Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/3516 E. , 2022/3319 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/3516
Karar No : 2022/3319
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1.Hukuk Müşaviri Yrd. V….
2- … Valiliği / …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine ilişkin kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 07/10/2014 tarihinde Diyarbakır ili, Bağlar ilçesi, Cengizler Caddesinde kurban eti dağıtmak üzere bulunduğu esnada terör örgütü mensuplarının saldırısına uğraması sonucu yaralanması olayında idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle geçici ve kalıcı iş gücü kaybı nedeniyle şimdilik 10,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 7-8 Ekim 2014 tarihlerinde Diyarbakır ilinin birçok noktasında yoğun bir şekilde silahlı saldırı, yol kapatma gibi terör olaylarının meydana geldiği, olayların başlamasıyla sokağa çıkma yasağının ilan edildiği, olaylara yönelik ihbarlar alınır alınmaz ekiplerin olay yerlerine yönlendirildiği, çevre illerden takviye ekiplerinin getirildiği, olayın oluş şekli ile ilgili önceden herhangi bir bilgi veya istihbaratın bulunmadığı, olaylarla ilgili olarak kamu görevlilerinin görevi ihmalleri konusunda başlatılan herhangi bir adli ya da idari soruşturmanın bulunmadığı dikkate alındığında davalı idarelere atfı kabil bir hizmet kusurunun bulunmadığı, olayın terör olayı olduğu, davacının yaralanması sebebiyle oluşan zarardan davalı idarelerin kusursuz sorumluluk ve sosyal risk ilkeleri çerçevesinde sorumluluklarının bulunduğu, maddi tazminat istemi yönünden; davacının kalıcı iş gücü kaybını gösterir sağlık raporunu sunmadığı, zararını ispatlayamadığından kalıcı iş gücü kaybının bulunmadığı kanaatine varıldığı, bu nedenle buna ilişkin maddi zarar hesaplamasının yapılmadığı; geçici iş gücü kaybına ilişkin olarak ise, davacının sunduğu tedavi belgelerinin yaşanan olaydan çok sonra askerlik yaptığı döneme ilişkin olduğu, bu dönemdeki sağlık raporlarına ilişkin bir hesaplamanın yapılamayacağı, bununla birlikte dava konusu olay nedeniyle 5 gün Dicle Üniversitesi Hastanesinde yatarak tedavi gördüğünün anlaşıldığı, ilgili döneme ilişkin asgari ücret üzerinden 5 günlük zararının 148,50 TL olduğu, davacı tarafından miktar arttırımı yapılmadığından taleple bağlılık ilkesi gereği maddi tazminat isteminin kabulü ile davacının geçici iş gücü kaybı nedeniyle talepte bulunduğu 10,00 TL’nin başvuru tarihi olan 12/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen ödenmesine; manevi tazminat istemi yönünden ise, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek aynı zamanda sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermeyecek düzeyde bir manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği, davacının manevi tazminat isteminin 75.000,00 TL’sinin kabulü ile idareye başvuru tarihi olan 12/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; uyuşmazlık konusu olayın yaklaşık bir saat sürmesine rağmen emniyet birimlerinin müdahale etmemesi sebebiyle davalı idarelerin kamu güvenliğinin sağlanması hizmetinin işleyişinde hizmet kusurunun olduğu, bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin uyuşmazlığın, davalı idarelerin kusurlu sorumluluğu çerçevesinde karara bağlanması gerekirken, kusursuz sorumluluk türü olan sosyal risk ilkesinden davanın çözümlenmesinde hukuka uyarlık bulunmamakla birlikte karar sonucu itibarıyla hukuka uygun olduğundan tarafların istinaf başvurularının belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu, Mahkemece re’sen araştırma ilkesi gereğince maddi zararlarının araştırılması gerektiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu, faiz başlangıcının olay tarihi olması gerektiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalılar … Bakanlığı ve … Valiliği tarafından, idarelerinin kusurunun bulunmadığı, 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, manevi zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında olmadığı belirtilerek kararın aleyhlerine ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacı ve davalı İçişleri Bakanlığı tarafından savunma verilmemiştir. Davalı Diyarbakır Valiliği tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; PKK/KCK terör örgütü lehine yayın yapan internet sitelerinde Ayn El Arap’da yaşanan olayların protesto edilmesi amacıyla yapılan eylem çağrıları üzerine 06-08/10/2014 tarihleri arasında Diyarbakır ilinin bir çok noktasında göstericiler toplanarak yürüyüşler yapmış, eylemci gruplar yolları trafiğe kapatmış, bir çok kamu kuruluşu, mağaza ve dükkan yağmalanmış, iş yerlerine taş ve molotof ile saldırılarda bulunulmuştur. Eylemlerin yoğun olduğu Diyarbakır ili, Bağlar ilçesi … Caddesinde 07/10/2014 tarihinde, saat 17.30 sularında, davacının ve arkadaşları …, …, …, …’in kurban eti dağıtmak üzere bulundukları sırada bir grup PKK sempatizanı tarafından, dış görünüşleri nedeniyle IŞİD terör örgütü mensubu oldukları iddiasıyla sopa, taş ve kesici aletlerle saldırıya uğramaları üzerine kaçmaya başladıkları, saat 17.40-17.45 civarında bir apartmana, saat 17.50-17.55 sularında ise bu apartmanın 3. katında bulunan bir daireye sığındıkları, saldırgan grubun yerlerini tespit etmesi ile taş, sopa ve kesici aletlerle zorla kapıyı açmaya çalıştıkları, saat 18.29 sıralarında saldırgan grup içinden birinin 4. kattaki daireye zorla girip dairenin balkonundan perde ve çarşafları bağlayıp 3. kattaki dairenin açık olan mutfak penceresinden girerek silahla ateş etmeye başladığı, davacıyı ve arkadaşlarını yaraladığı, diğer saldırganların da eve girerek sopa, taş, satır, bıçak gibi aletlerle saldırdığı, davacının tuvalete saklandığı esnada arkadaşlarının saldırganlar tarafından 3. kat penceresinden aşağıya atıldığı, saklanan davacının saldırganlar tarafından yakalanarak bıçak ve sopalarla darp edildiği, ellerinden kurtulan davacıyı tekrar yakalayıp bina dışına çıkaran saldırgan grubun davacıya ve 3. kattan atılan arkadaşlarına yönelik sopa, taş, bıçakla saldırılarına PKK lehine slogan atarak devam ettikleri, davacının öldürülüp öldürülmemesi hususunda yaşanan tartışma sonucunda araya giren yaşlı birinin müdahalesi ile bırakıldığı, 19.30 sularında sona eren olay sonunda davacının yaralı olarak kurtulduğu, arkadaşlarının ise öldürüldüğü, olaylar sırasında davacı ve dört arkadaşının evine sığındıkları kişi tarafından, saat 18.22 ve 18.29 saatlerinde 155 polis imdat hattının aranarak evini PKK’lıların basmaya çalıştığı, kendilerini öldürecekleri yönünde ihbarda bulunularak yardım istenildiği, bu görüşme sırasında arka planda silah seslerinin ve “kapı açıldı” şeklinde bir sesin duyulduğu, olayı gerçekleştirenler hakkında açılan kamu davası sonucu … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla terör amacıyla davacılar yakını ve arkadaşlarını öldüren sanıklar hakkında “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” ve “canavarca hisle ve eziyet çektirerek adam öldürme” suçlarından mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacının yaralanması nedeniyle 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi ve manevi zararlarının karşılanması amacıyla yapılan başvuru üzerine yaralananlar arasında başvurucunun adının bulunmadığı gerekçesiyle talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı .. No’lu Zarar Tespit Komisyonu kararına karşı açılan davada, Komisyon kararının iptaline karar verildiği, iptal kararı sonrasında verilen … tarih ve … sayılı …No’lu Zarar Tespit Komisyonu kararında ise, olayın terör olayı olduğu ve davacının ceza dosyasında mağdur müşteki sıfatı ile isminin geçtiği, başvurucunun iş gücü kaybının ve engellilik derecesinin tespiti açısından … tarih ve … sayılı yazı ile başvurucunun sağlık kuruluna müracaat etmesi gerektiğinin 11/01/2017 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen başvurucunun sağlık kuruluna müracaat etmediği, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden başvurucuya ait bilgi ve belgelerin talep edildiği, bu belgelerden başvurucunun 07-11/10/2014 tarihleri arasında göğüs cerrahi kliniğinde yatarak tedavi gördüğünün anlaşıldığı, başvurucunun manevi tazminata yönelik istemi yönünden 5233 sayılı Kanun’da hüküm bulunmadığından manevi tazminat ödenmesine olanak bulunmadığı, maddi tazminat talebine yönelik olarak ise 5 günlük tedavi süresi karşılığında toplam 359,47 TL ödenmesi yolunda karar verildiği, ancak söz konusu miktar davacı tarafından kabul edilmeyerek geçici ve kalıcı iş gücü kaybı nedeniyle şimdilik 10,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, Ayn El Arap’ta yaşanan olayların protesto edilmesi amacıyla Diyarbakır ilinin bir çok noktasında yapılan eylemlerin 6 Ekim’de başladığı, eylemler sebebiyle meydana gelen şiddet olaylarının 7 Ekim’de arttığı, gün boyunca çok sayıda şiddet olayının yaşandığı, sokağa çıkma yasağının ise gece saat 22.00’da ilan edildiği, sokağa çıkma yasağı ilanı ile olayların kontrol altına alındığı ve asayişin sağlandığı dikkate alındığında sokağa çıkma yasağı ilanının zamanında gerçekleştirilmediği sonucuna varılmaktadır. Ayrıca, davacının uğradığı saldırının saat 18.29’da başlayıp 19.30’a kadar sürdüğü, olayın yaşandığı saatlerde davacının ve arkadaşlarının sığındığı ev sahibi ve apartman sakinlerince defalarca emniyet birimlerinin aranmasına, bu görüşmelerde olayın ciddiyetinin ve aciliyetinin silah seslerinin duyulması nedeniyle açık olmasına rağmen emniyet birimlerince ancak saat 21.17’de ve ex şahıs (ceset) bulunduğu bilgileri üzerine cenazenin alınması amacıyla olay yerine intikal edildiği, dolayısıyla zamanında müdahale yapılmadığı da anlaşılmaktadır. Buna göre, olayın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu görülmektedir.
A-)Temyize konu kararın, maddi tazminat istemine ilişkin kısmının incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun “Dosyaların incelenmesi” başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında, “Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
İdare Mahkemesince, davacının kalıcı iş gücü kaybını gösterir sağlık raporunu sunmadığından buna ilişkin zararı hesaplanmayıp, dava konusu olay nedeniyle sadece 5 günlük tedavi süreci karşılığı geçici iş gücü kaybı hesabı yapılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi tarafından yukarıda aktarılan Kanun hükmü gereği re’sen davacının sürekli iş gücü kaybının bulunup bulunmadığının, bulunması halinde oranının; ayrıca geçici iş gücü kaybı hesabına esas olmak üzere tedavi ve iyileşme süresinin tespit edilmesi için Adli Tıp Kurumundan veya Üniversite Hastanelerinden rapor alınarak, rapor sonucuna göre geçici ve varsa sürekli iş gücü kaybının hesaplanması gerekirken, eksik inceleme sonucu davacının sürekli iş gücü kaybı bulunmadığı kanaatine ve geçici iş gücü kaybının sadece tedavi süresiyle sınırlı olduğu kabulüne dayanılarak davacının itirazları dikkate alınmaksızın verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
B)Temyize konu kararın, manevi tazminat istemine ilişkin kısmının incelenmesi:
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Olay tarihinde, sosyal sorumluluğunu (kurban eti dağıtmak) yerine getirmek amacıyla dışarıda bulunmakta iken teröristlerce kesici aletle yaralanmak suretiyle bizzat eziyete uğrayan ve öldürülüp öldürülmemesi konusundaki kararı bekleyen, ayrıca arkadaşlarının maruz kaldığı eziyete ve canice öldürülmelerine şahit olan davacının, olaydan yaralı olarak kurtulmakla birlikte gerek teröristlerin eziyetine maruz kalması, gerekse zamanında müdahale etmeyen davalı idarelerin olayda hizmet kusuru bulunması nedeniyle elem ve acı duyduğu şüphesizdir.
İdare Mahkemesince hükmedilen 75.000,00 TL manevi tazminat miktarının, olayın vehameti ve idarenin hizmet kusurunun ağırlığı dikkate alındığında, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, olay karşısında duyulan acıyı giderecek düzeyde olmadığı, manevi tazminatın amaç ve niteliği de dikkate alınarak yaşanan olayın vehameti karşısında duyulan acıyla da orantılı olacak şekilde yeniden manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğinden, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında da hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 20/06/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.