Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2014/21369 E. 2014/17933 K. 08.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21369
KARAR NO : 2014/17933
KARAR TARİHİ : 08.12.2014

MAHKEMESİ : Akçaabat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 04/06/2014
NUMARASI : 2012/195-2014/191

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkiline ait park halindeki aracın, davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta sözleşmesi ile sigortalı aracın çarpması sonucu hasarlandığını bildirip, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 2.491,38 TL hasar bedelinin 11.03.2011 kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, kaza ile hasar arasında uyum bulunmadığını, kazanın olduğundan farklı bir şekilde ihbar edildiğini ve bu nedenlerle ispat külfetinin yer değiştirdiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre dava konusu kazanın araçtaki hasar ile uyumlu olmadığı, araçtaki hasarın farklı bir tarihte meydana gelmiş olabileceği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava trafik kazasından meydana gelen maddi tazminat istemine ilişkin olup, davalı sigorta şirketi karşı aracın trafik sigortacısıdır.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlarının A.1. maddesinde, “sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na (KTK) göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder. Meydana gelen bir kazada zararın ödenmesi veya azaltılması amacıyla, sigorta ettirenin yapacağı makul ve zorunlu masraflar sigortacı tarafından karşılanır. Bu sigorta işlete-
nin (sigorta ettirenin) haksız taleplere karşı savunmasını da temin eder” hükmüne yer verilmiştir. Aynı genel şartların A.3. maddesinde “teminat dışında kalan haller”, B.1. maddesinde “rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta ettirenin yükümlülükleri”, B.3. maddesinde “sigortacının halefiyeti” ve B.4. maddesinde ise “zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının işletene rücu hakkı” hüküm altına alınmıştır.
Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Mal Sigortalarına ilişkin Genel Hükümlerinden olan 1282. (6102 sayılı TTK 1410,1421 md) maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. (6102 sayılı TTK 1409 ) maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin ZMSS Genel Şartlarının A.3. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, ZMSS Genel Şartlarına ve TTK 1292/III. (6102 sayılı TTK 1446 md.) maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; uyuşmazlığın çözümü için öncelikle kazanın ihbar edilen yerde ve şekilde meydana gelip gelmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, kaza ile hasarın uyumlu olmadığı bildirilmiştir. Davacıya ait araç sürücüsü ile davalıya sigortalı aracın sürücüsü arasında düzenlenen kaza tespit tutanağında davalı A.. S.. A.Ş.’ye trafik sigortalı aracın, park halinde duran davacının maliki olduğu araca ön sol tarafından çarparak zarar verdiği ve çarpma noktaları çizilen krokide ve olay anlatımı bölümünde belirtilmiştir. Yine dosya arasında araçların kaza sonrası hasarlı hallerini gösteren fotoğraflar bulunmaktadır.
Bu durumda mahkemece, kaza tespitine ilişkin tutanağın aksi ve hasarın teminat dışında kaldığı hususu, davalı sigorta
şirketince somut delillerle ispatlanamadığından kazanın belirtilen yer, şekil ve zamanda meydana geldiği, sigorta geçerlilik süresi içinde gerçekleşen rizikonun teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek davacıya ait araçta oluşan gerçek zarar yönünden tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 8.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.