YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1898
KARAR NO : 2014/4900
KARAR TARİHİ : 22.04.2014
MAHKEMESİ : Bolu Kadastro Mahkemesi
TARİHİ : 06/12/2013
NUMARASI : 2013/23-2013/33
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı M.. D.. tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, M.. D..’nın 05/03/2014 tarihli dilekçesiyle, dava dosyasının temyiz incelemesinin Yargıtay’ın başka Dairesince incelenmesini istemiş isede, Yargıtay Kanununda buna ilişkin bir hüküm bulunmadığı, her ne kadar 20. Hukuk Dairesinin Başkan ve Üyeleri açıkça red edilmemiş ise de, red edilse dahi Yargıtay Kanununun 39. maddesi gereğince Yargıtay Dairelerini çalıştıramıyacak şekilde toplu red isteminde bulunulamayacağından, dilekçedeki taleplerin reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, K.. M.. Köyü 101 ada ve 3 parsel sayılı orman parselinin 2/B şartlarını taşıdığını ileri sürerek, 87 nolu Orman Kadastro Komisyonunun işlemlerinin iptali ve taşınmazın orman sınırları dışına çıkartılması istemiyle dava açmıştır. T.. Belediye Başkanlığı ve K… M.. Köyü Tüzel Kişiliği davaya katılmışlardır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı M.. D.. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açılan 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince yapılıp 18/11/2005 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu vardır. Daha sonra yapılan 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması, 24/01/2008 tarihinde ilân edilerek dava tarihinden önce kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamı ve kararın dayandığı gerekçeye göre, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 2/B uygulaması 2008 yılında kesinleşmiş, dava ise, 04/03/2013 tarihinde açılmıştır.
Yörede yapılan 2/B madde uygulamasının askı ilân tarihinde yürürlükte bulunan 6831 sayılı Kanunun 11/1.maddesine göre, “…Tutanak ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde kadastro mahkemelerinde dava açılabilir. Bu süre, hak düşürücü süredir.” hükmü gereğince, dava 6 aylık askı ilân süresi içinde açılmadığından, davaya bakma görevi, kadastro mahkemesine ait olmayıp, genel mahkemelere aittir.
Görev, kamu düzenine ilişkin olup; temyiz edenlerin sıfatına bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında gözetilmelidir. Bu sebeple, mahkemece yapılacak iş; askı ilân süresi içinde açılmış bir dava olmadığı için, davaya bakma görevinin ( HMK m.2 uyarınca) asliye hukuk mahkemesine ait olduğu düşünülerek, görevsizlik kararı vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı M.. D..’nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 22/04/2014 günü oy birliği ile karar verildi.