Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/14410 E. 2014/17037 K. 27.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14410
KARAR NO : 2014/17037
KARAR TARİHİ : 27.11.2014

MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/05/2013
NUMARASI : 2012/180-2013/374

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı A.. Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacıların eşi/babaları ve destekleri olan Y.. S..’ın vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacılar vekili verdiği ıslah dilekçesiyle talebini toplam 38.395,26 TL olarak ıslah etmiştir. Davacılar vekili daha sonra verdiği dilekçe ile 6100 sayılı HMK 107. maddesi uyarınca talebini 107.154,26 TL’ye arttırmıştır.
Davalı vekili; müvekkil şirketin davacılara 68.759,00 TL ödeme yaparak yasal yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla zarar ile eylem arasındaki illiyet bağının ispatlanması gerektiğini, SGK tarafından bağlanan aylıklar ile yapılan ödemelerin işlemiş faizinin tazminattan mahsubunun gerektiğini, olayda hatır taşımacılığı olduğunu, temerrüdün hasarla ilgili belgelerin tebliğinden itibaren başlayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü ile, davacı Z.. S.. için 69.054,03 TL, davacı Dicle Sidar için 20.845,87 TL, davacı S.. S.. için 17.254,36 TL maddi tazminatın 14.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı A.. Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı vekili tarafından müteveffanın hatır için araçta taşındığı ve hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiği iddia edilmiştir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 818 sayılı BK’nın 43. maddesi (6098 sayılı TBK md. 51) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir.
Somut olayda, trafik kazası sigortalı araç dava dışı sürücü Mehmet Sidar yönetiminde iken emniyet güçlerinin takibi sırasında meydana gelmiştir.
Mahkemece gerekçeli kararda hatır taşımacılığı hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece somut olayda hatır taşımacılığı bulunduğu kabul edilerek, BK’nun 43. madde hükmüne göre tazminattan uygun bir indirim yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
2-6100 sayılı HMK’nin 107/I. maddesi “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir” hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere belirsiz alacak davası, davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz.
Somut olayda dava dilekçesinde belirsiz alacak davası açıldığı belirtilmeyip kısmi dava açılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 176 ve devamı maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 176. maddede, tarafların, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurabileceği belirtilmiştir.
Davacılar vekili, 12.02.2013 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talebini artırdıklarını bildirerek toplam 38.395,26 TL tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davacılar vekili daha sonra 08.03.2013 tarihli dilekçesi ile sehven bilirkişi raporunda belirlenen miktardan, davadan önce ödenen miktarının mükkerrer olarak çıkarıldığını belirterek dava değerini 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca toplam 107.154,26 TL’ye yükselttiklerini beyan etmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere dava belirsiz alacak davası olmadığından davacılar vekili tarafından verilen 08.03.2013 havale tarihli dilekçe ıslah dilekçesi niteliğindedir. Davacı vekilinin, usulen geçerli olmayan ikinci ıslah dilekçesi esas alınarak hüküm kurulması doğru değildir.
Mahkemece, bir davada birden fazla ıslah yapılamayacağı gözetilerek davacılar vekilinin 12.02.2013 havale tarihli ilk ıslah dilekçesi esas alınarak karar verilmesi gerekirken ikinci ıslah dilekçesi esas alınarak karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı A.. Anonim Türk Sigorta Şirketi’ne geri verilmesine 27.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.