YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12931
KARAR NO : 2014/16196
KARAR TARİHİ : 18.11.2014
MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 28/05/2013
NUMARASI : 2012/702-2013/379
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın davalının yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliğine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın davacı idaresinde bulunana motosiklete çarpması nedeniyle davacının yaralandığını, davalı tarafından kısmi ödeme yapılarak ibraname alındığını, ancak ödenen miktarın davacının zararını karşılamadığını belirterek ibranamenin iptal edilmesini ve fazlaya ilişkin hakları saklı almak üzere 1.000 TL. maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalının ikametgahı mahkemesinin yetkili olduğunu, reddini savunmuştur.
Mahkemece yetki itirazının kabulü ile dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi‘ne gönderilmesine karar verilmiş karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davalı sigorta şirketi kazaya karışan aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketidir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110.maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7.maddesinde, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vukuu bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, trafik kazası Tavşanlı’da vuku bulmuş sigorta poliçesi ise Kütahya’da bulunan acenta tarafından tanzim edilmiştir.Ancak davacılar vekili davayı, sigortacının bir acenteden daha yetkili organı olan Bölge Müdürlüğünün bulunduğu Ankara’da açtığı gözetilerek yetki itirazının reddi ile işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18.11.2014 gününde Üye A…. ve Üye S.N… karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, davalı sigorta şirketinin “bölge müdürlüğü” olduğu bildirilen Ankara Mahkemelerinde açılmıştır.
Uyuşmazlık, bu tür davalarda davalı sigorta şirketinin “bölge müdürlüğü” nün bulunduğu yer mahkemesinin yetkili ve yasaca benimsenen bir mahkeme olup olmadığı konusunda toplanmaktadır.
Davacının ikametgahı Kütahya-Tavşanlı’dır.
Kaza Kütahya Tavşanlı’da meydana gelmiştir.
Poliçe davalının Kütahya acentesinde düzenlenmiştir.
Davalının Ankara’da şubesi olmayıp bölge müdürlüğü mevcuttur ve tebligat da oraya yapılmıştır.
Davacı yetki konusunda 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110.maddesine dayanmış ve ZMSS Genel Şartlar c.7 maddesine göre şubenin bulunduğu yer yetkisinden bahsetmiştir.
ZMSS poliçesinden kaynaklanan davalarda yetkili mahkemenin belirlenmesinde HMK’daki genel yetki kuralları geçerlidir. Ancak sorumluluk sigortası özel bir yasa ile düzenlenmiş ise ve o düzenlemede özel yetki kurallarına yer verilmiş ise o hükümler de dikkate alınacaktır. Bu konuda KTK’nun 110.maddesi ile özel yetki düzenlemesi getirilmiştir.
Bu duruma göre motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinde açılabileceği gibi kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir.
Bu aşamada somut olayda şube kavramına da değinmek gerekecektir.
6762 Sayılı TTK 41 (6102 Sayılı TTK’nin 39) maddesi ile her tacirin ticaret ünvanı kullanması, 42.madde (6102 sayılı kanunun madde 40) ile ticari işletmenin ticaret siciline tescili benimsenmiştir.
6762 Sayılı mülga TTK 50 maddesi ile 6102 Sayılı TTK’nin 48 maddesi ile şube tanımlanmıştır. Buna göre her şube, kendi merkezinin ticaret ünvanını, şube olduğunu belirterek kullanmak zorundadır. Bu ünvana şube ile ilgili eklemeler yapılabilir. Mülga TTK 43 ve 47.maddeleri, (6102 Sayılı TTK 41-45 Maddeleri) şubenin ticaret ünvanı hakkında da uygulanır. Bu durumda esas itibariyle işletme merkezinin ticaret ünvanı ile şubenin ticaret ünvanı aynıdır. Yalnız merkezin ticaret ünvanına, şubenin örneğin “Konya Şubesi” ekini ilave ederek kullanması ve tescil edilmesi gerekir. (Mülga TTK 35- 6102 Sayılı TTK’nin 33 Maddesi). Buna göre bir ticari işletmenin “şubesinin” tescili mecburidir. (Yargıtay 11 HD. 12.9.1990 gün ve 1989/4631 esas 1990/5458 karar)
Davalı sigorta şirketinin bölge müdürlüğünün Ankara Ticari Sicil Memurluğunda şube olarak tescilinin yapıldığı iddia ve ispat edilmemiştir. Bu nedenle bölge müdürlüğü bir temsilcilik olup şube gibi yetkileri bulunmamaktadır. Bölge müdürlüğünün, yasaca benimsenen şube gibi tescil edilmiş bulunması halinde yetkili olduğu düşünülebilir.
Mahkemelerin yetkisinin ancak kanunla düzenlenebileceğine ilişkin Anayasa’nın 142.maddesindeki açık hükme rağmen yargı organının kıyas yoluyla yasada belirtilmeyen yer mahkemesini yetkili olarak tayin ve tesbiti mümkün değildir. Bu nedenle yerel mahkemenin yetkisizlik kararı yerinde olup, davalının Ankara’da bölge Müdürlüğü’nün bulunması bu yer mahkemelerini yetkili hale getirmeyeceği ve kararın bu nedenle onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun, bozma görüşüne karşıyız.