YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18078
KARAR NO : 2014/3904
KARAR TARİHİ : 27.02.2014
MAHKEMESİ : Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mah.sıfatıyla)
TARİHİ : 19/10/2012
NUMARASI : 2011/324-2012/557
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de bu istemin tebligat giderlerinin yatırılmadığından reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, Marmaris Emlak Müşavirleri Derneği başkanı olan ve 20 yıla yakın bir süre emlakçılık yapan müvekkili Y.. A..’un emlak konusunda geniş bir çevreye sahip olduğunu bilen davalı bankanın Marmaris Şube Müdürü olan dava dışı İ. A.. ile yardımcısı M. A..’ın müvekkillerinin işyerine gelerek emlak almak isteyen müşterilerin kredi ihtiyacı için bankaya yönlendirilmesi halinde kişi başına 500 TL.ödeme yapacaklarını belirttiklerini ve daha sonra bu konuda bankada sözleşme imzaladıklarını, müvekkillerinin sözleşmeye uygun davranarak kredi ihtiyacı olan müşterilerini bankaya yönlendirdiklerini, ancak davalı bankanın müvekkillerinin imzalamış olduğu sözleşme ekinde bulunan teminat senedini icraya koyduğunu iddia ederek taraflar arasında imzalanan Şubat 2011 tarihli sözleşmenin iptaline, senedin teminat senedi olması nedeniyle iptaline ve davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacıların müvekkili bankanın kredi borçluları olduğunu, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarını tahsil için icra takibi yapıldığını, davaya konu senedin kredi borcuna karşılık alınmış olup, davacıların borç ödemede temerrüde düşmesi sonucu senedin takibe konulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davacı tarafın kredi borcunun taraflar arasındaki anlaşma gereği emlak danışmanlığına ilişkin faturalarla ödeneceğine ilişkin iddialarını ispatlayamadıkları, tahsilde tekerrür olmamak şartıyla aynı alacak için değişik takip yollarına başvurulmasında herhangi bir sakınca ve yasal engel bulunmadığı, bu nedenle davalı tarafın aynı alacak için hem ilamsız, hem de kambiyo senetlerine mahsus yolla takip yapmasının yasaya aykırı olduğunu söyleme olanağı bulunmadığı, davacıların kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçlarının bulunduğu, ortada mükerrer bir tahsilat bulunmadığı, tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın ve davalı yanın tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde konusunda uzman bir bilirkişiye banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak dava tarihindeki borçluluk durumu yönünden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak deliller hep birlikte değerlendirilip, gerektiğinde yemin teklif hakkı da hatırlatılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.