Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1045 E. 2022/2215 K. 16.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1045 E.  ,  2022/2215 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1045
Karar No : 2022/2215

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Belediye Başkanlığı-…
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2017/2880, K:2021/4872 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Devredilen Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü Sigorta Primleri Daire Başkanlığının “İş sözleşmesi feshedilen sigortalıların görevlerine iade edilmelerine ilişkin kararlar ve hizmet tespit kararları” konulu 04/03/2005 tarih ve 16-330 Ek sayılı Genelgesi’nin 2.1-(b) ve 2.3. maddelerinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2017/2880, K:2021/4872 sayılı kararıyla;
Dairelerinin 29/09/2010 tarih ve E:2008/9202, K:2010/7179 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/06/2014 tarih ve E:2011/1209; K:2014/2622 sayılı kararıyla kısmen onanması, kısmen bozulması üzerine, bozma kararına uyularak;
27/04/2006 tarih ve 16-370 Ek sayılı Genelge’nin 2.2. maddesi ile, prim belgelerinin verilmesi ve primlerin ödenmesine ilişkin sürelere yönelik iptali istenen 04/03/2005 tarih ve 16-330 Ek sayılı Genelge’nin 2.3. sayılı maddesinde öngörülen sürelerden farklı bir düzenleme yapıldığı ve 16-370 Ek sayılı Genelgeyle, 16-330 Ek sayılı Genelge’nin (aykırı hüküm içeren) dava konusu 2.3. maddesinin yürürlükten kaldırıldığı anlaşıldığından, davanın 04/03/2005 tarih ve 16-330 Ek sayılı Genelge’nin 2.3. maddesinin iptali istemi yönünden konusunun kalmadığı sonucuna varıldığı, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve sonucu itibarıyla dava kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığı yolunda sonuçlandığından; ilk derece ve temyiz aşamalarında davacı tarafından yapılan toplam 376,50-TL yargılama giderinin takdiren yarısı olan 188,25-TL’lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan 188,25-TL’nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, karar düzeltme aşamasında davacı ve davalı idare tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen (sırasıyla) 72,40-TL ve 20,00-TL yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, davanın kısmen ret ile sonuçlanan ve kesinleşen kısmı için ilk kararda davalı idare lehine vekalet ücreti takdir edildiğinden, bu kararda davalı idare lehine yeniden vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, davalı idare tarafından uyuşmazlığın konusuz kalan kısmı yönünden davanın açılmasına sebebiyet verilmiş olması nedeniyle, iş bu kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen 3.600,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, düzenlemenin dava konusu edilen hükümlerin hukuka uygun olduğu, sonradan yürürlükten kaldırılmış olmasının hukuka uygunluk denetimi yapmaya engel olmadığı, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmasının, bu hükümlerin hukuka aykırılığını göstermediği, idareleri lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, idareleri aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu Genelge’nin 2. 3. maddesi yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 18/10/2021 tarih ve E:2017/2880, K:2021/4872 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/06/2022 tarihinde, esasta oybirliği, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde, bu Kanun’da hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Kanun’un “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 331. maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.
Temyiz başvurusuna konu kararda, 27/04/2006 tarih ve 16-370 Ek sayılı Genelge’nin 2.2. maddesi ile iptali istenen 04/03/2005 tarih ve 16-330 Ek sayılı Genelge’nin 2.3. sayılı maddesinde öngörülen sürelerden farklı bir düzenleme yapıldığı ve 16-370 Ek sayılı Genelgeyle, 16-330 Ek sayılı Genelge’nin (aykırı hüküm içeren) dava konusu 2.3. maddesinin yürürlükten kaldırılmış olmasından söz edilerek, davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen yargılama giderlerinin ve bu giderler arasında yer alan vekalet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine hükmedildiği görülmektedir.
2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemenin 27/04/2006 tarih ve 16-370 Ek sayılı Genelge’nin 2.2. maddesi ile kaldırılmış olduğundan bahisle uyuşmazlığın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331. maddesinin 1. fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekir.
Bu durumda; konusu kalmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri konusunda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine hükmedilmiş olduğundan, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyiz başvurusuna konu kararın bu yönlerden bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.