Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2014/19955 E. 2014/26309 K. 04.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19955
KARAR NO : 2014/26309
KARAR TARİHİ : 04.12.2014

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi
TARİHİ : 27/12/2013
NUMARASI : 2010/733-2013/864

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, 12.08.2004 tarihindeki iş kazası sonucu yaralanan sigortalının maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir. Yargılama sırasında davacı vekili 27.11.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat miktarını artırırken ayrıca dava dilekçesinde yer almayan manevi tazminat isteminde de bulunmuştur.
Mahkemece, 22.968,41.-TL maddi tazminatın 12/08/2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, usulunce bir açılmış bir dava olmadığından manevi tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
H.M.K.’nın 176. ve devam maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkanını sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Öte yandan harca tabi olan davalarda her dava açılırken davalıdan başvurma harcı ile nispi harca tabi davalarda nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır. Gerekli harçlar alındıktan sonra dava dilekçesi esas defterine kaydedilir ve dava, dava dilekçesinin esas defterine kayıt edildiği tarihte açılmış sayılır. Islah dilekçesinin nispi harç ve başvuru harcı yatırılarak mahkemeye verilmesi halinde artık bu dilekçenin ıslah değil ek dava dilekçesi olarak kabulü gerekir.
Dosyadaki kayıt ve belgelere göre, davacı tarafından 27.11.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat miktarı artırılırken aynı zamanda yeni bir talep olarak manevi tazminat da istendiği anlaşılmaktadır. Yukarıda da belirtildiği üzere ıslah ile ikinci bir davanın açılması usulen mümkün değildir. Fakat davacının ıslah dilekçesi ile usulünce açılan davasına konu etmediği yeni bir talebi olur ve nispi oranda alınan ıslah harcı yanında dava açılırken ödenen başvuru harcını da ayrıca yatırırsa bu kez ıslah dilekçesinin mevcut hali ile birleştirme istemli ek dava dilekçesi olarak kabulü gerekir. Somut olayda ise 27.11.2012 tarihli dilekçenin(ıslah dilekçesi) mahkemeye sunulması sırasında yalnızca ıslah harcının ödendiği, 10.07.2013 tarihli makbuzla da başvuru harcının ödendiği açık olup, bu dilekçenin birleştirme istemli ek dava olarak nitelendirilmesi gerekir. Hal böyle olunca mahkemece, davacının ıslah dilekçesi ile talep ettiği manevi tazminat istemine ilişkin olarak usulünce açılmış bir dava olduğundan, bu istemle ilgili olarak esasa girilmek suretiyle bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden taraflardan V.. A..’ne yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.12.2014 gününde oy birliğiyle karar verildi.