YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2167
KARAR NO : 2014/5174
KARAR TARİHİ : 17.03.2014
MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/11/2012
NUMARASI : 2010/319-2012/315
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; davalı banka ile akdedilen bireysel kredi sözleşmesi uyarınca müvekkiline ticari araç kredisi kullandırıldığını, müvekkilinin kredi borcunun bir kısmını takip tarihinden önce ödemiş olmasına rağmen, ancak davalı banka tarafından asıl borç miktarı olduğundan fazla gösterilerek müvekkili aleyhine icra takibine girişildiğini, müvekkilinin takip tarihinden sonra tüm kredi borcunu ödemesine rağmen davalının takibine devam ettiğini belirterek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve fazla yaptığı ödemenin istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının kredi borcuna yönelik yaptığı ödemeler mahsup edildikten sonra kalan alacağın tahsili amacıyla takip yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; davacının takip tarihinden sonra icra dosyasına yaptığı ödemeler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazla ödendiği anlaşılan 525,10 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava menfi tespit davası olup dava açılırken alınması gereken peşin karar ve ilam harcı alınmadan yargılama yapılması Harçlar Kanunu hükümlerine aykırıdır. Zira 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 32. maddesinde dava değeri üzerinden peşin karar ve ilam harcı alınmadıkça davaya devam olunamayacağı ve müteakip işlemlerin yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan HMK.’nın 297/2. maddesinde “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü yer almaktadır. Oysa temyize konu yerel mahkeme hükmü anılan yasa hükmüne uygun olmayıp davacının borçlu olmadığı miktar ve taraflara yüklenen hak ve borçlar hükümde açıkça gösterilmeden bilirkişi raporuna atıf yapılarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.