Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2014/18572 E. 2014/15342 K. 06.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18572
KARAR NO : 2014/15342
KARAR TARİHİ : 06.11.2014

MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 19/06/2014
NUMARASI : 2013/386-2014/208

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalının kasko sigortacısı olduğu müvekkiline ait aracın trafik kazası nedeniyle hasarlandığını, davalı sigorta şirketi tarafından müvekkiline 1.430,00 TL hasar bedeli ödendiğini, ancak gerçek zararın daha fazla olduğunu belirterek, davalı tarafından ödenmeyen 2.393,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulü ile davalıların İzmir 15. İcra Dairesi’nin 2013/6852 sayılı takipte alacağın 2.092,12 TL kısmından borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
1086 sayılı HUMK’nın 388 ve 389.maddeleri ile 6100 sayılı HMK’nın karşılık 297/1-2.maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.
Somut olayda kısa kararda “davanın kısmen kabulü ile 2.297,99 TL’nın davalıdan alınıp davacıya verilmesine” karar verildiği, gerekçeli kararda ise “davanın kısmen kabulü ile davalıların İzmir 15. İcra Dairesinin 2013/6852 esas sayılı takibe alacağın 2.092,12 TL’lık kısmından borçlu olmadığının tespitine” karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere kısa karar ile gerekçeli karar uyumlu olmayıp, taraflar yönünden şüphe ve tereddüt uyandıracak nitelikte olduğundan, bu yön yukarıda açıklanan yasa maddelerine açık bir aykırılık oluşturduğundan (10.04.1992 gün, 1991/7 Esas-1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere) hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 6.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.