YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17508
KARAR NO : 2014/25671
KARAR TARİHİ : 01.12.2014
MAHKEMESİ : Elazığ İş Mahkemesi
TARİHİ : 11/04/2014
NUMARASI : 2013/6-2014/420
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Davacı, 17.10.2007-10.10.2008 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde çalıştığını beyanla, 2008 yılı 3.ayından sonra, 10.10.2008 tarihine kadar olan ve davalı Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespitini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına davalı işyerinde 01.11.2007 tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesinin verildiği, davalı işyerinin 16.03.1989 tarihinden itibaren halen kanun kapsamında olduğu, davalı işyerinin 2008/3-10.aylarına ilişkin dönem bordrolarının geldiği, davacının 03.03.2008; 04.03.2008; 05.03.2008 tarihlerinde işe gelmediğine dair tutanak tutulduğu, tutanakların işveren ile çalışanlar Rana Kırılmazkaya ve Ş.. Ö.. tarafından imza altına alındığı, tutanakta imzası olanların beyanlarının alınmadığı, davalının ve davacının bildirdiği tanıkların dinlendiği, re’sen tespit edilen tanıkların davalı işyerinde fiilen çalışmadıklarını beyan ettikleri anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, öncelikle davacının işe gelmediğine ilişkin tutanaklarda imzası olan Rana Kırılmazkaya ve Ş.. Ö..’ın beyanlarını almak, ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordrolarında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, beyanına başvurulan tanıkların hizmet cetvellerini dosyaya eklemek, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01/12/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.