Danıştay Kararı 4. Daire 2018/9352 E. 2022/4189 K. 16.06.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2018/9352 E.  ,  2022/4189 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/9352
Karar No : 2022/4189

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Otomotiv ve Savunma Sanayi Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2010 yılında satışını gerçekleştirdiği otomobilin satış tutarının gerçek değerinden düşük gösterilerek vergi ziyaına sebebiyet verildiği gerekçesiyle takdir komisyonu kararı uyarınca vergi ziyaı cezalı olarak re’sen tarh edilen 2010/12 dönemi katma değer vergisinin kaldırılması istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda, davacının ithalatçı firmadan bir adet araç satın aldığı ve söz konusu araca ilişkin eksik beyan edilen kıymet farkının 20.059,87 Euro olduğu, dava konusu tarhiyatın ise ithalatçı firma hakkında düzenlenen soruşturma raporu ile tespit edilen matrah farkları (1.727.746,03+893.466,39 Euro) üzerinden yapıldığı görüldüğünden, gerçek duruma aykırı olarak belirlenen matrah farkı üzerinden yapılan dava konusu vergi ziyaı cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 16/06/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu, 134. maddesinde, vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun’un 30. maddesinde, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunacağı, 341’inci maddesinde de; vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesi şeklinde tanımlanmış olup, 344. maddesinde de, 341. maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesileceği hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dosyaların İncelenmesi” başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri ile İdare ve Vergi Mahkemelerinin bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliklerinden yapacakları, Mahkemelerin belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nca tanzim olunan … tarih ve … sayılı Soruşturma Raporu ile 01/01/2007-05/10/2010 tarihleri arasında … Otomotiv İnş. … Gıda. Teks. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından Almanya’dan ithal edilen lüks araçlara ilişkin olarak eksik kıymet beyanında bulunulması nedeniyle toplamda 471.818,20 Euro eksik KDV ödendiğinin tespit edildiği ve bu araçlardan … şasi nolu aracın bayilik sözleşmeleri kapsamında davacı şirkete ÖTV’siz satıldığının belirtildiği, bunun üzerine … Mükellefler Grup Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı yazısı ile söz konusu soruşturma raporu doğrultusunda davacının 2010 yılı hesap ve işlemlerinin kayıt dışı bırakılan ÖTV ve ÖTV’ye bağlı KDV yönünden incelenmesinin istenildiği ve 12/11/2015 tarihinde davacının takdir komisyonuna sevk edildiği, akabinde davacı hakkında … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporunun düzenlendiği, söz konusu rapor ile de Almanya’dan Türkiye’ye ithal edilen araçlara ilişkin fatura bilgileri ve araç kıymetleri ile aynı araçlara ilişkin serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı araçlara ait faturalardaki kıymetlerin kıyaslanması sonucunda davacı tarafından ithalatçı firmadan satın alınan … şasi nolu araca ilişkin olarak 20.059,87 Euro eksik kıymet beyanında bulunulduğunun tespit edildiği, ancak takdir komisyonu kararı ile; ithalatçı firma tarafından eksik beyan edildiği tespit edilen kıymet farkları toplamı (1.727.746,03+893.466,39 Euro) esas alınmak suretiyle belirlenen matrah üzerinden yapılan cezalı tarhiyatın kaldırılması istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında Mahkeme tarafından her ne kadar takdir komisyonunca hatalı olarak belirlenen matrah üzerinden yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle karar verilmişse de, uyuşmazlıkta davacı tarafından ithalatçı firmadan satın alınan ve yurt içinde satılan aracın satış değerinin 20.059,87 Euro eksik beyan edildiği hususunun Almanya’dan Türkiye’ye ithal edilen araçlara ilişkin fatura bilgileri ve araç kıymetleri ile aynı araçlara ilişkin serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı araçlara ait faturalardaki kıymetlerin kıyaslanması sonucu ortaya konulduğu dikkate alındığında cezalı tarhiyatın somut verilerle kayıt dışı bırakıldığı tespit edilen tutar üzerinden tadil edilerek bir karar verilmesi gerekirken, cezalı tarhiyatın tamamının kaldırılmasına karar veren Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, söz konusu husus gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.