Danıştay Kararı 9. Daire 2022/1721 E. 2022/3464 K. 21.06.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2022/1721 E.  ,  2022/3464 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2022/1721
Karar No : 2022/3464

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … A. Ş.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı banka ile … arasında imzalanan “Uluslararası Temsilcilik Anlaşması” çerçevesinde kurumun yurt dışına para gönderme ve yurt dışından para alma işlemlerine aracılık ettiği para gönderme/alma formlarının tek serlik sözleşme niteliğinde olduğu ve nispi oranda damga vergisine tabi olduğundan bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak re’sen tarh edilen 2016/Ocak-Ağustos dönemlerine ilişkin damga vergisi ile kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu, Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile madde gerekçelerin birlikte değerlendirilmesinden; sözleşmenin, karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile kurulacağı, öneri ve kabul beyanlarının birleşmesinin sözleşmenin kurulmasında temel unsur olduğu, öneri ve kabulden birinin eksik olması durumunda sözleşmenin kurulmamış sayılacağı, çünkü bu unsurların sözleşmenin emredici nitelikteki kurucu unsurlarından olduğu ve birinin eksik olması durumunda hukukta “yokluk” yaptırımı ile karşılaşacağı, sözleşmelerin geçerliliğinin Kanun’da aksi belirtilmedikçe hiçbir şekle tabi olmadığı, yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunmasının zorunlu olduğu, sözleşme ile yeni bir borç ilişkisinin ortaya çıktığı veya mevcut borç ilişkisinin değişime uğradığı, genel işlem koşullarının bir tarafın ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak üzere önceden tek başına hazırlanarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümlerinden ibaret olduğu, genel işlem koşullarıyla ilgili hükümlerin, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de, niteliklerine bakılmaksızın uygulanacağının anlaşıldığı, havalenin; mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 457. maddesinde sözleşme olduğunun belirtildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 555. maddesinde ise havalenin, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlem olduğunun belirtildiği, Kanun değişikliğinin gerekçesinde 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 457. maddesinde havalenin bir “akit” olarak nitelendirilmesinin teknik bakımdan hatalı bulunduğundan Tasarı’da yapılan tanımda havalenin bir “hukuki işlem” olduğunun belirtildiği, gerçekten havalenin bir sözleşme olmayıp çifte yetkilendirme içeren bir hukuki işlem olduğu açıklamasına yer verildiği, havalenin üçlü bir borç ilişkisi oluşturduğu, bu üçlü borç ilişkisinin taraflarının havale eden, havale alıcısı ve havale ödeyicisi olduğu, havale edenin havale ödeyicisini ifada bulunmaya, havale alıcısını ise kabza yetkilendirdiği tek taraflı bir hukuki işlem mahiyetinde bulunduğu, bu işlemle aslında bir borç ilişkisi doğmadığı ya da mevcut bir borç ilişkisi üzerinde bir değişiklik meydana gelmediği, havale ödeyicisi ile havale alıcısı arasında “ödeme” ilişkisi, havale eden ile havale alıcısı arasında “kazandırma/değer/bedel” ilişkisi, havale eden ile havale ödeyicisi arasında “karşılık” ilişkisi bulunduğu, temelinde çifte yetkilendirme içerdiği, bunun da havalenin karakteristik özelliğini oluşturduğu, çifte yetkilendirme içeren tek taraflı bir hukuki işlem niteliği taşıdığından havale göndericisinin havaleyi kabul etmek gibi bir zorunluluğu bulunmadığı gibi havale alıcısının da adına gönderilen havaleyi alma yükümlülüğünün bulunmadığı, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi oluşturmadığının anlaşıldığı, uyuşmazlıkta her ne kadar davalı idarece … ile davacı banka arasında imzalanan Uluslararası Temsilcilik Sözleşmesi kapsamında yapılan işlemlerde para göndericisi/alıcısı ile acente sıfatı ile işlemlere aracılık ettiği anlaşılan bankalar arasında düzenlenen para gönderme/alma formlarının sözleşme niteliğinde olduğu ve bu kapsamda 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun (1) sayılı tablosunun I. Akitlerle ilgili kağıtlar başlıklı bölümünün A/1 bendi (mukavelenameler) kapsamında nispi oranda damga vergisine tabi olması gerektiğinden bahisle tarhiyat yapılmış ise de söz konusu husus mevzuat hükümleri kapsamında değerlendirildiğinde; acente sıfatıyla işleme aracılık eden bankalar ile para göndericisi/alıcısı arasında düzenlenen para gönderme/alma formlarının sözleşme niteliğinde olmadığı, sözleşme vasfında olması için gerekli kurucu unsurları taşımadığı, hukuki ilişkinin havale niteliğinde olduğu, havalenin çifte yetkilendirme içeren tek taraflı bir hukuki işlem niteliği taşıdığı, taraflarının havale göndericisi, havale alıcısı ve havale ödeyicisi (…) olduğu, bankanın acente sıfatıyla işleme aracılık ettiği, para gönderen kişinin …’un acentesi olan banka şubesine bir miktar parayı teslim ettiği, …’u (acentesi niteliğindeki bankayı) teslim ettiği paranın alıcıya ödenmesi için yetkilendirdiği, alıcıyı da teslim edilen paranın tahsiline yetkili kıldığı, bununla yeni bir borç ilişkisi doğmadığı gibi mevcut bir borç ilişkisi üzerinde bir değişiklik de meydana gelmediği, yapılan işlemin tek başına borçlandırıcı işlem ya da tasarruf işlemi niteliği de taşımadığı, tipik bir havale ilişkisinin mevcut olduğu, para gönderenin ödeme yükümlülüğü, alıcının kabul yükümlülüğü bulunmadığı, bir sözleşmenin kurulabilmesi için karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları zorunlu iken somut olayda bir havale ilişkisi mevcut olduğundan havale göndericisinin beyanının yeterli olduğu, …’un ya da acentesi niteliğindeki bankaların veyahut alıcının kabul beyanına gerek olmadığı, dolayısıyla yapılan ödemeyi tevsik edici nitelikte para göndericisi/alıcısı ile banka arasında düzenlenen para gönderme/alma formlarının sözleşme niteliğinde olmadığı, formlarda genel işlem koşulu niteliğindeki ibarelere yer verilmesinin de hukuki işleme tek başına sözleşme vasfı kazandırmayacağı, bu durumda, … ile davacı banka arasında imzalanan Uluslararası Temsilcilik Sözleşmesi kapsamında yapılan işlemlerde para göndericisi, alıcısı ve … (bankalar) arasındaki hukuki ilişkinin havale ilişkisi olduğu, havalenin çifte yetkilendirme içeren tek taraflı bir hukuki işlem olduğu ve sözleşme olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna varıldığından; para göndericisi/alıcısı ile acente sıfatıyla işlemlere aracılık ettiği anlaşılan bankalar arasında düzenlenen para gönderme/alma formlarının sözleşme niteliğinde olduğu ve bu kapsamda 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun (1) sayılı tablosunun I. Akitlerle ilgili kağıtlar başlıklı bölümünün A/1 bendi (mukavelenameler) kapsamında nispi oranda damga vergisine tabi olduğundan bahisle yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, cezalı tarhiyatlarının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi, aynı gerekçe ve nedenlerle hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen iddialar anılan kararın kaldırılmasını sağlayacak durumda bulunmadığından istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, cevap ve istinaf dilekçelerinde belirtilen nedenlerle bölge idare mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 21/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.