YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18361
KARAR NO : 2014/22275
KARAR TARİHİ : 03.11.2014
MAHKEMESİ : Batman İş Mahkemesi
TARİHİ : 23/05/2013
NUMARASI : 2011/531-2013/232
Davacı, vergi kaydının bulunmadığı 01/01/1998-21/04/2009 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalılığının ve prim borcunun iptaline, yalnızca 14/04/1988-30/12/1995 ve 15/05/1996-31/12/1997 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı sayılmasına, SSK kapsamındaki sigortalılığı ile birliştirilerek 01/01/2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, vergi kaydının bulunmadığı 1.1.1998-21.4.2009 tarihleri arası bağ-kur sigortalılığının ve prim borcunun iptali ile yalnızca 14.4.1988-30.12.1995 ve 15.5.1996-31.12.1997 tarihleri arasında bağ-kur sigortalı sayılmasını, SSK kapsamındaki sigortalılığı ile birleştirilerek 1.1.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı yasanın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı yasa, Bağ-Kur’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının vergi kaydı gereğince 14.4.1988 tarihinde 1479 Sayılı Yasaya tabi olarak zorunlu Bağ-Kur sigortalı olarak tescil edildiği ve 14.4.1988-31.12.1995, 15.5.1996-31.12.1997 tarihleri arasında vergi kaydının, 14.5.1996-21.4.2009 tarihleri arasında esnaf sicil kaydının bulunduğu, 30.4.2008 tarihi itibarı ile beş yılı aşan prim borcu olması nedeniyle bağ-kur sigortalılığının 30.4.1995 tarihi itibarı ile durdurulduğu, davacının 24.3.2011 tarihli dilekçesi ile ihya talebinde bulunduğu, Kurum tarafından bildirilen borcun bir kısmını ödediği ve bu ödemenin 30.4.1995 tarihine kadar olan süreyi karşıladığı, davacının askerlik borçlanması ile birlikte ile 31.12.2012 tarihine kadar 1804 gün SSK sigortalılığının bulunduğu anlaşılmaktadır.
1479 sayılı Yasanın 24 ve 25.maddelerinde Bağ-Kur sigortalılığın başlangıç ve bitişinde vergi, meslek ve sicil kayıtlarının esas alınacağı, açıkça belirtilmiştir. Vergi kaydının sona ermesi davacının kendi nam ve hesabına çalışmasını sona erdirdiğinin tek başına açık delili değildir.
Yapılacak iş; davacının bakkal veya toptan gıda satışı işi yaptığı işyerlerinin adresleri belirlenerek bu işyerlerini hangi tarihte açtığı, hangi tarihte kapattığını araştırmak, işyerlerinin uyuşmazlık konusu dönemde elektrik-su aboneliklerinin kimin üzerinde kayıtlı olduğu ilgili kuruluşlardan sormak, zabıtaya bu işyerlerine komşu işyerlerini tespit ettirilerek komşu işverenlerin varsa komşu işyeri kayıtlarına geçmiş kişilerin tanık olarak beyanlarına başvurmak, Emniyet yoluyla davacının 1997-2009 yılları arasında ticari faaliyette bulunup bulunmadığını araştırmak, ticari faaliyeti konusunda mahalli idarelerden de bilgi almak, esnaflık faaliyetinin bulunup bulunmadığını belirleyip tüm deliller bir arada değerlendirilerek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Öte yandan 5510 SK’nun geçici 17.maddesine göre, sigortalılığı durdurulan sigortalı veya hak sahipleri durdurulan sigortalılık süresini, cari primler üzerinden hesaplanacak prim borcunu tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içinde ödeyerek sigortalılık elde edebilirler. Ancak yasa hükmünden de anlaşılacağı gibi, kısmi ödeme ile kısmi hizmet elde edilmesi mümkün değildir.
Somut olayda, her ne kadar davacının gayesi prim borcunun ölüm aylığına yetecek sigortalılık süresine karşılık gelen kısmını ödeyip geçici 17.maddeden yararlanarak sigortalılığı sona erdirmek olsa da, geçici 17.maddenin kısmi ihyaya imkan vermediği, davacının prim borcunun tamamını ödeyerek geçici 17.maddeden yararlanabileceği, borcun bir kısmını ödeyerek sigortalılık kazanmasının mümkün olmadığı göz önünde bulundurulmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuku olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03/11/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.