Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2014/18267 E. 2014/15490 K. 07.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18267
KARAR NO : 2014/15490
KARAR TARİHİ : 07.11.2014

MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 05/06/2014
NUMARASI : 2013/516-2014/352

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada müvekkilinin yaralandığını ve malul olduğunu açıklayıp ıslah ile artırılan 28.864,59 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
  Mahkemece, toplanan delillere göre davacının davadan önce davalı sigorta şirketine Karayolları Trafik Kanunun 111.maddesi uyarınca iki yıllık süre içerisinde ibranamenin yetersiz olduğu düşüncesi ile yeniden tazminat istenmesi mümkün olduğu gibi, aynı süre içerisinde ibranamenin iptalinin de dava edilmesinin mümkün olduğu, somut olayda dava açılmadan önce yapılan ödeme sonrası davalı şirketten yeniden tazminat talep edildiğine ilişkin belge sunulmadığı gibi ibranamenin düzenlendiği 29.07.2010 tarihinden itibaren 2918 Sayılı Yasanın 111.maddesinde belirlenen 2 yıllık süre tamamlandıktan sonra 28.06.2013 tarihinde bu davanın açıldığı, öngörülen iki yıllık süre içerisinde ibranamenin yetersiz ödemeyi içerdiği belirtilip iptali istenmediği gibi aynı süre içerisinde yeniden tazminat talebini içeren bir dava da açılmadığı, bu hali ile ibranamenin taraflar için bağlayıcı ve davalı yönünden kalan tazminat var ise bu miktar yönünden de Sorumluluğunu sona erdiren belge niteliğine büründüğü gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası nedeni ile cismani zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelinin davaya konu trafik kazası nedeni ile taraflar arasından imzalanan ibranamenin geçerliliğinin bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı açıktır.
Somut olayda davacı tarafından davaya konu kaza nedeni ile davalı sigorta şirketine başvuru üzerine 29.07.2010 tarihinde 3.675,00 TL’lik ödeme nedeni ile ibraname düzenlenmiş, mahkemece düzenlenen bu ibranamenin üzerinden 2 yıldan fazla zaman geçtikten sonra davanın açıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bazı hallerde, zararın öğrenilmesi, onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamındadır, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterlidir.
Buna karşılık ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık “gelişen durum” ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için KTK 111. maddesinde düzenlenen 2 yıllık süre bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır. (HGK, 15.11.2000 gün ve: 2000/21-1609 K: 2000/1699, 4.HD 13.05.1980 gün ve 1980/3493-6206 sayılı; 26.01.1987 gün, 1986/7532 esas, 1987/485 karar sayılı kararı).
Dava konusu olay yönünden taraflar arasında düzenlenen ibranameden sonra 2 yıllık süre dolmuştur. Ancak gelişen durumun varlığı halinde gelişen durumun sona ermesinden itibaren 2918 sayılı yasanın 111. maddesinde belirtilen 2 yıl içinde dava açılması gerekir. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir.
Yargılama sırasında alınan Çukurova Üniversitesi Adli Tıp A.B.D. Başkanlığı’nca düzenlenen 19.02.2014 tarihli raporda özet olarak; 15.06.2010 tarihinde meydana gelen dava konusu trafik kazası nedeniyle dosyada mevcut olan ve incelenen tedavi evrakına göre, davacının 15.04.2012 tarihli ve 23.07.2013 tarihli muayene tedavi ve epikriz raporlarına göre davacıya cerrahi müdahalede bulunulduğunun bildirildiği görülmekte, raporda davacının %15.2 oranında maluliyetinin bulunduğu belirtilmiş olup raporlardan yaralamanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceği anlaşılamamaktadır. Mahkemece dosya tümü ile Adli Tıp Kurumuna gönderilerek; davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, tedavilerinin ne zaman sona ereceği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği konusunda rapor alınmalıdır. Mahkemece bu hususta gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerli olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 07.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.