YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14777
KARAR NO : 2014/12476
KARAR TARİHİ : 24.09.2014
MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 08/04/2014
NUMARASI : 2012/209-2014/221
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı G. Sigorta AŞ. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya trafik sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen kazada yaralandığını ve sakat kaldığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 30.1.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 66.029,89 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı sigorta vekili, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olup olmadığının tespitinin yanısıra daimi maluliyetin Adli Tıp Kurumu raporu ile tespiti gerektiğini, müvekkilinin gerçek zarardan poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, temerrütün söz konusu olmadığını öne sürerek, davanın reddini savunmuş, 19.12.2012 ve 18.03.2013 havale tarihli dilekçeleri ile davacının hatır için taşındığını ve sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca bindiğini ileri sürmüştür.
Mahkemece, bilirkişi raporu benimsenerek davanın kabulü ile, 66.029,89 TL tazminatın 25.11.2011 ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı sigorta vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu davacının yaralanması nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı vekili, yargılama sırasında davacının hatır için taşındığını savunmuştur. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda BK’nın 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. O halde mahkemece, bu savunma üzerinde durularak, taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartları gözönüne alınarak araştırma ve inceleme yapılması, BK.nun 43. madde hükmüne göre tazminattan indirim yapılıp yapılmayacağı karar yerinde tartışılması, sonucuna göre hüküm tesisi gerekmektedir.
Ayrıca zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur Borçlar Kanunu’nun 44. maddesinde (6098 sayılı TBK md. 52) düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Somut olayda davalı vekili, davacının yolcusu olduğu araç sürücüsünün alkollü olduğunu belirterek davacının kusurunun bulunduğunu savunmuştur.
Buna göre davalı vekilinin savunması gerçek zararın belirlenmesine yönelik olup, yargılama sırasında ileri sürülmüştür. Bu durumda, mahkemece, bu savunmalar üzerinde durulup, tarafların delilleri toplanarak BK’nın 43. ve 44. maddesi uyarınca tazminattan indirim yapılması gerekip gerekmediği hususunda karar yerinde tartışılıp değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı G. Sigorta AŞ. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 24.9.2014 günü oybirliğiyle karar verildi.