Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/330 E. , 2022/7115 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/330
Karar No : 2022/7115
TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALI) … Bakanlığı – ANKARA
VEKİLİ : Av. …
II- (DAVACILAR)
1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
8- …
9- …
10- …
11- …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF : 1- … Bakanlığı
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
8- …
9- …
10- …
11- …
12- …
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Mersin İli, Tarsus İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın imar planında “ilköğretim alanı” olarak belirlenmesine rağmen uzun yıllardır kamulaştırılmayarak, mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle 1.007,389-TL kamulaştırmasız el atma bedelinin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın kabulü, davacıların hissedarı olduğu Mersin İli, Tarsus İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazda davacıların hissesinin bedeli olan 2.286.136,50-TL’nin keşif tarihi olan 14/04/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 26/04/2017 tarih ve E:2016/12170, K:2017/2905 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki İdare Mahkemesi kararının ise Danıştay Altıncı Dairesinin 30/10/2018 tarih ve E:2018/929, K:2018/8629 sayılı kararıyla uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle tekrar bozulması üzerine, bozma kararına uyularak tazminat isteminin kabulü ile taşınmazda hisse sahibi olan … için 250.233,00-TL, … için 250.233,00-TL, … için 70.378,00-TL, … için 70.378,00-TL, … için 46.918,81-TL, … için 187.675,00-TL … için 93.837,00-TL, … için 93.837,00-TL, … için 281.512,00-TL … için 250.233,00-TL, … için 281.512,00-TL olmak üzere toplam 1.876.746,00-TL’nin 1.000.389,43-TL’sinin dava tarihi olan 13/12/2013 tarihinden, geri kalan 869.356,57-TL’sinin ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 20/05/2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, taşınmaz bedelinin düşük olarak belirlendiği ileri sürülmektedir.
Davalı tarafından, taşınmazda kısıtlılığın söz konusu olmadığı, idarelerine husumet yöneltilmesini hatalı olduğu, imar planını hazırlayan ilgili belediyenin sorumluluğu bulunduğu, bedelin fahiş olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1- Davalı tarafından savunma verilmemiştir.
2- Davacı tarafından istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Mersin İli, Tarsus İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın imar planında “ilköğretim alanı” olarak belirlenmesine rağmen uzun yıllardır kamulaştırılmayarak, mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 35. maddesinde: “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” kuralına yer verilmiş, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını düzenleyen 13. maddesinde ise, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 10. maddesinde: “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisince kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek kamu kuruluşlarının bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.” hükmüne yer verilmek suretiyle, belediyelere, imar planlarını uygulamak üzere belirtilen süre içerisinde imar programını hazırlama; programı uygulamaya koyma, ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarına ise imar programlarında kendi görev alanlarındaki kamu hizmeti için ayrılan özel mülkiyete ait arsaları program süresi içinde kamulaştırma zorunluluğu yüklenmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 04.07.2019 tarihli değişiklikle getirilen “İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler” başlıklı 13. maddesinde; “Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar;
a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak,
b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.
Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir.
İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir…
” hükmü yer almaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun Ek 1. maddesinde; (Ek: 20/8/2016-6745/33 md.)
“Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır.” hükmü yer almaktadır.
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun “Yargı merciilerinin uyuşmazlık mahkemesine başvurmaları” başlıklı 19. maddesinde, “Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.” hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın ve UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden; Mersin İli, Tarsus İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın imar planında “ilköğretim alanı” olarak belirlenmesine rağmen uzun yıllardır kamulaştırılmayarak, mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın ilk olarak 22/10/2012 tarihinde adli yargıda açıldığı, davanın görev yönünden reddi yolundaki Asliye Hukuk Mahkemesi kararının 25/11/2013 tarihinde kesinleşmesi üzerine bakılan davanın 12.12.2013 tarihinde açıldığı, İdare Mahkemesince, uyuşmazlığın çözümü amacıyla mahallinde 06/10/2020 tarihinde mahallinde yeniden yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde bilirkişi kurulunca düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; dava konusu taşınmazın sınırları içerisinde bulunduğu bölgede alınan kıyasi emsale göre dava konusu taşınmaz imarlı arsa için m² birim fiyatı dava açılış tarihi olan 16.12.2013 tarihi için yaklaşık 706,12 TL olarak takdir edildiği, dava dosyasında bulunan tapu kayıt bilgilerine göre davacıların … ada … parsel numaralı taşınmazda intikal işleminin henüz yapılmadığı, davacıların arasındaki soy kütüğü bilinemediğinden davacılarının bazılarının dava konusu taşınmazda herhangi bir hissesinin görünmediği, davacıların dava konusu taşınmazda intikal işlemini yaptırdıktan sonra her birinin 2607 ada, 26 parsel numaralı taşınmazdaki hissesinin ve hissesine isabet edecek arsa payının netleşeceği.” görüş ve kanaatlerine yer verildiği görülmektedir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, uyuşmazlık konusu Mersin İli, Tarsus İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın diğer maliklerince maddi tazminat istemli olarak görülmekte olan başka bir davada, davalı Milli Eğitim Bakanlığı ile davacılar tarafından yapılan istinaf başvuruları üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … gün ve E:…, K:… sayılı kararda ise; “olayda, Dava Dairelerince verilen 17.03.2022 tarihli ara kararı üzerine, Tarsus Belediye Başkanlığı’nca verilen 18.04.2022 tarihli cevaptan, dava konusu taşınmaz üzerindeki imar yolunun Mersin Büyükşehir Belediyesi’nce açılarak fiilen kullanılmakta olduğunun anlaşıldığı, bu durumda; dava konusu taşınmazın bir kısmının fiilen yol olarak kullanıldığının sabit olduğu, bir bütün olan taşınmazın tamamı açısından fiili el atmanın varlığı kabul edilerek değerlendirmenin bu şekilde yapılması gerektiği, dolayısıyla fiili el atmadan doğan zararın tazminine yönelik açılan bu davanın, özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna ulaşılarak davanın görev yönünden reddi gerektiği” belirtilerek istinaf başvurularının kabulüne, … İdare Mahkemesi’nce verilen … gün ve E:…, K:… sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, bu karar üzerine dosyanın yeni esas numarası alarak … İdare Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyası olduğu görülmektedir.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, öncelikle, dava dosyasının, aralarında bağlantı bulunduğu anlaşılan yukarıdaki ilgi dava dosyası ile birlikte değerlendirilmek suretiyle; uyuşmazlık konusu Mersin İli, Tarsus İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerindeki imar yolunun Mersin Büyükşehir Belediyesi’nce açılarak fiilen kullanılmakta olduğu ve dava konusu taşınmazın bir kısmının fiilen yol olarak kullanıldığının sabit olduğuna ilişkin İdari Dava Dairesi kararındaki belirtilen hususların araştırılarak, taşınmaza idare tarafından fiili olarak el atılmış olup olmadığının net olarak tespit edilmesi sonrasında karar verilmesi gerektiği açıktır.
Uyuşmazlık konusu taşınmaza ilgili idare tarafından fiili olarak el atılmış olduğunun tespiti halinde ise, görevli yargı yolunun belirlenmesine ilişkin Uyuşmazlık Mahkemesi’nin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararında” Belediyelerin 3194 sayılı imar Kanunu 8. maddesi ve 18. maddesinin verdiği yetki ile arazi ve arsalar üzerinde imar planlarının hazırlanması ve yürürlüğe konulması, arazi ve arsa düzenlemesi gibi faaliyetleri kapsamında yaptıkları imar planlarından kaynaklanan işlemlerin tek yanlı ve kamu gücüne dayanan irade açıklamaları ile tesis edilen genel ve düzenleyici işlemler olduğu bu yönü ile de idari eylem ve işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargı yerlerinde çözümlenmesi gerektiği tartışmasızdır.
Buna karşılık, Belediyece, Kamulaştırma Kanunu’nda öngörülen usul ve yöntemlere uygun idari nitelikte uygulama işlemleri yapılmaksızın, dava konusu taşınmazın bir kısmına fiilen el atması karşısında, idarenin bu eyleminin kamulaştırmasız el atma niteliğini taşıdığı açıktır.
Öte yandan, İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu; idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu, özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men’i ve meydana gelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.” şeklindeki gerekçesi doğrultusunda,
Yapılacak araştırma sonucu taşınmazlara fiilen el atma durumunun gerçekleşmiş olduğunun tespiti halinde, yukarıda anılan Uyuşmazlık Mahkemesi kararına göre, fiili el atmadan doğan zararın tazminine yönelik davanın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerleri görevli olacaktır. Öte yandan bakılan dava adli yargıdan görevsizlikle gelen bir dava olduğu için yukarıda anılan Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesine göre görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulması gerekmektedir.
Şayet uyuşmazlık konusu taşınmaza fiilen el atma durumu olmadığının tespiti halinde ise; bakılan davanın adli yargıda verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra yasal süresi içerisinde açılmış olduğundan, tazminat miktarı belirlenirken, gerekli görülürse aralarında gayrimenkul değerleme uzmanının da bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulunca yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak, adli yargı dava tarihindeki (22/10/2012) cins ve nevi, yüzölçümü, kıymetini etkileyecek bütün nitelik ve unsurları, her unsurun ayrı ayrı değeri, varsa vergi beyanı, varsa resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirleri, taşınmazın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri, özel amacı olmayan emsal (uyuşmazlığa konu taşınmazın çevresinin imar planındaki kullanım biçimi, yapılaşma koşulları ve konumları açısından benzer özellikleri olan taşınmazlar arasından seçilmeli, davaya konu taşınmaz kadastro parseli ise; emsal alınacak taşınmaz da kadastro parseli olmalı ya da emsal parsel imar parseli ise, emsal taşınmazda kesilen düzenleme ortaklık payı oranı ölçüsünde davaya konu taşınmaz bedeli düşülerek taşınmazın gerçek bedeli belirlenmeli) satışlara göre satış değeri, bedele etki eden tüm kanuni veriler, imar verileri, taşınmazın özgün nitelik ve kullanım şekli, değeri etkileyen hak ve yükümlülükleri, gayrimenkul üzerinde ayni ve şahsi irtifak hakları ve gayrimenkul mükellefiyetleri vb. bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçülerin belirlenmesi suretiyle taşınmaz bedeli tespit edilerek karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, taşınmazın değerinin belirlenmesi amacıyla, bilirkişiler tarafından somut emsal belirlenirken, dava konusu taşınmazın çevresinin imar durum özellikleri dikkate alınarak, uyuşmazlığa konu taşınmaza yakın mesafede, eş değer özellikleri olan ve mümkün olduğunca dava tarihine yakın tarihli, satışı gerçekleşmiş somut bir emsale göre değer tespitinin yapılması gerekmektedir.
İdare Mahkemesince, yeniden yapılacak yargılama sırasında, davaya konu taşınmaza ilişkin güncel mülkiyet durumu ile yine taşınmazın yürürlükte olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve 1/5000 ölçekli nazım imar planında hangi kullanım alanında kaldığı imar planı değişikliği varsa, değişikliğe dava açılıp açılmadığı, açılmış ise sonuçlanıp sonuçlanmadığı, imar uygulaması yapılıp yapılmadığının araştırılması sureti ile taşınmaz üzerindeki kısıtlılık durumunun devam edip etmediğinin belirlenmesi gerektiği açıktır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan tarafların temyiz istemlerinin kabulüne,
2.Davanın kabulüne ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 16/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.