YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9413
KARAR NO : 2014/14372
KARAR TARİHİ : 27.10.2014
MAHKEMESİ : Mihalıççık Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/01/2014
NUMARASI : 2013/53-2014/1
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, müvekkillerinin oğlu H.E.’nin kullandığı araca davalıların maliki, sürücüsü ve işleteni olduğu aracın tam kusurlu olarak 05.06.2008 tarihinde çarpması neticesinde destek Hasan’ın vefat ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak kaydıyla anne ve baba için ayrı ayrı 500,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle maddi tazminat taleplerini anne Ayşe için 5.415,56 TL’ye, baba Durmuş için 5.149,29 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı sürücü İbrahim’in %100 kusurlu olduğu, davacı Ayşe’nin tüm zararının SGK tarafından karşılanmış olduğu gerekçesiyle davalı Ayşe’nin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2)Dava, trafik kazasında vefat nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davalılar; kazaya neden olan aracın sürücüsü İ.. E.., maliki H.. Y.. ve işleteni olan D.İnş.Ltd.Şti’dir.
Mahkemece verilen ilk kararda; davacı A.. E.. için 5.724,21 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş, kararın davalılardan D. İnş.Ltd.Şti vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nce davalı D. İnş.Ltd.Şti yararına bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı A.. E..’nin davalılar aleyhine açmış olduğu tazminat davasının reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu oluşabilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla; kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. “Usuli kazanılmış hak” kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder.
Somut olayda; mahkemece, bozmadan önce verilen kararda her üç davalı yönünden istem kabul edilmiş; davalılardan D. İnş.Ltd.Şti’nin temyiz istemi üzerine maddi tazminat yönünden bozma kararı verilmiştir. Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında ise, her üç davalı yönünden de tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Oysa ki, bozulan ilk karar, davalılar İ.. E.. ve H.. Y.. tarafından temyiz edilmemiş; temyiz isteminde bulunmayan davalılara ilişkin hüküm bölümü kesinleşmiş ve davacı yararına da usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Şu durumda; mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalılar İ.. E.. ve H.. Y.. yönünden ” haklarında verilen ilk karar kesinleşmiş olduğundan yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına” biçiminde karar verilmesi gerekirken, adı geçen davalıları da kapsar biçimde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 27.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.