YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12254
KARAR NO : 2014/18450
KARAR TARİHİ : 15.12.2014
MAHKEMESİ : Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 17/12/2012
NUMARASI : 2010/579-2012/751
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı A.. Sigorta A.Ş., davalı Ş.. Oto.Mak.Tur.Gıda Eğ.Sağ.Hiz.Sp.Sal.Oto.Kreş İşl.San. ve Tic.A.Ş ve davalı R.. K.. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik (ZMSS) sigortacısı oldukları araçların yaya davacıya çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek, iş göremezlik zararları yönünden ıslahla birlikte toplam 71.482,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 30.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketleri dışındaki davalılardan faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre, ıslah edilen maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin 20.000,00 TL yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı A.. Sigorta A.Ş., davalı Ş… Oto.Mak.Tur.Gıda Eğ.Sağ.Hiz.Sp.Sal.Oto.Kreş İşl.San.ve Tic.A.Ş. ve davalı R.. K.. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1-) Mahkeme kararı davalı A..Sigorta A.Ş. Vekiline 10.4.2013 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi 6100 sayılı HMK Geçici Madde 3/II.fıkrası yollaması ile HUMK’nın 432.maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 29.4.2013 tarihinde harç yatırılarak temyiz defterine kaydedilmiştir.
Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.6.1990 gün ve 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden, davalı A.. Sigorta A.Ş. vekilinin süresinden sonra verilen temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2-) Davalı R.. K.. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı Ruhan vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-) Diğer davalı Ş…A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
2918 Sayılı KTK’nu hükümlerine göre, trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3.kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3.maddesinde “işleten araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracı uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85.maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyip zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi,doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdiği zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araçların malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Öte yandan, husumet kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece res’en dikkate alınması gerektiği açıktır.
Somut olayda, davalı Ş.. A.Ş. vekili yasal cevap süresinden sonra verdiği 26.1.2011 tarihli dilekçeyle müvekkilinin zarara sebebiyet veren aracın işleteni olmadığını, aracın kaza tarihinden önce 12.4.2007 tarihli kira sözleşmesiyle dava dışı (ihbar edilen) B.. Kalıp Oto.Yan San.Paz.Tic.A.Ş.’ne 36 ay süre ile kiralandığını bildirmiştir. Her ne kadar davacı vekili cevap süresinden sonraki savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediklerini belirtmiş ise de; yukarıda açılandığı gibi husumetin mahkemece res’en dikkate alınması gereken konulardan olduğu tartışmasızdır.
İbraz edilen adi nitelikli kira sözleşmesi ve ekine göre plaka numaraları belirtilmeyen ancak model ve tipi belirtilen bir kısım araçların dava dışı ihbar edilen şirkete kiralandığı ibaresiyle birlikte kira bedellerinin yatırılacağı banka hesap numaralarının da belirlendiği görülmektedir. İhbar edilen şirket vekili de kira sözleşmesinin varlığını ibraz ettiği beyan dilekçesiyle belirtmiştir. Buna karşın, mahkemece zarara neden olan araca ilişkin olarak kira sözleşmesinin gerçekliği, uzun süreli kira sözleşmesi olup olmadığı, kira bedellerinin ödenip ödenmediği, dolayısıyla davalı şirketin eldeki dava yönünden pasif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarında (res’en) bir araştırma ve inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
O halde; mahkemece, davalı yanın bu yöndeki delillerinin tartışılması, buna göre davalı şirket ile anılan dava dışı şirket arasında (zarar sebebiyet veren araca ilişkin olarak bu aracın kira sözleşmesi kapsamında olup olmadığı) uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, aracın fiilen teslim edilip edilmediği ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği gerektiğinde işleten/malik ve kiracının ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, sonuç olarak yukarıda açıklanan ilkeler ışığında davalının işletenlik sıfatının, dolayısıyla pasif husumet ehliyetinin varlığı hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı A… Sigorta A.Ş. vekilinin süresinden sonra verilen temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Ruhan vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Ş.. Oto. Mak. Tur. Gıda Eğ. Sağ. Hiz. Sp. Sal. Oto. Kreş İşl. San. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile aleyhindeki hükmün BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 4.890,64 TL kalan harcın temyiz eden R.. K..’den alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar A.. Sigorta A.Ş. ve Ş.. Oto. Mak. Tur. Gıda Eğ. Sağ. Hiz. Sp. Sal. Oto. Kreş İşl. San. A.Ş.’ne geri verilmesine 15.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.