Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2014/18224 E. 2014/22850 K. 06.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18224
KARAR NO : 2014/22850
KARAR TARİHİ : 06.11.2014

MAHKEMESİ : Manisa 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 12/11/2013
NUMARASI : 2011/905-2013/897

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 21/04/2010-25/01/2011 tarihleri arasında çalıştığının tespitine, diğer hizmetleri ile birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalı K.. K..’ya ait işyerinde 21.04.2010 – 25.01.2011 tarihleri arasında çalıştığının tespiti ve iptal edilen bu sigortalılık sürelerinin iadesi ile yeniden bu hizmetlerinin diğer hizmetleri ile birleştirilmesi istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 21/04/2010-25/01/2011 tarihleri arasında davalı işverene ait 109.. sicil numaralı işyerinden hizmet bildiriminin yapıldığı, dönem bordrolarında bildirimi yapılan tek kişinin davacı olduğu ve bildirimlerinin hizmet cetveli ile uyumlu olduğu, işyerinin 11/06/2009 tarihinde kanun kapsamına alındığı ve işverenin davacını eşi olduğu, 02/02/2011 tarihli Kontrol Raporunda Kurumda 2-171 I 01 10999.. 045 01-.. sicil sayılı dosyada işlem gören, D.. Mah S.. Cad Manisa adresinde kurulu bulunan K.. K..’ya ait işyerinde 01/02/2011 tarihinde yapılan yerel denetim ve yapılan çevre araştırması sonucunda, işyerinden Y.. K.. adına 21/04/2010-25/01/2011 tarihleri arasında yapılan sigorta bildirimlerinin iptal edilmesinin uygun olacağının bildirildiği, Kurum tarafından söz konusu rapor doğrultusunda davacının sigortalı bildiriminin iptal edildiği anlaşılmaktadır.
02/02/2011 tarihli Kontrol Raporunda; işyerinde yapılan yerel denetimde, işyerinde K.. K..’nın bulunduğu, K.. K..’nın eşinin (Y.. K..) evde olduğunu beyan ettiği, işyeri çevresinde 01.02.2011 tarihinde yapılan araştırmada cadde üzerindeki esnafın birbirini iyi tanıdığı, Y.. K..’nın çevrede tanınmadığı, işyerinde çalışmadığının öğrenildiği, bilgisine başvurulan komşu dükkan sahiplerinin K.. K..’nın kısa süre dükkanda birisini çalıştırdığını, Y.. K..’nın dükkanda çalışmadığını beyan ettikleri ancak yazılı ifade vermekten imtina ettikleri, Y.. K.. adına yapılan sigorta bildirimleri incelendiğinde, eşinin sahibi olduğu dükkandan doğum yapmasına kısa süre kala işe girişinin yapılarak sadece 123 günlük sigorta bildiriminin yapıldığı, ardından doğum iznine ayrılması nedeniyle yapılan bildirimlerin fiili çalışmaya dayanmadığı intibaını uyandırdığı, işyeri civarında yapılan soruşturmada, kişinin fiilen çalışmadığının öğrenildiği, Kanunun dördüncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre sigortalı sayılmanın temel şartı olan “hizmet akdinin” varlığından söz edilemeyeceği, yapılan sigorta bildirimlerinin iplal edilmesi ve bildirimlerden dolayı kişiye yapılan her türlü yardımın ve yapılan ödemelerin geri alınması gerektiği bildirilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, her ne kadar duruşma esnasında dinlenen tanıklar davacının davalıya ait işyerinde fiilen çalıştığını bildirmiş iseler de denetim esnasında bilgisine başvurulan çevre esnafın davacıyı davalıya ait işyerinde çalışırken görmediklerini beyan ettikleri anlaşıldığından ve 5510 sayılı yasanın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediğinden davanın reddi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06/11/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.