi görevlendirilemez…” hükmü;
“Bilirkişilik Daire Başkanlığı ve görevleri” başlıklı 6. maddesinde, “(1) Bilirkişilik hizmetlerinin etkin, düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla bu Kanunla verilen görevleri yerine getirmek üzere Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Bilirkişilik Daire Başkanlığı kurulur. Daire Başkanlığı, bir daire başkanı ile yeteri kadar tetkik hâkimi ve diğer personelden oluşur.
(2) Daire Başkanlığının görevleri şunlardır: …
d) Bilirkişilik temel eğitimine ilişkin usul ve esasları belirlemek, eğitim verecek eğitim ve öğretim kurumları ile diğer kurumların niteliklerini belirlemek ve bunlara izin vermek, bu kurum ve kuruluşları listelemek ve elektronik ortamda yayımlamak…
g) Bilirkişiliğe kabule ilişkin usul ve esasları belirlemek.” hükmü;
“Bilirkişiliğe kabul şartları” başlıklı 10. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendinde, “Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak.” hükmü;
“Yönetmelik” başlıklı 18. maddesinde, “Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler Bakanlık tarafından yürürlüğe konulur.” hükümleri yer almaktadır.
Bilirkişilik Kanunu’nun 18. maddesine dayanılarak hazırlananan 03/08/2017 tarih ve 30143 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bilirkişilik Yönetmeliği’nin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesi, 1. fıkrası, (l) bendinde, “l) Temel eğitim: Kanunlarda yer alan esaslar ve Bakanlık tarafından belirlenen ilkeler kapsamında bilirkişiliğe başvuru öncesinde alınması gereken zorunlu eğitim,” şeklinde tanımlanmış;
“Daire Başkanlığının görevleri” başlıklı 19. maddesinde, “(1) Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:…
ç) Bilirkişilik temel eğitimine ilişkin usul ve esaslar ile eğitim verecek eğitim ve öğretim kurumları ve diğer kurumların niteliklerini belirlemek, gerektiğinde güncellemek, bunlara izin vermek, bu kurum ve kuruluşları listelemek ve elektronik ortamda yayımlamak…”
f) Bilirkişiliğe kabule ilişkin usul ve esasları belirlemek…” hükümlerine;
“Bilirkişiliğe başvuru ve kabul şartları” başlıklı 38. maddesi, 1. fıkrası, dava konusu (ç) bendinde, “Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava Konusu Yönetmeliğin Yetki Yönünden İncelenmesi:
Anayasa’nın 124. maddesinin, dava tarihinde yürürlükte olan halinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken “normlar hiyerarşisi” kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Yukarıda yer verilen 6754 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Bilirkişilik Daire Başkanlığı’nın bilirkişilik hizmetlerine ilişkin temel ve alt uzmanlık alanlarını tespit etmek, tespit edilen temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin sahip olması gereken nitelikleri belirlemek, temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin uyacağı rehber ilkeleri ve hazırlayacağı raporların standardını belirlemek, bilirkişiliğe kabule ilişkin usul ve esasları belirlemek konularında yetkili olduğu ve anılan Kanun’un 18. maddesi kapsamında, Kanun’un uygulanmasını sağlamak konusunda davalı Adalet Bakanlığı’na Yönetmelik ile düzenleme yapma yetkisi verildiği dikkate alındığında; davalı Bakanlık tarafından, Kanun’un verdiği yetki kapsamına Yönetmelik ile davaya konu edilen bilirkişiliğe başvuru ve sicile kayıt şartlarına yönelik düzenlemeler getirilmesinde hukuken bir engel bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin Dava Konusu 38. Maddesi, 1. Fıkrası, (ç) Bendinin İncelenmesi:
Davaya konu düzenlemede, bilirkişilik başvurusunda bulunacak gerçek kişilerin disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmaları şartına yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen 6754 sayılı Kanun’un 10. maddesinde de, bilirkişilik faaliyetinde bulunacak gerçek kişilerde aranacak şartlar arasında davaya konu Yönetmelik maddesiyle aynı kurala yer verildiği, Yönetmelik maddesinin anılan Kanun hükmünün tekrarı niteliğinde olduğu, bu haliyle üst hukuk normuna aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun bazı madde ve ibarelerinin iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 05/07/2018 tarih ve E:2017/120, K:2018/75 sayılı kararında da belirtildiği üzere, “… Bilirkişi, özel veya teknik bilgiyi haiz bir meslek sahibi olarak oy ve görüşüne başvurulan bir kişidir ancak bilirkişilik başlı başına bir meslek değildir. 6100 sayılı Kanun’un 283. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre her yıl güncellenen tarife esas alınarak bilirkişiye harcadığı emek ve mesaisi karşılığında ücretin yanı sıra inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderleri ödenir. Bu nedenle bilirkişilik, görüşüne başvurulduğu uzmanlık alanında bir meslek mensubu olmayı, emek ve çalışma karşılığı belli bir ücret ödenmeyi gerektirse de münhasıran geçim sağlanacak bir meslek olarak değerlendirilemez…” Bu kapsamda, her ne kadar davacı tarafından çalışma hakkının engellendiği ileri sürülmüş ise de, sadece çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde başvurulan bilirkişilik müessesesinin meslek olarak değerlendirilmeyeceği, dolayısıyla şartları taşımaması halinde bilirkişilik başvurusunun reddedilmesinin çalışma hakkının kısıtlanması olarak yorumlanamayacağı açık olup, idarece bilirkişilik kurumundan beklenen faydanın sağlanması konusunda bilirkişiliğe kabul noktasında ek birtakım şartlar getirilmesinde hukuka aykırı bir husus bulunmamaktadır.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanlığı’nın … tarih ve … Sayılı İşleminin İncelenmesi:
TMMOB Disiplin Yönetmeliği’nin 9. maddesi, (b) bendi uyarınca davacının 3 ay süreyle meslek uygulamasından yasaklanmasına karar verildiği ve söz konusu disiplin cezasının açılan iptal davasının reddi üzerine kesinleştiği, bilirkişilik temel eğitimine katılma başvurusunun da 6754 sayılı Kanun’un 10. maddesi, 1. fıkrası (ç) bendi ile yukarıda yer verilen ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Yönetmelik kuralı uyarınca reddedildiği dikkate alındığında; anılan Kanun’a ve Yönetmelik düzenlemesine uygun olarak tesis edilen bireysel işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendinin iptali istemi yönünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
2. Bilirkişilik Yönetmeliği’nin 38. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 22/06/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.