YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14320
KARAR NO : 2014/25698
KARAR TARİHİ : 01.12.2014
MAHKEMESİ : İzmir 4. İş Mahkemesi
TARİHİ : 31/03/2014
NUMARASI : 2008/582-2014/245
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi, davalılardan İ.. Y.. vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 16.02.2008 tarihli iş kazasında yaşamını yitiren sigortalının hak sahibi eş ve çocuklarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, maddi tazminat davalarının reddine, davacı eş için 40.000,00 TL, çocuklar için ayrı ayrı 30.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacılar murisi kazalının davalı İzmir M. Toptancılar Sitesinde güvenlik görevlisi olarak çalışırken mülkiyeti diğer davalı M.Tekstil Organizasyon A.Ş’ye ait otel inşaatında yüksekten düşme neticesinde vefat ettiği, 16.02.2008 tarihli iş kazasına dair alınan 07.03.2011 ve 14.02.2011 tarihli kusur raporlarında anılan olayda %40 oranında davalı M. Tekstil Organizasyon A.Ş’nin(bu kusurun %20’sinin M. Tekstil Organizasyon A.Ş çalışanı Ü. T.’ya ait olmak kaydıyla), %60 oranında ise davacılar murisi Ömer Anar’ın kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemenin karar gerekçesinde özetle dinlenen tanık anlatımlarına göre kazalının düştüğü inşaatın davalı site yönetimince kendisine verilen görev alanı içerisinde olduğunun anlaşılmasına göre bu davalının da (İzmir M. Toptancılar Sitesi Yönetimi) diğer davalı ile müşterek sorumlu olduğunun belirtildiği, 16.02.2008 tarihli iş kazası sonrasında başlatılan ceza soruşturması neticesinde davalı M. Tekstil Organizasyon A.Ş sorumlusu Ü. T. yanında davalı İzmir M. Toptancılar Sitesi Yönetimi sorumluları hakkında da kumu davası açıldığı ve ceza davası yargılaması neticesinde İzmir M. Toptancılar Sitesi Yönetimi sorumluları bakımından beraat kararı verildiği, İzmir M. Toptancılar Sitesi Yönetimi müdürünce 02.07.2007 tarihli talimat ile kazanın meydana geldiği inşaat alanının görev alanı dışında olduğunun çalışanlara iletildiği, yargılama sırasında dinlenen bir takım tanıkların kazanın meydana geldiği otel inşaatının da kendi görev alanları içerisinde olduğunun açıklandığı, yine kaza anında vardiya grup amirliği yapan İ. B.’ın iş kazası tahkikatı sırasında iş müfettişlerine verdiği ifadesinde özetle “arada sırada ama gündüz vardiyalarında ve en az iki çalışan tarafından kötü amaçlı kişilerin bulunup bulunmadığının tespiti için kazanın meydana geldiği inşaat alanının kontrol edildiğinin” belirtildiği, kazanın meydana geldiği otel inşaatının İzmir M. Toptancılar Sitesine yakın bu sitenin hemen girişinde bir yer olduğu anlaşılmaktadır.
İş kazalarında olay, İş Hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş akdinden doğan işçiyi gözetme ( koruma ) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işverenin niteliğine göre, iş yerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin iş yerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. (Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2004 gün ve 2004/21-365 E.-369 K. sayılı kararı da aynı yöndedir )
Öte yandan Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi ve yerleşik yargıtay uygulamasına göre; hukuk hâkimi,ceza davasındaki kusur oranlan bağlı değilse de, kesinleşen ceza mahkemesi kararıyla saptanmış maddi olgularla bağlıdır.
Bu açıklamalardan olarak somut olayda özellikle İzmir M. Toptancılar Sitesi Yönetimi sorumluları hakkında açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş olunmasına göre, ceza davasında saptanan bu maddi olgu ile kazanın meydana geldiği inşaatın davalı site yönetimince görev alanlarına dahil edildiğine dair aynı iş yerinde çalışan bir kısım tanık anlatımlarının bir arada değerlendirildiği kusur raporu alınmadan neticeye varılması doğru olmamıştır.
Yapılacak iş, öncelikle 16.02.2008 tarihli kaza sonrasında açılan ve İzmir M. Toptancılar Sitesi Yönetimi sorumlularının beraatine karar verilen ceza davasının neticesi araştırmak, burada kesinleşen olgular ve bu olguların kesinleşme nedenleri ile yine kazanın meydana geldiği otel inşaatının davacılar murisinin görev alanında olduğunu belirten tanık anlatımları ile birlikte değerlendirmeleri için dosyayı yeniden İş Kanunu’nun 77. maddesi ve tüzük hükümleri kapsamında konusunda uzman iş güvenlik uzmanı bilirkişi heyetine tevdi etmek, ortaya çıkan duruma göre tüm delilleri bir arada değerlendirip neticeye varmaktan ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı şirket ile davalı site yönetimi vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 01/12/2014 gününde oy birliğiyle karar verildi.