Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2014/18496 E. 2014/15084 K. 04.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18496
KARAR NO : 2014/15084
KARAR TARİHİ : 04.11.2014

MAHKEMESİ : Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/03/2014
NUMARASI : 2008/52-2014/339

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı G.. D.. tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; müvekkiline zorunlu mali sorumluluk sigortalı aracın alkollü ve sürücü belgesiz sürücünün kullanımındayken meydana gelen kazada ölen Y.. A..’ın mirasçılarına 16.543 TL tazminat ödendiğini belirterek, tazminatın 7.12.2007 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sürücü ve araç malikinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı G.. D.., davaya konu aracı 1998 yılında harici satışla dava dışı H..T.. isimli şahsa sattığını, resmi satış için vekalet verdiği halde şahsın aracı resmi olarak devralmadığını, zarardan sorumlu olmadığını öne sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı B.. B.., aracın işleteni olmadığından zarardan sorumlu tutulamayacağını öne sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; bilirkişi raporu benimsenerek, davalı Gavsettin’e yönelik davanın kabulüne, 16.543 TL tazminatın 7.12.2007 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline; davalı Bilal’e yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Gavsettin tarafından temyiz edilmiştir.
Dava zorunlu mali sorumluluk sigorta ilişkisinden kaynaklanan rücu davasıdır. Bu tür davalarda sigortacı 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 95/2. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B-4. maddesi gereğince tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir.
Davalı Gavsettin kazaya sebebiyet veren plakalı aracı kazadan çok önce dava dışı 3. Şahsa sattığını savunmuş olup, dosyaya ibraz edilen poliçede sigortalının davalı Gavsettin olduğu anlaşılmaktadır.
TTK.’nun 1263. maddesine göre, sigorta sözleşmesi hiçbir şekle tabi tutulmamış ise de, sözleşme yapmaya ehil kişilerin karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla sigorta sözleşmesinin kurulacağı kuşkusuzdur. Sözleşmenin yazılı bir belgeye bağlanması ancak ispat açısından önem taşır ve 6100 sayılı HMK.’nun 200. (mülga 1086 sayılı HUMK 288) maddesinde düzenlenmiş şekilde ispatı gerekir. Sigortacının TTK. 1265 ve 1267 maddeleri uyarınca imzalı bir sigorta poliçesini belli bir süre içerisinde sigortalıya vermesi zorunludur. TTK.1265, 1267 ve 1295/1 maddeleri birlikte incelendiğinde sigorta şirketinin kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürülerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almakla yükümlü olduğu görülecektir. (Y.11 H.D. 1.3.2010 gün 2008/11420E.,2010/22995K., 14.2.2011 gün 2010/2367E., 2011/1489K. sayılı kararları)
25 DU 340 plakalı aracın 5.12.2005 – 2006 tarihleri arasında geçerli olmak üzere davacı tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalandığı, rücu isteminin dayanağı trafik kazasının poliçenin yürürlük süresi içerisinde gerçekleştiği, davacının sigortalı araçta yolcu olarak bulunan ve kazada yaşamını yitiren Y.. A..’ın mirasçılarına 16.543 TL tazminatı 7.12.2007 tarihinde ödediği, poliçede sigorta ettiren olarak davalının yer aldığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı aracı kaza tarihinden uzun süre önce noter harici sattığını, poliçedeki imzanın kendisine ait olmadığını, kendisine rücu edilemeyeceğini savunmaktadır.
TTK. 1263 maddesi gereğince sigorta akitlerinin şekle tabi akitlerden olmaması, poliçenin sadece tarafların hak ve yükümlülüklerini gösteren bir ispat aracı olması karşısında davalının poliçenin akidi olmadığına ilişkin savunması aksinin, davacı tarafça 6100 sayılı HMK. 200. (mülga 1086 sayılı HUMK.288) maddesi uyarınca kesin delillerle ispatlanması gerekir.
Bu durumda davacıya, davalının poliçenin akidi olduğuna ilişkin tüm delillerini bildirmesi, davalının imzasını içeren varsa poliçe aslını ibraz etmesi, gerekirse taraflar ve poliçeyi de düzenleyen acentenin ticari defter ve kayıtlarında poliçenin davalı tarafından düzenlendiği konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, davacının dava dilekçesinde “her türlü kanıt”a da dayanması nedeniyle davalıya yemin teklifi hakkının hatırlatılması, hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı G.. D..’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı G.. D..’e geri verilmesine, 4.11.2014 günü Başkan A.V. ve Üye A.Ş.’nın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Sayın çoğunluğun yazılı gerekçelerle yerel mahkeme kararının bozulması yönündeki görüşlerine aşağıda açıklanacak nedenlerle katılmıyoruz.
Davacı sigorta şirketi 22.2.2008 havale tarihli dilekçesi ile davalı Gavsettin maliki diğer davalının sürücüsü olduğu 25 D… plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunan Y.. A..’ın trafik kazası sonucu öldüğünü mirasçılarına tazminat ödediklerini sürücü Bilal’in alkollü ve ehliyetsiz olarak araç kullandığından ödedikleri tazminatın davalılardan rücuan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Gavsettin savunmasında aracı haricen sattığını, malik olmadığını temyiz dilekçesinde ise sigorta poliçesini yaptırmadığını poliçesi imzalamadığını bildirmiştir.
Davalı Bilal, malik (işleten) olmadığını sorumlu olmayacağını savunmuştur.
İleri sürülüşe göre dava, K.T.K 95. Maddesi hükmü ve Genel Şartlar 4/c maddesi uyarınca açılan rücuen alacak davasıdır.
Mahkemece sürücü Bilal’in kaza anında 1.21 promil alkollü olduğunu (aynı zamanda ehliyetsiz-%100 kusurlu) kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiğini davacı sigorta şirketinin ödediği tazminatı akidi olan davalı Gavsettin’den rücuan isteyebileceğini diğer davalı Bilal ile sözleşme ilişkisi olmadığından isteyemiyeceğini kabul etmiş temyize konu kararı vermiştir.
Sayın çoğunluk yerel mahkeme kararının bozulması yönünde görüş bildirirken, 25 D.. plaka sayılı aracın 5.12.2005-2006 tarihleri arasında geçerli olmak üzere davacı tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalandığını açıkladıktan sonra poliçenin davalı tarafından düzenlendiği konusunda inceleme yapılması gerektiğinden söz ederek ispat külfetini davaca tarafa yüklemiştir.
TTK hükümlerine göre sigorta sözleşmeleri şekle tabi olmayan sözleşmelerdendir. Sigorta poliçesi sözleşmesinin yapılmasından sonra düzenlenen ve sözleşmenin yapıldığını gösteren bir belgedir. Sıhhat şartı değildir. Sigortalının sözleşmede imzasının bulunmaması ise sözleşmenin gerçekleşmediği anlamına da gelmez. Geçerli bir sigorta sözleşmesinden bahsedebilmek için meşru bir menfaatin bulunması da gözönünde bulundurulur. Bütün bu açıklamalardan şu sonuca varabiliriz; sözleşmenin yazılı belgeye bağlanması ispat hukuku açısından önem taşır, poliçenin varlığının ve daha çok poliçenin taşıdığı hükümler yönünden taraflar arasında uyuşmazlık açıkması halinde HUMK 288. vd. (HMK 200) maddelerinde düzenlendiği şekilde kanıtlanması gerekir. Temyize konu olayda da kabul edildiği gibi sigorta poliçesi mevcuttur. Bu poliçeden dolayı yükümlülüklerini yerine getirilmemesi nedeniyle (prim ödememe gibi) sigortalı aleyhine bir istek bulunmamaktadır. TTK 1265-1263.maddeleri hükmüne göre sigorta şirketleri poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürerek ona vermek primi veya ilk taksidi poliçenin teslimi karşılığı tahsil etmek yükümlülüğü vardır. Ancak bu yükümlülüğü yerine getirmemek yine poliçenin geçersizliğini gerektirmez. Bu durum poliçe kapsamı ilişkisi dışında TTK. 1267.maddesi uyarınca şartlarının varlığı halinde sigortalının tazminat isteyebilmesini düzenleyen normdur.
Diğer taraftan, KTK 20/d maddesi içeriğine göre araçların satışı noter sözleşmeleri ile mümkündür. Harici satış geçersizdir. Haricen satın alanın menfaati olmadığından sigorta poliçesi tanzim ettiremez. Aynı Yasanın 24.maddesi ise, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ibraz edilmeden bir aracın trafiğe tescilinin yapılmayacağını düzenlemiştir. Biran için araç satışının yasanın aradığı şartlarda gerçekleştiğinin kabul edilmesi halinde dahi K.T.K. 94.maddesi uyarınca gerekli ihbarı sigortacıya yapıp sigorta sözleşmesinin iptali imkanını sigortacıya vermediği sürece, aracı takip eden sigorta poliçesinin geçerli olduğu, malikin sigorta poliçesinin tarafı olmaya ve yükümlülüklerinin devam edeceği Dairemizin ve aynı konuda Dairemizden önce temyiz incelemesi yapan 11. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış uygulamalarındandır.
Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre yerel mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumuzdan çoğunluk ve mahkemece de kabul edilen sigorta poliçesinin bağlayıcı olması yönünden yükümlülüğünü yerine getirip tazminatı ödeyen davacı sigorta şirketine ispat yükünün verilmesi, bu yönde yerel mahkeme kararının bozulması görüşüne katılmıyoruz.