YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12479
KARAR NO : 2014/18435
KARAR TARİHİ : 15.12.2014
MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/04/2013
NUMARASI : 2009/160-2013/265
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı Hazine vekili, davalı borçlu aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı Bayram’a satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı Bayram vekili, taşınmazı gerçek bedeli ödenerek iyi niyetli olarak satın alındığını ve haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili, borcu ödemek için satıldığını kesinleşmiş bir vergi borcu bulunmadığının belirtmiştir.
Mahkemece, Ankara 1.Vergi Mahkemisinin 2009/644-297-135- 134-133-132-131 Esas sayılı dosyaları ile borçlu Hüseyin’in vergi borcu bulunmadığının tesbit edildiği, Ankara 2.Vergi Mahkemesinin 2008/1112-1113-1114 sayılı dosyalarının 22.05.2009 tarihinde kesinleşen kararı ile ödeme emirlerinin iptalinin red edildiği, dava tarihinde kesinleşen ödeme emrinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6183 Sayılı Kanun’un 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6183 Sayılı Yasa’nın 37.maddesi 2.fıkrasında, özel kanunlarda ödeme zamanı tesbit edilmemiş amme alacaklarının maliye vekaletince belirlenen usule göre yapılacak tebliğden itibaren 1 ay içinde ödenmesi gerektiği, 54.maddesinde ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı yine anılan Yasanın 55.maddesinde ise amme alacağının vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemleri veya mal bildiriminde bulunmaları için ödeme emrinin tebliğ edileceği belirtilmiştir. Vergi Usul Kanunun 112/1 maddesi de aynı yönde olup 2577 sayılı İdari
Yargılama Usul Kanunun 27. maddesinin 3.fıkrasında, yargılama sırasında tahsil durdurulmuş ise kararın tebliğinden itibaren 1 ay içinde ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Somut olayda, borçludan talep edilen vergi borçlarının bir kısmı yönünden vergi borcu olmadığı tesbit edilmiş ancak bir kısım vergi borcuda sabit olmuştur. Dosya içeriğinden yargılama sırasında tahsilin durdurulması yönünde bir karar alınmamış ve kararlarda ödeme emrinin 10.07.2006 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından bu tahriyatlara karşı aynı mahkemede açılan davanın 23.06.2008 tarihinde açılmamış sayılmasına karar verildiğinden ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak kesinleştiği ve ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, ödeme emrinin bu kararların verildiği 26.03.2009 tarihinde değil 10.07.2006 tarihinden sonraki 7 gün içerisinde kesinleştiğinden, davanın açıldığı 05.05.2009 tarihinde davalı borçlunun vergi borcunun bir kısmının kesinleştiği sabit olup mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi yerinde değildir.
Ayrıca, Maliye Hazinesi tarafından yapılan takip sonucu borçlu ile 6111 sayılı Kanun gereğince yapılandırma sözleşmesi imzalandığı ve ödemelerin devam ettiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır. Adı geçen Kanun uygulamasında, yapılandırmanın, davacı tarafça açılmış tasarrufun iptali davalarını durduracağı ya da ertelemesini sağlayacağı yolunda bir hüküm bulunmamaktadır.
Ancak dosya içeriğinden yapılandırmanın 31.03.2014 tarihinde sona ereceği görülmektedir.
Tasarrufun iptali davalarının ön koşulu borçlu hakkında geçerli, kesinleşmiş bir takibin varlığı ve takibin karar kesinleşinceye kadar devam etmesi gerekir. Temyiz aşamasında dahi borç ödenmiş ve takip kalmamış ise değerlendirmenin buna göre yapılması gerekmektedir.
Yapılacak iş, borçlunun 6111 Sayılı Yasaya göre yaptığı yapılandırma sonucu borcun ödenip ödenmediği, takibin devam edip etmediği araştırılarak oluşacak sonuca göre karar vermekten ibaretir.
Mahkemece bu araştırmanın yapılması için kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına 15.12.2014 tarihinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.