Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2014/21663 E. 2014/18212 K. 11.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21663
KARAR NO : 2014/18212
KARAR TARİHİ : 11.12.2014

MAHKEMESİ : Van 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/02/2014
NUMARASI : 2012/319-2014/110

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı A… Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; davalıların sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın müvekkiline ait araca arkadan çarptığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza sebebiyle müvekkilinin yaralandığını ve aracının hasarlandığını, müvekkilinin yaralanma sebebiyle acı çektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın müştereken ve müteselsilen tüm davalılardan, 10.000,00 TL manevi tazminatın ise sadece davalı E.. G..’den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili daha sonra ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 13.500,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı A.. Sigorta A.Ş. vekili; zararın teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı E.. G.. davaya cevap vermemiştir
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile 13.350,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı A.. Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı A.. Sigorta A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacının aracına ilşkin hazırlanan ekspertiz raporunda tamir için gereken parça ve işçilik bedeli toplam 14.604,27 TL, kaza tarihindeki aracın ikinci el rayiç değeri ise 17.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Davacı tarafından yaptırılan tespit dosyasında makine mühendisinden alınan bilirkişi raporunda parça ve işçilik bedeli toplam 25.537,54 TL, kaza tarihindeki aracın
ikinci el rayiç değeri 18.000,00 TL, sovtaj değeri ise 5.000,00 TL olarak tespit edilmiştir. Dosyada hükme esas olan makine mühendisi bilirkişiden alınan 19.08.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda, aracın tamiri için gereken parça ve işçilik bedeli toplam 14.180,67 TL olarak tespit edilmiş, ancak aracın rayiç değeri ve sovtaj bedelleri ile tamirin ekonomik olup olmadığı hususu değerlendirilmemiştir. Mahkeme tarafından aracın ikinci el rayiç bedeli 18.000,00 TL olarak kabul edilmiş, bu bedelden davalı A..Sigorta A.Ş. tarafından davacıya daha önce ödenen 4.650,00 TL’nin mahsubuyla 13.350,00 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise gerçek zararın, ekonomik değilse, aracın ikinci el piyasa rayiç değeri ile sovtaj bedelinin tespiti yapılıp aracın kaza tarihindeki ikinci el piyasa rayiç değerinden sovtaj bedeli ve yapılan ödemelerin mahsubu ile gerçek zarar miktarının belirlenmesi için bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
3-6098 sayılı TBK’nın 56.(818 sayılı BK 47) maddesinde bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özellikleri göz önünde tutularak zarar gören lehine manevi tazminata karar verilebileceği öngörülmüştür. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Somut olayda, dava konusu trafik kazası neticesinde davacıya ait 18.06.2012 tarihli Genel Adli Muayene raporunda davacının sağ el bileği ve kafasında yaralanma olduğu tespit edilmiştir.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacıya ait genel adli muayene raporu, davalı sürücünün kusur oranı, yaralanmanın niteliği ve diğer hususlar gözetildiğinde, kaza nedeniyle cismani zarara uğrayan davacı lehine hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4-Bozma nedenine göre; davacının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de; dava dilekçesinde manevi tazminat talebi sadece davalı E.. G..’e yöneltilmiş olup diğer davalı A.. Sigorta A.Ş.’ye karşı manevi tazminat talep edilmememiştir. Bu nedenle manevi tazminat talebi açısından davalı A.. Sigorta A.Ş. lehine
herhangi bir karar verilmesi mümkün değildir. Yine diğer davalı E.. G.. kendisini vekil ile temsil ettirmemiştir. Bu durumda, mahkemece manevi tazminat talebinin reddi nedeniyle davacı aleyhine herhangi bir vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı A.. Sigorta A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı A.. Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklandığı üzere bozma neden ve şekline göre davacının sair temyiz itirazların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı A.. Sigorta A.Ş. geri verilmesine 11.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.