YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3002
KARAR NO : 2014/5191
KARAR TARİHİ : 17.03.2014
MAHKEMESİ : İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 03/06/2013
NUMARASI : 2012/298-2013/156
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin diğer davalı tarafından kefil sıfatıyla imzalandığını, bu sözleşmelere istinaden kullandırılan krediye ilişkin alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazları ile durduğunu belirterek itirazların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkili olmadığını, zira davalı şirketin ikametgahının Beylikdüzü/İstanbul, diğer davalının ikametgahının ise Bakırköy/İstanbul olduğunu, dolayısıyla Bakırköy icra dairelerinin yetkili olduğunu, ayrıca kredi sözleşmelerindeki imzaların müvekkillerine ait olmadığını, müvekkillerinin davacıya borçlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; davacı taraf her ne kadar kredi sözleşmesine istinaden İstanbul İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibine geçmiş ise de davalıların kredi sözleşmesindeki imzayı kabul etmedikleri, bu durumda da geçerli bir sözleşmenin bulunduğunun kabul edilemeyeceği, geçerli bir sözleşme bulunmaması nedeni ile sözleşmedeki yetkiye ilişkin hükümlerin uygunlanmayacağı ve genel yetki hükümlerinin uygulanacağı, davalı borçluların ikametinin de İstanbul adli yargı sınırları içerisinde kalmadığı, bu nedenle İstanbul İcra Dairelerinin yetkili olmadığı, yetkili icra dairesinde yapılan geçerli bir icra takibinin bulunmadığı, bunun da dava şartı olduğu gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalılardan M.. A..’a ödeme emri 23/10/2012 tarihinde tebliğ edilmiş olup bu davalı yönünden 7 günlük itiraz süresi geçtikten sonra 07/11/2012 tarihinde itiraz dilekçesi verildiğinden davalı Murat aleyhindeki takip kesinleşmiş olup kesinleşmiş takiplere karşı dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı ve hukuki yarar dava şartı olup mahkemece re’sen gözetilmesi gerektiği düşünülmeden davalı M.. A.. yönünden de yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Davalı şirketin takibe itirazı süresinde olup itiraz dilekçesinde hem icra dairesinin yetkisine hem de borca itiraz edilmiştir. Davalı şirket vekili yetki itirazında bulunurken dava konusu sözleşmedeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını ileri sürmüştür. Dava konusu sözleşmede yetki şartı bulunmaktadır. Bu durumda icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın değerlendirilebilmesi için öncelikle sözleşmedeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığı konusunda imza incelemesi yaptırılması gerekmektedir. Mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan ve bu konuda araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.