Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/11566 E. 2014/18189 K. 09.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11566
KARAR NO : 2014/18189
KARAR TARİHİ : 09.12.2014

MAHKEMESİ : Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/04/2013
NUMARASI : 2012/256-2013/348

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edile 09.12.2014 Salı günü davacı ve davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı, davalının işleteni olduğu aracın, davadışı B. A. sevk ve idaresinde iken kaza yapması sonucu H. P. vefat ettiğini, müvekkili tarafından müteveffanın hak sahiplerine teminat kapsamında 143.073,74 TL ödeme yapıldığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün ağır kusurlu olduğunu, ödenen bedelin rücuan tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin işleten sıfatının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; rücu şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik sigortası poliçesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4.a maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, sigortacının sigortalısına rücu edebileceği hüküm altına alınmıştır.
Daire’nin yerleşmiş uygulamalarına göre; Genel Şartların bu maddesinde “tam kusur” dan değil, “kasıt” veya “ağır kusur”’dan söz edilmekte olup, ağır kusur kavramının kasta yakın bir kusurun varlığını ifade ettiği kabul edilmektedir.
Somut olayda, sigortalı araç seyir halinde iken yol kontrolü yapan polis ekipleri tarafından durdurulmak istenmiş ancak araçta çuvallarla uyuşturucu madde taşıyan sürücü, görevlilerin durdurma çabalarına rağmen kaçmaya başlamış arkasından dur ihtarı ve ateş edilmesine rağmen seyrine devam etmiş, polis ekiplerinin arkasından takibine rağmen süratle olay yerinden uzaklaşmaya çalışan araç, karşı şeride geçmiş ve karşıdan gelen motosiklete çarparak sürücüsünün ölümüne neden olmuştur. Olayın oluş şekline göre sigortalı araç sürücüsü kazanın oluşumunda ağır kusurludur. Bu durumda mahkemece, davacı yönünden rücu hakkının doğduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 09/12/2014 gününde oybirliği ile karar verildi.