YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14963
KARAR NO : 2014/15004
KARAR TARİHİ : 03.11.2014
MAHKEMESİ : Ünye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/01/2014
NUMARASI : 2012/328-2014/19
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı yargı yolu nedeniyle davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu kamyonun, müvekkil kooperatif tarafından yaptırılan sanayi sitesi girişindeki tabelaya çarparak zarar verdiğini, meydana gelen hasarın mahkeme aracılığı ile tespit ettirildiğini, belirlenen zararın tahsili için davalıya yönelik başlatılan icra takibine itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararların tazminine yönelik tam yargı davalarının idari yargının görev alanına girdiği, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlu eylemlerden doğan tazminat davalarının da kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine idari yargı yerinde açılabileceği gerekçesiyle davalı İ.. B.. yönünden dava dilekçesinin yargı yolu nedeniyle reddine, davalı B.. K.. yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi zararın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 106. maddesinde “Genel ve katma bütçeli kuruluşlara, il özel idareleri ve belediyelere ve kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı bu kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır” denilmektedir. Anılan Yasanın sekizinci kısmının “İşletenin Hukuki Sorumluluğu” başlıklı birinci bölümünde yer alan 85-90. maddelerinde, motorlu araçların trafik kurallarına ve gereklerine aykırı davranışları sonunda meydana gelen zararlar nedeniyle gerçek ve özel kişilerle, kamu tüzel kişilerinin ayrım yapılmadan aynı sorumluluk kurallarına bağlı olmaları ön görülmüştür. Bu düzenleme itibariyle yasa, kamu idare ve kurumlarına ait ve bu arada kamu hizmetine tahsis edilen motorlu araçların verdikleri zararlardan dolayı, trafik olaylarından doğan zararların özelliği gözönünde tutularak, kamu idare ve kurumlarının özel kişilerle eşit şartlarda aynı esaslara göre sorumlu tutulması gereğini ifade etmiştir. Aynı şekilde anılan yasanın görev ve yetkiye ilişkin 11/01/2011 tarihinde değişikliğe uğrayan 110. maddesinde “işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür.” şeklinde ifade edilmiştir. Yasanın anılan bu hükümleri karşısında, kamu araçlarının verdikleri zararlardan dolayı idare, kamu hukuku kurallarına göre değil, “işleten” sıfatıyla özel hukuk kurallarına göre sorumlu tutulabilecektir.
Bu durumda mahkemece, davalı belediyeye yöneltilen husumetin hizmet kusurundan değil işletenin sorumluluğuna, davalı sürücüye yöneltilen husumetin ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. vd. maddelerinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğuna dayandığı, bu nedenle davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiği gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davaçı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 3.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.