Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/3967 E. , 2022/4250 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/3967
Karar No : 2022/4250
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Odası Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Tıp Merkezinde şirket ortağı ve mesul müdür olarak görev yapan davacı tarafından, Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliğinin 5/f maddesi uyarınca 6 ay süreyle meslekten men cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara Tabip Odası Onur Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine yönelik Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … Tıp Merkezi tarafından, civardaki bazı yüzme havuzları, kreşler, kolej ve ilköğretime giden öğrencilerin kimlik bilgilerinin alındığı, adlarına sahte fatura düzenlenip düzenlenmediğinin açıklığa kavuşturulması amacıyla, yapılan soruşturma kapsamında 483 kişi ilgili olarak 386 kişinin ifadesine (çocuklar ve aileleri ile birlikte) başvurulduğu, yapılan değerlendirmeler sonucu; 8554 sahte muayene ve 9741 gerçek olmayan muayene tespiti yapıldığının görüldüğü, bu durumda, gerek dosya kapsamında yer alan Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından yapılan soruşturma sonucu düzenlenen soruşturma raporu gerekse diğer bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucu, davacının üzerine atılı “Kamu kurum ve kuruluşlarının dolandırılmasına yönelik eylemlerde bulunmak; bu amaca yönelik olarak sahte belge veya reçete düzenlemek, reçete ve belgeler üzerinde tahrifat yapmak” fiilini işlediği tereddüte mahal bırakmayacak derecede sübut bulduğundan usulüne uygun yürütülen disiplin soruşturması neticesinde 6 ay meslekten men cezası ile tecziyesine dair kararda ve bu karara yapılan itirazın reddine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davacının üzerine atılı “Kamu kurum ve kuruluşlarının dolandırılmasına yönelik eylemlerde bulunmak; bu amaca yönelik olarak sahte belge veya reçete düzenlemek, reçete ve belgeler üzerinde tahrifat yapmak” fiilini işlediği tereddüte mahal bırakmayacak derecede sübut bulduğu, hukuka aykırı eylemlerle ilgili başka sorumluların bulunmasının, mesul müdür olarak görevli davacının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, davacıya isnat edilen eylemler karşısında davacı hakkında tesis edilen disiplin cezasının orantılı olduğu, usulüne uygun yürütülen disiplin soruşturması neticesinde 6 ay meslekten men cezası ile tecziyesine dair kararda ve bu karara yapılan itirazın reddinde hukuka aykırılık bulunmadığı, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hukuka ve usule aykırı olduğu belirtilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalılar Türk Tabipleri Birliği ile Ankara Tabip Odası tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinde, “1) İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir.
3) Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
6) Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un “Temyiz” başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları, (d) bendinde ise, belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında verilen kararların Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği kurala bağlanmıştır.
Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin “Mesul müdür” başlıklı 16. maddesinin 3. fıkrasında, “Mesul müdür, tabiplik mesleğini sadece mesul müdürlük yaptığı sağlık kuruluşunda serbest olarak yürütür; muayene de dahil olmak üzere, başka bir sağlık kuruluşunda mesleğini serbest icra etmesi yasaktır.”; aynı maddenin 6. fıkrasında, “Mesul müdür, sağlık kuruluşunun faaliyeti ve denetimi ile ilgili her türlü işlemde Müdürlüğün ve Bakanlığın birinci derecede muhatabıdır. Mesul müdür idari işlerden bizzat, tıbbi işlemlerden ise diğer tabipler ile birlikte sorumludur.”; 9. fıkrasında ise, “İlgili mevzuata göre meslekten geçici men edilenler, bu yasakları süresince mesul müdürlük yapamazlar. İşleten tarafından, meslekten geçici men cezası süresince mesul müdürlük görevini yürütmek üzere, yasağın uygulanmaya başlandığı tarihten itibaren en geç üç iş günü içinde sağlık kuruluşunda tam zamanlı çalışan ve mesul müdürlük şartını taşıyan bir tabibin görevlendirilmesi ve yazılı olarak Müdürlüğe bildirilmesi gerekir.” hükümleri yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; İdare Mahkemelerinin tek hakim sınırı dışında kalan bütün kararlarına karşı mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemesince istinaf incelemesi üzerine verilen kararlara karşı ise sadece 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinde yer alan konular ile sınırlı olarak Danıştay’a temyiz başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemelerince istinaf incelemesi üzerine verilen ve 46. madde kapsamı dışında olan kararların ise kesin olduğu görülmektedir.
Olayda, davacı hakkında tesis edilen 6 ay meslekten men cezasına karşı açılan davanın, 2577 sayılı Kanun’un 46/1-(c) bendinde yer alan “belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davası” olarak nitelendirilemeyeceği açıktır.
Öte yandan, dava konusu işlemin davacının mesleki deontoloji kurallarına aykırılık gösteren eylemleri sebebiyle verildiği ve serbest meslek faaliyetine ilişkin olduğu, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri gereği meslekten geçici men cezası alan bir tabibin mesul müdürlük görevinde bulunamayacağı açık ise de adı geçen sağlık kuruluşunda tam zamanlı çalışan ve mesul müdürlük şartını taşıyan bir başka tabibin görevlendirilebileceği mümkün olduğundan dava konusu işlemin ticari faaliyetin engellenmesine yönelik olmadığı ve bakılan davanın 2577 sayılı Kanunun 46/1-d bendi kapsamına da girmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, temyiz istemine esas teşkil eden kararın Bölge İdare Mahkemesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 46. maddesine göre temyiz yolu açık olmayan “kesin” kararlarından olduğu anlaşıldığından temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1- TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2- Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
Kesin olarak, 17/06/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- 2577 sayılı Kanun’un “Temyiz” başlıklı 46. maddesinde, “Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir: (…) (d) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları.” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, davacının yapmış olduğu serbest meslek faaliyetinin “ticari faaliyet” olarak nitelendirilebileceği, kanun metninden de benzer sonucu doğuran her türlü işlemin temyize tabi olduğu anlaşıldığından, serbest hekimlik yapmakta olan davacının, ”6 ay süreyle meslekten men” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin de davacının ticari faaliyetinin icrasını otuz günden uzun süreyle engellemesine sebebiyet verdiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu nedenle, davacı hakkında tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılan davada, temyiz yolu açık bulunduğundan, davacının temyiz isteminin incelenmeksizin reddine ilişkin aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.