Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/10560 E. 2014/14361 K. 27.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10560
KARAR NO : 2014/14361
KARAR TARİHİ : 27.10.2014

MAHKEMESİ : Oltu Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/01/2013
NUMARASI : 2012/39-2013/14

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalılar S.. Y.. ve Y.. Y.. tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu S.. Y..’in alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı iki taşınmazı 27.4.2009 tarihinde davalı Y.. Y..’e sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, dosya içinde yer alan tutanak ve belgeler, tapuda 100.000 TL’lik ipotek, Selim İlçe Emniyet Amirliğinin müzekkere cevabı gereğince dava konusu . parsel yönünden davanın kabulüne,. parsel maliki davalı Y.. Y.. olmadığından bu parsel yönünden husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalılar S.. Y.. ve Y.. Y.. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının
bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nın 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Genelde, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir.
Somut olayda; dava koşulları yönünden dosya incelendiğinde, davacının alacağının senede dayalı olduğu, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleştiği, 1.8.2009 tarihli haciz tutanağının İİK 105 madde kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu, iptali istenen tasarrufun borçtan sonra yapıldığı, davanın 5 yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı ve alacağın gerçek olduğu anlaşıldığından dava ön koşuları gerçekleşmiştir.
Mahkemece dava konusu . parsel yönünden davanın kabulüne .parsel yönünden husumet yokluğundan reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmediği gibi hüküm HMK’nun 297/c maddesi kapsamında da gerekçeden yoksundur. Dava konusu . parsel yönünden kabul kararı verilebilmesi için iptal koşullarının yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince irdelenmesi gereklidir. Bu amaçla dava konusu taşınmaz başında keşif yapılarak taşınmazın tasarruf tarihindeki değeri ile tapudaki satış bedeli arasında misli fark bulunup bulunmadığı, (dava konusu . parsel tapuda ipoteksiz satılmış olup ipotek 27.4.2010 tarihinde tesis edilmiştir), borçlu ile davalı 3.kişi arasında akrabalık, arkadaşlık, iş ortaklığı-ilişkisi olup olmadığı, taşınmazın borca karşılık 3.kişiye satılıp satılmadığı değerlendirilerek anılan tasarrufun İİK 278, 279, 280.maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Dava konusu . parsel yönünden ise anılan parsel 27.4.2009 tarihinde borçlu tarafından davalı Y.a, onun tarafından da davadan önce 29.12.2009 tarihinde dava dışı A.Ç.’e satılmıştır. Davacı vekili temyiz dilekçesinde davasını bedele dönüştürmediğini, dava dilekçesinin dava dışı A.Ç.’e tebliği gerekirken bu yönde işlem yapılmadığını belirterek kararı temyiz ettiği anlaşıldığından Mahkemece İİK 282.madde gereğince dava dilekçesinin dava dışı A. Ç.’e tebliği ile davaya katılımının sağlanması, taraf teşkilinin tamamlanması, A.Ç.in bildireceği delillerin toplanması daha sonra anılan parsel yönünden 27.4.2009 tarihli tasarrufun İİK 278, 279, 280.maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığının (bedel farkı, akrabalık, arkadaşlık, iş ilişkisi veya ortaklığı, borca mahsuben satış …gibi) belirlenmesi, iptale tabi ise 29.12.2009 tasarruf yönünden İİK 280/1 madde kapsamında iptal koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi, her iki tasarruf yönünden de iptal koşulları oluşmuş ise . parsel yönünden davanın kabulüne, davalı Atilla’nın kötüniyetli olduğunun davacı tarafından ispatlanamaması; davalı Yusuf yönünden iptal koşulları oluştuğu takdirde davalı Yusuf’un İİK 283/2 madde gereğince taşınmazı elden çıkardığı tarihteki değeri nispetinde davacının alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak sorumluluğuna,davalı Yusuf yönünden de iptal koşulları oluşmamış ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken . parsel yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalılar Selçuk ve Y.. Y..’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalılara geri verilmesine 27.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.