Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2014/8605 E. 2014/9651 K. 02.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8605
KARAR NO : 2014/9651
KARAR TARİHİ : 02.06.2014

MAHKEMESİ : İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/04/2013
NUMARASI : 2012/839-2013/237

Asıl dosya dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili, birleşen dosya dava dilekçesinde ise kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istenilmiştir. Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen dosyada ise davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Dosya kapsamından dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir yapı, bina vs. bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmaz sadece arsa olarak değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin tespit edildiği anlaşılmış olup, mahkemenin gerekçeli kararında kamulaştırma bedelinin sadece “zemin” bedeli olarak yazılması gerekirken “zemin ve zemin üstü” olarak yazılmış olması,
2-Buca Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 24.08.2012 tarihli imar durum yazısında dava konusu .ada . parsel sayılı taşınmazın konut alanında kalmakta olduğu fakat . numaralı parsellerle tevhid edildikten sonra yazılı nizamda inşaat izni verileceğinin belirtildiği bu nedenle yapılaşma için olan kısıtlılık halinin taşınmazın değerini düşüreceği yönünde değerlendirme yaparak dava konusu taşınmazın değerinde %5 değer azalışı uygulayan bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Ayrıca;
3-Anayasa Mahkemesi 1. Bölümünün 19.12.2013 tarih ve 2013/817 sayılı kararında, kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davada uzun süren bir yargılama sonunda, dava tarihi itibarıyla belirlenen bedele hükmedilmesinin Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği kabul edilerek mal sahibine tazminat ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yasa koyucu da, bu hak ihlalini dikkate alarak, 6459 sayılı Kanunun 6. maddesiyle 2942 sayılı Kanunun 10. maddesine eklenen fıkrada (yürürlük tarihi 30.04.2013) kamulaştırma bedelinin tescili için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılmaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren faiz uygulanmasına ilişkin düzenleme getirmiştir.
Her ne kadar, getirilen bu faiz hükmü maddi hukuka ilişkin olup, aynı Yasanın 29. maddesi gereğince yayımı tarihinden sonra açılacak davalara uygulanması gerekir ise de; 30.04.2013 tarihinden sonra açılacak davalar için yapılan bu düzenleme ile Anayasa Mahkemesi’nin makul süreyi aşan yargılamanın hak ihlali oluşturduğuna ilişkin kararı birlikte değerlendirildiğinde, 30.04.2013 tarihinden önce açılmış ve henüz kesinleşmemiş kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davalarında öngörülen dört aylık yargılama süresinin makul süre kabul edilerek, hakkaniyet gereğince taşınmaz malikinin zararının giderilmesi amacıyla dava tarihinden itibaren dört aylık sürenin bittiği tarihten, ilk karar tarihine kadar tespit edilen kamulaştırma bedeline faiz uygulanması gerektiğinden de hükmün bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 02.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.