DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/468 E. , 2022/2195 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/468
Karar No : 2022/2195
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … adına vasisi …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 05/10/2021 tarih ve E:2016/57043, K:2021/2925 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile dayanağı 667 KHK’nın 3. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 05/10/2021 tarih ve E:2016/57043, K:2021/2925 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesi ile ilgili Anayasa’ya aykırılık iddiasının ise ciddi görülmediği,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmeler yapılarak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararıyla esastan reddedilmiş, … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile de söz konusu kararın onanarak kesinleştiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı tarafından … GSM numarasından, … IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği ve anılan uygulamayla bağlantı kurulduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi, özlük haklarının iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle,
Davanın reddine, 260,50 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 3.600.00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2016 yılında açılan davada yaklaşık beş yıl sonra 2021 yılında karar verildiği; 18 Temmuz 2018 tarihinde OHAL’e son verildiği, dolayısıyla 667 sayılı KHK’nın 3.maddesi ve bu hükmü onayan 6749 sayılı Kanun’un 3.maddesinin geçerliliğinin kalmadığı, geçerliliği sadece OHAL süresi ile sınırlı olan bu hükme dayalı olarak uygulanan cezanın yasal dayanağının bulunmadığı; yasal dayanağı dahi bulunmayan bir olağanüstü hal KHK’sı ile Anayasa’nın 139. maddesinde düzenlenen hakimlik ve savcılık teminatının ortadan kaldırılmasına sebebiyet veren, 2802 sayılı Kanun’u işlevsiz hale getiren düzenlemeler getirilmek suretiyle ilgili Kanun’da hakim ve savcılara tanınan usuli güvence olan savunma hakkının ihlal edildiği, savunma hakkı dahi verilmediği; AYM ve AİHM kararları çerçevesinde hakkında ileri sürülen iddiaların suç teşkil etmediği, idari işleme dayanak alınmasının hukuka aykırı olduğu; somut olayda ceza hukuku anlamında bir suçlamanın yöneltildiği (terör örgütü üyeliği) ve bu suçlama sabitmiş gibi kabul edilip, sivil ölüm oluşturur şekilde hakimlik mesleğinden çıkarma cezasının verildiği, bu cezanın ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu ve ceza hukukuna ilişkin örneğin non bis in idem gibi tüm ilke ve prensiplerin somut olayda uygulanması gerektiği, 667 sayılı KHK madde 3 ile öngörülen tedbirin sadece yayınlandığı tarihten sonraki olaylara uygulanabileceği, geçmişte yaşanmış olay ve olgulara uygulanamayacağı, aksi durumun suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesini ihlal edeceği, somut olayda bu ilkenin ihlal edildiği; bylock programına dayanılarak kurulan gerekçenin hukuka aykırı olduğu, bylock programını indirmediği ve kullanmadığı, örgüt hiyerarşisi içinde bylock isimli programı kullandığına ilişkin adli veya idari merciler tarafından alınmış teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren bilirkişi raporu bulunmadığı gibi bu programı kullandığına ilişkin olarak tespit edilen bir mesajın dahi bulunmadığı; davalı idarenin hakkında tanık beyanlarını dava konusu işleme dayanak göstererek suç ve cezaların şahsiliği ilkesini ihlal ettiği, hakkındaki ifadelerin gerçeklikten uzak tamamen soyut beyanlara dayandığı, tanıklar hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla ceza soruşturması ve kovuşturmasının bulunduğu, bu şahısların tutuklanmamak veya tutukluluk halini sonlandırmak ve alacağı cezadan indirim yapılmasını sağlamak için kendilerini kurtarmak adına gerçek dışı beyanlarda bulundukları; yasalara uygun olarak kurulmuş, Anayasanın garantisi altında olan en temel özgürlüklerden birini kullanarak üye olduğu Yarsav’ın, üye olduğu tarihler arasında tamamen yasal bir dernek olduğu, bu durumun herhangi bir yaptırıma dayanak yapılmasının mutlak şekilde örgütlenme özgürlüğünü ihlal edeceği; hakkındaki mahkumiyet kararının meslekten ihraç edildiği tarihten çok sonra ortaya çıkmış bir durum olduğu, sonradan ortaya çıkan bir hususun daha önce verilmiş bir yaptırımı hukuka uygun hale getirmeyeceği, aynı suçlama ve faaliyetlere dayalı olarak ağır hapis cezasına mahkum edildiğinin bilindiği ve non bis in idem ilkesinin ihlal edildiğinin bilinmesine rağmen bu husus incelenmeden karar verilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği; sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini gösteren hiçbir somut delilin dosyada bulunmadığı, birçok temel hakkın ihlal edildiği; davalı idare vekilinin tüm hakim ve savcılar için matbu dilekçe hazırladığı, dilekçe ekinde zaten CD gönderildiği, bu CD’yi de davalı kurumda çalışanların hazırladığı, Dairenin bu hususu dikkate alarak vekalet ücreti olarak sadece dilekçe ücreti adı altında cüzi bir miktara hükmetmesi gerekirken adil olmayan bir karar verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 05/10/2021 tarih ve E:2016/57043, K:2021/2925 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 16/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.