Danıştay Kararı 2. Daire 2017/3548 E. 2022/3680 K. 15.06.2022 T.

Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2017/3548 E.  ,  2022/3680 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/3548
Karar No : 2022/3680

DAVACI : … Sendikası
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : 20/08/2017 tarih ve 30160 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin;
1- “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde “Daire Başkanı”, “Büro” ve “Stratejik Plan” terimlerinin tanımlarına yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin,
2- “Teşkilat ve bağlılık” başlıklı 4. maddesinin 1. ve 4. fıkralarında yer verilen “daire başkanları” ve “daire başkanı” ibarelerinin,
3- “Teftiş kurulu başkanlığına atama” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasının,
4- “Sınav kurulu” başlıklı 14. maddesinin,
5- “Yazılı sınav konuları” başlıklı 16. maddesinde “Atatürk İlke ve Devrimleri”nin sınav konuları arasında yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin,
6- “Yazılı sınav” başlıklı 17. maddesinin 3. fıkrasının ve “Sözlü sınav” başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrasının,
7- “Teftiş kurulundan çıkarılma” başlıklı 23. maddesinin,
8- “Müfettişliğe atama” başlıklı 30. maddesinin 1. fıkrasının,
9- “Bakanlık maarif başmüfettişliğine atama” başlıklı 31. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “kurulda daire başkanı olarak görev yapmış”, “24 üncü maddede belirtilen sınav konuları” ve “/veya” ibarelerinin,
10- “Müfettişlik güvencesi” başlıklı 38. maddesinin,
11- “Denetim hizmetlerinin kapsamı” başlıklı 49. maddesinin 7. fıkrasının,
12- “Sınav sonuçlarının duyurulması ve itiraz” başlıklı 54. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesinin,
13- “Denetim sırasında izin ve rapor” başlıklı 56. maddesinin 1. fıkrasının,
14- “Hüküm bulunmayan haller” başlıklı 58. maddesinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı sendika tarafından; dava konusu Yönetmelikte, “Daire Başkanı”, “Büro” ve “Stratejik Plan” terimlerinden ne anlaşılması gerektiği konusunda tanım yapılmadığı;
Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. ve 4. fıkralarında yer verilen “daire başkanları” ve “daire başkanı” ibarelerine yönelik olarak, mevcut yasal düzenlemelere rağmen, normlar hiyerarşisinde daha alt sırada bulunan ve Kanunların nasıl uygulanması gerektiğine dair çıkarılan bir Yönetmelikte, kanunda bulunmayan yeni bir kademe/hiyerarşi/kadro vs. üretilmesinin mümkün olmadığı;
Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrası yönünden, Bakanlık bünyesinde yapılacak araştırmada, bu düzenlemeye uygun toplam 4 kişinin başkan olarak atanabileceği, kişiye özel düzenleme yapıldığı, bunun yanında “kurulda görevli daire başkanları” ibaresine yer verilmiş ise de, kurulun teşkilat yapısında “Daireler” ve bunların Başkanları olduğuna dair bir yasal düzenleme bulunmadığı;
Yönetmeliğin 14. maddesinde sınav kurulunun, kaç kişiden oluşacağı, kurulun görevleri ve yasaklar belirtilmiş, fakat sınav kurulunun hangi unvan ve görevleri yürütmekte olan kamu görevlilerinden oluşacağının belirtilmediği;
Yönetmeliğin “Yazılı sınav konuları” başlıklı 16. maddesinde “Atatürk İlke ve Devrimleri”nin sınav konuları arasında yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemeye yönelik olarak, bu maddede yazılı sınav konuları sayma suretiyle/tadadi olarak tüketilmiş ve fakat sınav konuları arasında “Atatürk İlke ve Devrimleri” başlığı üzerinden bir sınav konusuna yer verilmediği, Anayasanın 42., 58. maddeleri ile 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2., 10. maddelerinde yer alan ve bu denli önem verilen, Anayasada da Milli Eğitimin varlık sebebi olarak tanımlanan Atatürk İlke ve Devrimlerinin, sınav konuları arasında yer almamasının eksik bir düzenleme olarak ortaya çıktığı;
Yönetmeliğin 17. maddesinin 3. fıkrası ve 18. maddesinin 1. fıkrası yönünden, “Başkanlıkça gerekli görüldüğü takdirde” lafzından “gerekli görülme” halleri belirsizliğe terk edilmiş ve gerekli görülme halinin ölçütleri belirlenmemiş, bu haliyle idareye geniş bir takdir hakkının ve düzenleme yapma hakkının verildiği, oysa Müfettişlik gibi bir kariyer mesleğinde liyakatin öncelikli bir unsur olup, mesleğe girişte ve mesleğin icrasının devamında bulunması zorunlu bir unsur olduğu; bu durumun, yazılı sınava başvuran adaylar yönünden, KPSS’ye oranla daha özel bir sınav olan yazılı sınavın “yarışma” sınavı olması tanımına/mahiyetine aykırı olduğu gibi, yazılı sınava başvuranlar yönünden de eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu, düzenlemenin, “kariyer ve liyakat” ilkeleri ile “eşitlik ilkesi”ne uygun olmadığı;
Yönetmeliğin 23. maddesinde, “Yetersizliğin tespiti”, “müfettişlikle bağdaşmayacak tutum ve davranışları sabit olma” nitelemelerinin tespiti konusunda herhangi bir ölçüte yer verilmemiş olması müfettişlik güvencesine aykırı olup, yargı kararı ile tespitine yer verilmiş ise de kesinleşen bir yargı kararı olup olmadığının belirsiz olduğu;
Yönetmeliğin 30. maddesinin 1. fıkrasına yönelik olarak, Bakanlık Müfettişlerinin atanmalarının, 2452 sayılı Kanunda belirtilen usul ile yani müşterek kararnameyle yapıldığı, dava konusu Yönetmelikte buna ilişkin bir usul belirtilmediği; Müfettişlerin Bakanlığın kadro cetvellerindeki genel hiyerarşideki yerine göre, müşterek kararnameyle atanmasına yönelik ayrıntılı düzenlemelere yer verilmesi gerektiği;
Yönetmeliğin 31. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “kurulda daire başkanı olarak”, “24 üncü maddede belirtilen sınav konuları” ibarelerine yönelik daha önce yapılan açıklamalarla birlikte, “/veya” ibaresinin ise, Bakanlık maarif başmüfettişliği unvan ve görevlerine yapılacak atamalarda “sözlü sınavın” takdire bağlı olarak yapılabileceği anlamına işaret ettiği, bu yönde bir düzenlemenin “kariyer, liyakat, kıdem” gibi unsurları içeren başmüfettişlik unvan ve görevi açısından kabulünün mümkün olmadığı, başmüfettişlik görevine atanma işleminin tesisi için de yazılı sınav ve sözlü sınavda başarılı olmak koşulunun birlikte aranması gerektiği;
Yönetmeliğin 38. maddesine yönelik olarak, denetim hizmetlerinin gerekleriyle bağdaşmayan “yetersizliğin tespiti” konusunda herhangi bir ölçüte yer verilmemiş olmasının müfettişlik güvencesine aykırı olduğu, yargı kararı ile tespitine yer verilmiş ise de kesinleşen bir yargı kararı olup olmadığı hususunda belirsizlik bulunduğu;
Yönetmeliğin 49. maddesinin 7. fıkrası yönünden, periyodik denetimin 3 (üç) yıla çıkarılmasının, denetim hizmetlerinden beklenen verimi sağlayamayacağı, denetimin temel amacına aykırı olacağı, amaç ve hedeflere üç yıllık periyodik denetimler üzerinden erişmenin mümkün olmadığı, bu haliyle, periyodik denetim için öngörülen sürenin neden üç yıl olarak belirlendiğinin bilinmediği, üç yılın uzun bir süre olduğu;
Yönetmeliğin 54. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesine yönelik olarak, yapılacak itirazın, sınavı yapan kurul tarafından incelenmesinin “etkili başvuru” hakkının ihlali sonucunu doğuracağı, itirazın sınavı yapan kurul tarafından incelenmesinin, itirazın nesnel ölçütler bağlamında ele alınmayacağının göstergesi olduğu;
Yönetmeliğin 56. maddesinin 1. fıkrasındaki “ve benzeri zorunlu nedenler”, “müfettişin gerekli görmesi” lafzından nelerin anlaşılması gerektiğinin belirsizliğe terk edildiği, bu türden düzenlemelerin olayın özelliğine göre, geniş bir takdir alanı ile keyfi bir tutuma da işaret ettiği;
Yönetmeliğin 58. maddesinde, hüküm bulunmayan hallerde “genel hükümlere göre işlem yapılacağı” hükmüne yer verilmiş olmasına rağmen, genel hükümler olarak hangi düzenlemeyi işaret ettiğinin belirsiz olduğu ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Sendika üyesi olamayacaklar” başlıklı 15. maddesinde, “Bu Kanuna göre kurulan sendikalara; … ı) Bu Kanun kapsamında bulunan kurum ve kuruluşların merkezi denetim elemanları, …, üye olamazlar ve sendika kuramazlar.” hükmüne yer verilmiş olması nedeniyle, Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliğine tabi Bakanlık Maarif Müfettişlerinin davacı sendikaya üye olmaları yasal olarak mümkün olmayıp ve dolayısıyla, dava açmanın ön koşulu olan menfaat ihlali söz konusu olmadığından, davanın usul yönünden reddine karar verilmesi gerektiği;
Dava konusu Yönetmelikte, daire başkanı ile ilgili olarak, bu konuda bir eksik düzenleme bulunmadığı, 652 sayılı KHK’da 6528 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, Bakanlıklarına (140) adet daire başkanlığı kadrosunun ihdas edildiği, bu kadroların Bakanlık Makamının 21/05/2014 tarihli Onayı ile hizmet birimlerine tahsis edildiği, bunların müstakil daire başkanlığı olmadığı ve ayrıca tanım yapma gereği duyulmadığı; büro tanımı ile ilgili olarak, Bakanlık hizmet birimlerinde yürütülen idari işlerin anlaşılması gerektiği ve ayrıca tanımının yapılmasına gerek olmadığı; stratejik plan tanımına gerek olmadığı, 5018 sayılı Kanunda tanımlandığı, ayrıca dava konusu Yönetmelikte tanım yapılmasına gerek bulunmadığı;
Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. ve 4. fıkralarında yer verilen “daire başkanları” ve “daire başkanı” ibarelerine yönelik olarak, 652 sayılı KHK’nın 6. maddesinin (j) bendinde, Teftiş Kurulu Başkanlığının hizmet birimi olarak düzenlendiği;
Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasındaki düzenlemeden açıkça anlaşılacağı üzere, müfettişlik unvanlarını ihraz etmiş olmak koşuluna bağlı olarak Teftiş Kurulu Başkanlığına atama yapılacağı, benzer düzenlemenin Başbakanlık Teftiş Kurulu Yönetmeliğinde de yer aldığı;
Yönetmeliğin 14. maddesinde yer verilen düzenlemenin, objektif, kişilik dışı ve genel bir düzenleme olduğu dikkate alındığında, düzenlemenin usule, esasa ve hukuka uygun olduğu;
Yönetmeliğin “Yazılı sınav konuları” başlıklı 16. maddesinde “Atatürk İlke ve Devrimleri”nin sınav konuları arasında yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemeye yönelik olarak, yazılı sınav konularının, müfettiş yardımcılığı alım kaynakları gözetilerek belirlendiği, müfettiş yardımcısı adayları için yazılı sınav konularına ilişkin düzenlemelerde genel kültür başlığı altında Atatürk İlke ve İnkılapları alt başlığının bulunduğu, ayrıca, sınav konu başlıklarının ayrıntılarının sınav öncesinde yayımlanacak sınav kılavuzunda belirleneceği; diğer taraftan, ÖSYM tarafından yapılan kamu personeli seçme sınavında (KPSS) uygulanacak testlerin kapsamları incelendiğinde, genel kültür başlığı altında Atatürk İlke ve İnkılapları konusunun yer aldığının görüldüğü;
Yönetmeliğin 17. maddesinin 3. fıkrası ve 18. maddesinin 1. fıkrası yönünden, düzenleme ile işlemlerin hızlandırılmasının amaçlandığı, Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğin 12. maddesinde, kendi mevzuatında hüküm bulunmak kaydıyla KPSS puanlarının giriş sınavı yapılmadan da ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca, doğrudan (A) Grubu kadrolara atama için kullanılabileceği, 13. ve 14. maddelerindeki düzenlemeler dikkate alındığında, dava konusu düzenlemeyle uyumlu olduğu;
Yönetmeliğin 23. maddesine yönelik olarak, Yönetmeliğin “Müfettiş ve müfettiş yardımcılarının sorumlulukları ve yasaklar” başlıklı 37. maddesinde yer verilen düzenlemeler dikkate alındığında, ülkemizdeki tüm denetim personelini kapsayan bir mevzuat -Denetim Görevlilerinin Uyacakları Mesleki Etik Davranış İlkeleri Hakkında Yönetmelik- hükmüne göre dava konusu madde hükümlerinin işlerlik kazanacağı ve idareye geniş bir takdir yetkisi tanımayan düzenlemelerin içeriğinin ortaya konulduğu;
Yönetmeliğin 30. maddesinin 1. fıkrası yönünden, 652 sayılı KHK’nın 17. maddesinde Teftiş Kurulu Başkanlığının, 20. maddesinde de İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğünün görevleri sayılmış olup, söz konusu görevler dikkate alındığında, yeterlik sınavında başarılı olan müfettiş yardımcılarının müfettişliğe atamalarına ilişkin listeyi ilgili belgeler ile birlikte Teftiş Kurulu Başkanlığınca, İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğüne bildirilmesine yönelik düzenlemelerin, 652 sayılı KHK’ya dayalı ve uygun olduğu;
Yönetmeliğin 31. maddesinde sayılan şartları taşıyanlar arasından, 24. maddede belirtilen sınav konuları esas alınarak Bakanlıkça yapılacak yazılı ve/veya sözlü sınav sonuçlarına ve puan üstünlüğüne göre atama yapılacağı şeklindeki düzenlemenin objektif, kişilik dışı ve genel bir düzenleme olup usule, esasa ve hukuka uygun bulunduğu;
Yönetmeliğin 38. maddesinde yer verilen düzenlemenin, üst hukuk normlarına uygun olduğu;
Yönetmeliğin 49. maddesinin 7. fıkrasına ilişkin olarak, üç yıllık periyod dışında denetimin her zaman yapılabileceğinin açık olduğu, buna engel bir durumun söz konusu olmadığı;
Yönetmeliğin 54. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesi yönünden, sınava giren adayların başvuruları üzerine, sınav evrakında herhangi bir maddi hata olup olmadığının öncelikle ve ivedilikle incelenerek değerlendirilmesinin amaçlandığı, dolayısıyla itirazların aynı sınav kurulunca incelenip değerlendirilmesinde bu anlamda, esasa ve hukuka uygun olduğu;
Yönetmeliğin 56. maddesinin 1. fıkrasında, izin kullanma süresi bakımından amirlerin takdir yetkisinin bulunduğu, izin kullanma zamanı üzerinden bir sınırlama getirmesi hizmet gereklerinin sonucunda kullanmasının makul ve gerekli olduğu, bu yetkinin belirlenen sınırlar içerisinde kullanılacağı, düzenleme ile Müfettişlerin çalışmalarını kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak ifa edebilmelerinin öngörüldüğü;
Yönetmeliğin 58. maddesine yönelik olarak, dava konusu Yönetmelikte, her ayrıntının düzenlenmesi ile, kazuistik bir düzenlemeye yol açılacağı, idari bir düzenleme olarak Yönetmeliğin, yasal düzenlemelere uygun olarak ihdas edildiği yolunda savunma yapılmıştır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin; “Sınav kurulu” başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasının, “Yazılı sınav konuları” başlıklı 16. maddesinde “Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi”nin sınav konuları arasında yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin iptaline; “Teftiş kurulu başkanlığına atama” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrası, “Müfettişliğe atama” başlıklı 30. maddesinin 1. fıkrası yönünden karar verilmesine yer olmadığına; Yönetmeliğin dava konusu olan diğer kısımları yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 20/08/2017 günlü, 30160 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin; 3. maddesinde “Daire Başkanı”, “Büro” ve “Stratejik Plan” terimlerinin tanımlarına yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin, 4. maddesinin 1. ve 4. fıkralarında yer verilen “daire başkanları” ve “daire başkanı” ibarelerinin, “Teftiş kurulu başkanlığına atama” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasının, 14. maddesinin, 16. maddesinde “Atatürk İlke ve Devrimleri”nin sınav konuları arasında yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin, 17. maddesinin 3. fıkrasının ve 18. maddesinin 1. fıkrasının, 23. maddesinin, 30. maddesinin 1. fıkrasının, 31. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “kurulda daire başkanı olarak görev yapmış”, “24 üncü maddede belirtilen sınav konuları” ve “/veya” ibarelerinin, 38. maddesinin, 49. maddesinin 7. fıkrasının, “Sınav sonuçlarının duyurulması ve itiraz” başlıklı 54. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesinin, 56. maddesinin 1. fıkrasının, 58. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 17. maddesinin 4. fıkrasında “Teftiş Kurulu Başkanlığının ve çalışma merkezlerinin görev, yetki ve sorumlulukları, çalışma usul ve esasları, Bakanlık Maarif Müfettişlerinin ve Bakanlık Maarif Müfettiş Yardımcılarının görev, yetki ve sorumlulukları, mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yeterlikleri, yükselmeleri, görevlendirilmeleri, çalışma merkezlerine dağılımları, merkezler arasında yer değiştirmeleri ve diğer hususlar yönetmelikle düzenlenir.” hükmünü taşımaktadır.
Anılan Yasa hükmü uyarınca düzenlenen “Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği” 20/08/2017 tarih ve 30160 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin “Sınav kurulu” başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasında; “Yarışma ve yeterlik sınav kurulları, Teftiş Kurulu Başkanının başkanlığında en az üç veya daha üstü tek sayıda üyeden oluşur. Kurullara yeterli sayıda yedek üye görevlendirilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Yönetmelik kuralında ayrıntılı olarak düzenlenen sınavın değinildiği gibi bilgi ölçme amacıyla yapılan, ayrıca adayın bilgi yanında mesleki ehliyete yönelik diğer özel niteliklere de sahip olup olmadığı yönünden değerlendirmeye de tabi tutulacağı bir sınav niteliğindedir.
Bu durumda, sözlü sınavı yapacak olan komisyon üyelerinin müfettişlik mesleği ile ilgili belirli bir birikime sahip olması gerektiği kuşkusuzdur. Bu bağlamda, dava konusu düzenlemede yarışma ve yeterlik sınav kurulları başkanının Teftiş Kurulu Başkanının olduğu belli olmakla birlikte, sınav kurulu üyelerinin niteliklerinin açık bir şekilde düzenlenmediği görülmekte olup, herhangi bir kamu görevlisinin görevlendirilmesine imkan veren dava konusu düzenlemede bu haliyle hukuka ve hizmet gereklerine uyarlık bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin “Yazılı sınav konuları” başlıklı 16. maddesinde; “(1) Yazılı sınav konularının, müfettiş yardımcılığı alım kaynakları gözetilerek belirlenmesi esastır.
(2) Hukuk, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler, iktisat ve işletme fakülteleri veya bunlara denk yükseköğretim kurumları mezunları için yazılı sınav soruları aşağıdaki konular arasından belirleneceği” ifade edilerek sınav konuları sayılmış olup maarif müfettiş yardımcılığı için yapılacak yazılı sınav konuları arasında “Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi” konusuna yer verilmediği görülmektedir.
Anayasa’nın 42. maddesinin üçüncü fıkrasında, eğitim ve öğretimin, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağı, bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamayacağı hükmü yer almış olup; 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, “Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek” Türk Milli Eğitiminin genel amaçları arasında sayılmıştır.
Yukarıya aktarılan düzenlemeler uyarınca, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi konusunda Bakanlık maarif müfettişlerinin de belirli seviyede bir bilgi sahibi olması gerektiği sonucuna ulaşıldığından; Bakanlık maarif müfettiş yardımcılığı için yapılacak yazılı sınav konuları arasında Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi konusuna açıkça yer verilmemesinde yasal isabet görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin “Yazılı sınav” başlıklı 17. maddesinin 3. fıkrasında; “(3) Başkanlıkça gerekli görüldüğü takdirde, öğretmenlik dışındaki alanlardan başvuran adaylar için KPSS sonuçları, yarışma sınavının yazılı bölümü olarak kabul edilebilir. Bu durumda adaylar, bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde sadece sözlü sınava alınırlar.” düzenlemesine; “Sözlü sınav” başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrasında ise; “(1) Yazılı sınavdan veya KPSS sonuçlarının yarışma sınavının yazılı bölümü olarak kabul edilmesi durumunda ise KPSS’den alanları itibarıyla en yüksek puan alan adaylardan başlamak üzere, ilan edilen kadro sayısının dört katı aday sınava çağrılır. Son adayla aynı puana sahip olan adaylar da sözlü sınava çağrılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
03/05/2002 tarihli ve 24744 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğin “A grubu kadrolar için seçme” başlıklı 12. maddesinde “Kamu kurum ve kuruluşları, bu Yönetmelikte (A) grubu olarak nitelenen kadrolarına personel seçimini, esas olarak kendi mevzuatına göre yapacakları giriş sınavı ile gerçekleştirir.
Ancak, kendi mevzuatında hüküm bulunmak kaydıyla KPSS puanları, giriş sınavı yapılmadan da ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca, doğrudan (A) grubu kadrolara atama için kullanılabilir.” hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır. Bu durumda, kurumların kendi mevzuatında hüküm bulunmak kaydıyla KPSS puanlarının, giriş sınavı yapılmadan da ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca, doğrudan (A) grubu kadrolara atama için kullanılabileceği hukuken mümkün olmakla birlikte; “Başkanlıkça gerekli görüldüğü takdirde” bu yolun kullanılabileceğinin belirtilmiş olması nedeniyle, düzenlemenin, farklı dönemler arasında eşitsizliğe yol açabileceği gibi, müfettişlik mesleğinin kariyer bir meslek olması ve yürütülen görevin önem ve özelliği itibarıyla da mevzuatça alternatif yollar öngörülmesinin hukuki belirlilik ilkesine, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun düşmeyeceği hususları gözönünde bulundurulduğunda, dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin 3. fıkrası ile 18. maddesinin 1. fıkrasında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; 20/08/2017 tarih ve 30160 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin 14. maddesinin 1. fıkrası, 17. maddesinin 3. fıkrası ile 18. maddesinin 1. fıkrası ile 16. maddesinde “Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi”nin sınav konuları arasında yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemede hukuka uyarlık görülmediğinden iptali, diğer kısımlar yönünden ise davanın reddi gerekeceği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İkinci ve Onikinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’na 3619 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle eklenen Ek 1. madde uyarınca yapılan müşterek toplantıda, davacı sendikanın işbu davayı açmada menfaati bulunmadığına yönelik davalı idarenin yaptığı usul itirazı yerinde görülmeyerek işin gereği düşünüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT :
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 124. maddesinde; “Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.” hükmü yer almıştır.
Dava konusu işlem tarihi itibarıyla; 09/12/2016 günlü, 29913 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6764 sayılı Kanunun 6. maddesi ile, 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 17. maddesinin başlığı “Teftiş Kurulu Başkanlığı” şeklinde, birinci fıkrasında yer alan “Rehberlik ve Denetim Başkanlığının görevleri şunlardır” ibaresi “Teftiş Kurulu Başkanlığı, Bakanın veya Bakanın yetkili kılması üzerine Müsteşarın emri veya onayı ile Bakan adına aşağıdaki görevleri yapar” şeklinde, birinci fıkrasının (ç) ve (d) bentleri ile ikinci fıkrasında yer alan “Maarif Müfettişleri” ibareleri “Bakanlık Maarif Müfettişleri” şeklinde, üçüncü ve dördüncü fıkraları ise, “(3) Teftiş Kurulu Başkanlığı, Başkan ile Başkanlık birimlerinde ve çalışma merkezlerinde görevli Bakanlık Maarif Müfettişleri ve Bakanlık Maarif Müfettiş Yardımcılarından oluşur. Başkanlığın görev merkezi Ankara’dır. Bu merkez, Başkanlık birimlerinde görevlendirilen müfettişlerin aynı zamanda çalışma merkezidir.
(4) Teftiş Kurulu Başkanlığının ve çalışma merkezlerinin görev, yetki ve sorumlulukları, çalışma usul ve esasları, Bakanlık Maarif Müfettişlerinin ve Bakanlık Maarif Müfettiş Yardımcılarının görev, yetki ve sorumlulukları, mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yeterlikleri, yükselmeleri, görevlendirilmeleri, çalışma merkezlerine dağılımları, merkezler arasında yer değiştirmeleri ve diğer hususlar yönetmelikle düzenlenir.” şeklinde değiştirilmiştir.
Yukarıda yer verilen yasa değişikliği ile, Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına, Maarif Müfettişleri Başkanlıkları ise çalışma merkezlerine dönüştürülmüş ve Teftiş Kurulu Başkanlığının ve çalışma merkezlerinin görev, yetki ve sorumlulukları, çalışma usul ve esasları, Bakanlık Maarif Müfettişlerinin ve Bakanlık Maarif Müfettiş Yardımcılarının görev, yetki ve sorumlulukları, mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yeterlikleri, yükselmeleri, görevlendirilmeleri, çalışma merkezlerine dağılımları, merkezler arasında yer değiştirmeleri ve diğer hususların yeni çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüş bulunmaktadır.
Bilahare, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin -6764 sayılı Kanunla değişik- 17. maddesine istinaden hazırlanan ve Millî Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulunun teşkilat ve görevleri ile Teftiş Kurulu Başkanı, Bakanlık maarif müfettişi ve Bakanlık maarif müfettiş yardımcılarının görev, yetki ve sorumluluklarını, denetlenenlerin yükümlülüklerini, Bakanlık maarif müfettişi ve Bakanlık maarif müfettiş yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, atanmaları, çalışma merkezlerinde görevlendirilmeleri, çalışma usul ve esaslarını düzenleyen “Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği” 20/08/2017 tarih ve 30160 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
A- Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin “Sınav kurulu” başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrası yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin “Sınav kurulu” başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasında; “Yarışma ve yeterlik sınav kurulları, Teftiş Kurulu Başkanının başkanlığında en az üç veya daha üstü tek sayıda üyeden oluşur. Kurullara yeterli sayıda yedek üye görevlendirilir.” düzenlemesine;
“Sınav kurulunun görevleri” başlıklı 15. maddesinde; “(1) Sınav Kurulunun görevleri şunlardır:
a) Sınavlarla ilgili usul ve esasları belirlemek ve sınavların güvenli bir şekilde yapılmasını sağlamak.
b) Yarışma ve yeterlik sınav konuları esas alınarak sınav sorularının hazırlanmasını sağlamak, soruların puan değerini belirlemek ve sözlü sınavları yapmak.
c) Sınav sonuçlarına göre başarı listesini hazırlamak.
ç) İtirazları inceleyerek karara bağlamak.” düzenlemesine;
“Sözlü sınav” başlıklı 18. maddesinin 3. fıkrasında; “Sözlü sınav, adayların;
a) Sınav konularına ilişkin bilgi düzeyi,
b) Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü,
c) Liyakati, temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu,
ç) Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı,
d) Genel yetenek ve genel kültürü,
e) Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı,
yönlerinden değerlendirilerek, ayrı ayrı puan verilmek suretiyle gerçekleştirilir. Adaylar, (a) bendi için elli puan, (b) ila (e) bentlerinde yazılı özelliklerin her biri için onar puan üzerinden değerlendirilir ve verilen puanlar ayrı ayrı tutanağa geçirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davranış ve düşüncelere ilişkin bilgi edinme amacıyla bir kişiyle yapılan sorulu cevaplı görüşme olan mülakat, kamu görevlerine girişte yapılan yazılı sınavı tamamlayıcı nitelikte olup, yazılı sınavla bilgisi ölçülen kişilerin, adayın mesleğe uygun tavır ve davranışlara, yeteneğe ve kültürel birikime sahip olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmaktadır. Sözlü sınav ise, amacı bakımından yazılı sınava benzemekte olup, bilgi ölçme amacıyla yapılmaktadır. Ancak sözlü sınava ilişkin benzer düzenlemelere yer veren bazı yasa ve yönetmeliklerde sözlü sınava tabi tutulacak adayların bilgi yanında mesleki ehliyete yönelik diğer özel niteliklere de sahip olunup olunmadığı yönünden değerlendirmeye tabi tutulacağına ilişkin düzenlemelere yer verildiği, dolayısıyla yazılı sınavın tamamlayıcısı olan sözlü sınavın ölçme ve değerlendirme bakımından mülakatı da kapsadığı sonucuna varılmaktadır.
Sözlü sınav, yukarıda da değinildiği gibi bilgi ölçme amacıyla yapılan, ayrıca adayın bilgi yanında mesleki ehliyete yönelik diğer özel niteliklere de sahip olup olmadığı yönünden değerlendirmeye de tabi tutulacağı bir sınavdır.
Dolayısıyla sözlü sınavı yapacak olan komisyon üyelerinin müfettişlik mesleği ile ilgili belirli bir birikime sahip olması gerektiği kuşkusuzdur. Bu bağlamda, dava konusu düzenlemede yarışma ve yeterlik sınav kurulları başkanının Teftiş Kurulu Başkanının olduğu belli olmakla birlikte, sınav kurulu üyelerinin niteliklerinin açık bir şekilde düzenlenmediği görülmekte olup, herhangi bir kamu görevlisinin görevlendirilmesine imkan veren dava konusu düzenlemede bu haliyle hukuka ve hizmet gereklerine uyarlık bulunmamaktadır.

B- Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin “Yazılı sınav konuları” başlıklı 16. maddesinde “Atatürk İlke ve Devrimleri”nin sınav konuları arasında yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme yönünden;
Her ne kadar davacı taraf, yazılı sınav konuları arasında “Atatürk İlke ve Devrimleri”nin yer almamasının eksik düzenleme olduğunu ileri sürmekte ise de; benzer konularda verilen Danıştay kararları, sınav konularına ilişkin düzenleyici işlemler ve KPSS sınavında yer alan sınav konuları da dikkate alındığında, uygulamada usul ve terim birliğinin sağlanması bakımından, sınav konusu olarak “Atatürk İlke ve Devrimleri” yerine “Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi” olarak ele alınmıştır.
Dava konusu Yönetmelikte; “Yarışma sınavı”, Bakanlığa bağlı okul ve kurumlarda öğretmenlik yapanlar ile Kamu Personel Seçme Sınavı sonuçlarına dayalı olarak Bakanlık maarif müfettiş yardımcısı kadrolarına atanacaklar için yapılacak yazılı ve sözlü sınavı olarak tanımlanmış olup, yarışma sınavında başarılı olan adayların ilan edilen kadrolara Bakanlık maarif müfettiş yardımcısı olarak atanacakları düzenlenmiş bulunmaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin “Yazılı sınav konuları” başlıklı 16. maddesinde; “(1) Yazılı sınav konularının, müfettiş yardımcılığı alım kaynakları gözetilerek belirlenmesi esastır.
(2) Hukuk, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler, iktisat ve işletme fakülteleri veya bunlara denk yükseköğretim kurumları mezunları için yazılı sınav soruları aşağıdaki konular arasından belirlenir:
a) Hukuk; …
b) İktisat; …
c) Maliye; …
ç) Muhasebe ve İşletme; …
d) Diğer Konular;
1) İstatistik.
2) Ölçme ve Değerlendirme.
3) Genel Kültür.
(3) Öğretmenlikte sekiz yıl ve daha fazla hizmeti bulunan Bakanlık mensupları için yazılı sınav soruları aşağıdaki konular arasından belirlenir:
a) Genel Mevzuat; …
b) Milli Eğitim Bakanlığı Mevzuatı; …
c) Mali ve Adli Mevzuat; …
ç) Diğer Konular;
1) İstatistik.
2) Ölçme ve Değerlendirme.
3) Genel Kültür.” düzenlemesine yer verilmiş olup; Bakanlık maarif müfettiş yardımcılığı için yapılacak yazılı sınav konuları arasında “Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi” konusuna yer verilmediği görülmektedir.
Anayasa’nın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42. maddesinin üçüncü fıkrasında, eğitim ve öğretimin, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağı, bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamayacağı hükmü yer almış olup; 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, “Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek” Türk Milli Eğitiminin genel amaçları arasında sayılmış; 10. maddesinde de, eğitim sistemimizin her derece ve türü ile ilgili ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında ve her türlü eğitim faaliyetlerinde Atatürk inkılap ve ilkeleri ve Anayasada ifadesini bulmuş olan Atatürk milliyetçiliğinin temel olarak alınacağı, milli ahlak ve milli kültürün bozulup yozlaşmadan kendimize has şekli ile evrensel kültür içinde korunup geliştirilmesine ve öğretilmesine önem verileceği, milli birlik ve bütünlüğün temel unsurlarından biri olarak Türk dilinin, eğitimin her kademesinde, özellikleri bozulmadan ve aşırılığa kaçılmadan öğretilmesine önem verileceği, çağdaş eğitim ve bilim dili halinde zenginleşmesine çalışılacağı ve bu maksatla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile işbirliği yapılarak Mili Eğitim Bakanlığınca gereken tedbirlerin alınacağı hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer alan anayasal ve yasal düzenlemelere göre, Türk milli eğitim sisteminin temelinde Atatürk ilkeleri ve inkılaplarının bulunduğu, bu nedenle, Türk milli eğitim sisteminin denetim kademesinde yer alan Bakanlık maarif müfettişlerinin yürütmüş oldukları görevin niteliği de dikkate alındığında, belirtilen esaslar dahilinde eğitim verilmesini sağlamak amacıyla Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi konusunda Bakanlık maarif müfettişlerinin de belirli seviyede bir bilgi sahibi olması gerektiği sonucuna ulaşıldığından; Bakanlık maarif müfettiş yardımcılığı için yapılacak yazılı sınav konuları arasında Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi konusuna açıkça yer verilmemesinde yasal isabet görülmemiştir.
Davalı idare tarafından, dava konusu Yönetmeliğin “Yazılı sınav konuları” başlıklı 16. maddesinde “Atatürk İlke ve Devrimleri”nin sınav konuları arasında yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme ile ilgili olarak; söz konusu hususa, 2017 yılı Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı Bakanlık Maarif Müfettişi Yazılı Sınav, Mülakat ve Atama Kılavuzu’nda yer verildiği savunulmakta ise de, 652 sayılı KHK’nın 17. maddesi uyarınca, bakanlık maarif müfettişlerinin atanmaları, yeterlikleri gibi hususların Yönetmelikle düzenlenmesi gerektiği açıktır.

C- Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin “Teftiş kurulu başkanlığına atama” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrası, “Müfettişliğe atama” başlıklı 30. maddesinin 1. fıkrası yönünden;
14/01/2020 tarih ve 31008 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile, Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin 8. maddesi ile 30. maddesinin değiştirilmiş olması nedeniyle, anılan dava konusu düzenlemeler yönünden davanın konusuz kaldığı görüldüğünden, iptal istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.

D- Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin;
1- “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde “Daire Başkanı”, “Büro” ve “Stratejik Plan” terimlerinin tanımlarına yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin iptali istemi yönünden;
Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, bu Yönetmelikte geçen bazı terimlerin ne anlam ifade edeceğine yönelik bazı tanımlamalar yer almış olup; “Daire Başkanı”, “Büro” ve “Stratejik Plan” terimlerinin tanımlarına yer verilmemiştir.
Yönetmelikte geçen “Daire Başkanı”, “Büro” ve “Stratejik Plan” terimlerinden ne anlaşılması gerektiğinde bir tereddüt bulunmaması ve bu terimlerin tanımlarının yapılmasını gerektiren veya zorunlu kılan bir durumun da söz konusu olmaması nedeniyle, anılan terimlerin tanımlarının yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, Yönetmeliğin 3. maddesinde, “Daire Başkanı”, “Büro” ve “Stratejik Plan” terimlerinin tanımlarına yer verilmemiş olması eksik düzenleme olarak görülmemiştir.

2- “Teşkilat ve bağlılık” başlıklı 4. maddesinin 1. ve 4. fıkralarında yer verilen “daire başkanları” ve “daire başkanı” ibarelerinin iptali istemi yönünden;
“Teşkilat ve bağlılık” başlıklı 4. maddesinde; “(1) Teftiş Kurulu, Başkan ve daire başkanları ile görev ve çalışma merkezlerinde görevli müfettiş ve müfettiş yardımcılarından oluşur.
(2) Başkanlık, Bakana bağlıdır.
(3) Başkanlığın görevleri kapsamındaki iş ve işlemler, Başkan tarafından yapılan görev dağılımı ve emirleri çerçevesinde yürütülür.
(4) Mesleğe özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle müfettiş yardımcısı olarak atanan ve 3 yıllık müfettiş yardımcılığı, süresi sonunda müfettiş sıfatını iktisap etmiş olanlar arasından, Başkan ve daire başkanı olarak atananlar müfettiş yetkilerine haizdir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 6. maddesinin (j) bendinde, Milli Eğitim Bakanlığının hizmet birimleri arasında Teftiş Kurulu Başkanlığına da yer verildiği görülmektedir. 3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında 174 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 13/12/1983 gün ve 174 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanun’un 15. maddesinde, Bakanlık merkez teşkilatı yapılanmasında, Genel Müdürlük veya Kurul Başkanlığına bağlı Daire Başkanlığının, hiyerarşik kademeler ve birim unvanları arasında sayıldığı görülmektedir.
Bu durumda; Milli Eğitim Bakanlığının hizmet birimleri arasında sayılan Teftiş Kurulu Başkanlığına bağlı Daire Başkanlığı birimine yer verilmesine hukuken bir engel olmadığı anlaşıldığından, dava konusu ibarelerde üst hukuk normları, kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Nitekim; 24/05/2014 tarihli ve 29009 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan -mülga- Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığı ile Maarif Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği’nin “Başkanlığın oluşumu” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında “Başkanlık; Başkan, daire başkanları, millî eğitim uzmanları, millî eğitim uzman yardımcıları, Başkanlıkta görevlendirilen müfettişler ve müfettiş yardımcıları ile Başkanlık bürosu personelinden oluşur.” hükmüne yer verilmiştir.

3- “Sınav kurulu” başlıklı 14. maddesinin 2. 3. ve 4. fıkralarının iptali istemi yönünden;
“Sınav kurulu” başlıklı 14. maddesinde; “(1) … (2) Sınav Kurulu üye tam sayısı ile toplanır ve oy çokluğu ile karar alır. Üyeler çekimser oy kullanamaz.
(3) Sınav Kurulu üyeleri, boşanmış olsalar dahi eşleri ile ikinci dereceye kadar (bu derece dâhil) kan ve kayın hısımlarının veya evlatlıklarının katılacağı sınavlarda görev alamazlar. Bu durumdaki asıl üyelerin yerine yedek üye görevlendirilir.
(4) Sınav Kurulunun sekretarya işlemleri ilgili Başkanlıkça yürütülür.
” düzenlemesi yer almıştır.
Yukarıda aktarıldığı üzere; idarenin iç işleyişine yönelik olarak, sınav kurulunun toplanmasına, oy kullanmasına, karar yeter sayısına, hangi halde yedek üye görevlendirileceğine, sekretarya hizmetlerinin hangi birim tarafından yürütüleceğine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı görülmekte olup, usule yönelik işlemlerin nasıl yürütüleceğine dair dava konusu düzenlemelerde, üst hukuk normları, kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

4- “Yazılı sınav” başlıklı 17. maddesinin 3. fıkrasının ve “Sözlü sınav” başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemi yönünden;
“Yazılı sınav” başlıklı 17. maddesinde; “(3) Başkanlıkça gerekli görüldüğü takdirde, öğretmenlik dışındaki alanlardan başvuran adaylar için KPSS sonuçları, yarışma sınavının yazılı bölümü olarak kabul edilebilir. Bu durumda adaylar, bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde sadece sözlü sınava alınırlar.” düzenlemesine;
“Sözlü sınav” başlıklı 18. maddesinde; “(1) Yazılı sınavdan veya KPSS sonuçlarının yarışma sınavının yazılı bölümü olarak kabul edilmesi durumunda ise KPSS’den alanları itibarıyla en yüksek puan alan adaylardan başlamak üzere, ilan edilen kadro sayısının dört katı aday sınava çağrılır. Son adayla aynı puana sahip olan adaylar da sözlü sınava çağrılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
03/05/2002 tarihli ve 24744 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğin “A grubu kadrolar için seçme” başlıklı 12. maddesinde; “Kamu kurum ve kuruluşları, bu Yönetmelikte (A) grubu olarak nitelenen kadrolarına personel seçimini, esas olarak kendi mevzuatına göre yapacakları giriş sınavı ile gerçekleştirir.
Ancak, kendi mevzuatında hüküm bulunmak kaydıyla KPSS puanları, giriş sınavı yapılmadan da ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca, doğrudan (A) grubu kadrolara atama için kullanılabilir.” hükmüne; “Seçme duyurusu” başlıklı 13. maddesinde (Değişik: 22/7/2015-2015/7924 K.); “(A) grubu kadrolarına atama için seçme yapacak kamu kurum ve kuruluşları, mevzuata uygun olarak açıktan atama izni alınmış kadro ve pozisyonların sayı, sınıf, unvan ve derecelerini, genel mevzuat ve özel mevzuatındaki koşulları, KPSS puan türü ya da türleri ve asgari puanları, sınavın yeri, zamanı, içeriği ve değerlendirme yöntemini Resmi Gazete ile DPB ve kendi kurumsal internet adreslerinde duyurur.” hükmüne; “Kabul için ön şart” başlıklı 14. maddesinde; “Adayların öncelikle bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yapılacak KPSS’ye girmeleri ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının belirleyeceği bir taban puanın üzerinde KPSS puanı almış olmaları şarttır.
Adayların, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48 inci maddesinde belirtilen koşullar ile kamu kurum ve kuruluşlarının kendi mevzuatındaki diğer adaylık koşullarını da taşımaları zorunludur.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 17. ve 18. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; belirlenen şartları taşıyan öğretmenler ile Başkanlıkça ilan edilecek KPSS puan türünden, en fazla puan alan adaydan başlanmak üzere, atama yapılacak kadro sayısının en fazla 20 katı adayın yazılı sınava çağrılacağı; yazılı sınavdan (öğretmenler ile KPSS’den gelen adaylar içinden) ilan edilen kadro sayısının dört katı adayın sözlü sınava çağrılacağı; şayet, öğretmenlik dışındaki alanlardan başvuran adaylar için KPSS sonuçlarının yarışma sınavının yazılı bölümü olarak kabul edilmesi durumunda ise, yazılı sınavdan gelen öğretmenler ile KPSS’den alanları itibarıyla en yüksek puan alan adaylardan başlamak üzere, ilan edilen kadro sayısının dört katı adayın sözlü sınava çağrılacağı görülmektedir.
Bu durumda, Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik kapsamı ve sınırları çerçevesinde ve bu üst hukuk normunun uygulanmasına yönelik olarak, öğretmenlik dışındaki alanlardan başvuran adaylar için KPSS sonuçlarının, yarışma sınavının yazılı bölümü olarak kabul edilmesi halinde, bu durumda olan adayların, sadece sözlü sınava alınacağına ilişkin ikincil düzenlemeler yapıldığı anlaşılmakta olup, dava konusu olan hükümlerde, kamu yararına, hizmet gereklerine ve üst hukuk normlarına aykırılık görülmemiştir.

5- “Teftiş kurulundan çıkarılma” başlıklı 23. maddesinin iptali istemi yönünden;
“Teftiş kurulundan çıkarılma” başlıklı 23. maddesinde; “(1) Müfettiş yardımcılığı döneminde yetersizlikleri tespit edilenler ile müfettişlikle bağdaşmayacak tutum ve davranışları sabit olanlar, yeterlik sınavı beklenmeksizin Bakanlıkta durumlarına uygun başka kadrolara atanırlar.
(2) Müfettişlikle bağdaşmayacak tutum ve davranışlar ile mesleki yetersizlik hâllerinin yargı kararı veya müfettiş raporu ile ortaya konulması esastır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Diğer idari görevlerden ayrı bir kariyer meslek olarak düzenlenen teftiş hizmetlerinde; müfettiş yardımcıları ile müfettişlerin eğitim durumu, sınav, işe başlama, yeterlik sınavı ve konuları ile kıdem gibi hususların Yönetmelikte sıkı şartlara bağlanarak uygulanması karşısında; yine buna paralel olarak, müfettiş yardımcılığı döneminde yetersizlikleri tespit edilenler ile müfettişlikle bağdaşmayacak tutum ve davranışları sabit olanların, yeterlik sınavı beklenmeksizin Bakanlıkta durumlarına uygun başka kadrolara atanacağı, müfettişlikle bağdaşmayacak tutum ve davranışlar ile mesleki yetersizlik hâllerinin esas olarak yargı kararı veya müfettiş raporu ile ortaya konulması şartlarına bağlandığı görülmektedir.
Öte yandan; yukarıda belirtilen belgelerle, müfettişlikle bağdaşmayacak tutum ve davranışlar ile mesleki yetersizlik hâlleri tespit edilen müfettiş yardımcılarının, müfettiş yardımcılığı görevlerine devam etmesi hem denetim hizmetlerinin düzgün bir şekilde yürütülmesini olumsuz etkileyeceği ve hem de genel olarak hizmet gereklerine uygun düşmeyeceği açıktır.
Ayrıca, söz konusu müfettişlikle bağdaşmayacak tutum ve davranışlar ile mesleki yetersizlik hâllerinin nasıl ortaya çıkacağını önceden belirlemenin mümkün olamayacağı ve konu ile ilgili müfettiş raporunun düzenlenmesinin esas olması karşısında, davacı tarafın “Yetersizliğin tespiti”, “müfettişlikle bağdaşmayacak tutum ve davranışları sabit olma” nitelenmelerinin tespiti konusunda herhangi bir ölçüte yer verilmemiş olmasına yönelik iddiasına da itibar edilmemiştir.
Bu durumda; dava konusu olan düzenlemede, kamu yararına, hizmet gereklerine ve üst hukuk normlarına aykırılık görülmemiştir.
Nitekim; 24/05/2014 tarihli ve 29009 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan -mülga- Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığı ile Maarif Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği’nin “Müfettiş yardımcılığına atama ve göreve başlama” başlıklı 22. maddesinin 5. fıkrasında “Devlet memurluğundan çıkarmayı gerektiren durumlar hariç olmak üzere, müfettiş yardımcılığı döneminde yetersizlikleri tespit edilenler ile müfettişlikle bağdaşmayacak tutum ve davranışları sabit olanlar, yeterlik sınavı beklenmeksizin Bakanlıkta durumlarına uygun başka kadrolara atanırlar.” hükmüne; “Müfettiş yardımcılığından çıkarılma” başlıklı 66. maddesinde ise “Devlet memurluğundan çıkarmayı gerektiren durumlar hariç olmak üzere, müfettiş yardımcılığı döneminde yetersizlikleri tespit edilenler ile müfettişlikle bağdaşmayacak tutum ve davranışları sabit olanlar, yeterlik sınavı beklenmeksizin Bakanlıkta durumlarına uygun başka kadrolara atanırlar.” hükmüne yer verilmiştir.

6- “Bakanlık maarif başmüfettişliğine atama” başlıklı 31. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “kurulda daire başkanı olarak görev yapmış”, “24 üncü maddede belirtilen sınav konuları” ve “/veya” ibarelerinin iptali istemi yönünden;
“Bakanlık maarif başmüfettişliğine atama” başlıklı 31. maddesinde; “(1) Başmüfettişliğe, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) bendindeki şartları taşımak ve müfettiş yardımcılığı dâhil en az 8 yıl Bakanlık merkez ve taşra teşkilatında eğitim müfettişi, millî eğitim denetçisi, il eğitim denetmeni, maarif müfettişi olarak görev yapmış olup, Kurulda Bakanlık maarif müfettişi olarak görev yapanlar ile mesleğe özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle müfettiş yardımcılığı süresi sonunda müfettiş sıfatını iktisap etmiş olup kurulda daire başkanı olarak görev yapmış olanlar arasından 24 üncü maddede belirtilen sınav konuları esas alınarak Başkanlıkça yapılacak yazılı ve/veya sözlü sınav sonuçlarına göre puan üstünlüğüne göre atama yapılır.
” düzenlemesi yer almıştır.
Yukarıda yer verildiği üzere, Bakanlık maarif başmüfettişliğine yapılacak atamaların, yazılı ve/veya sözlü sınav sonuçlarına ve puan üstünlüğüne göre belirleneceği anlaşılmakta olup, diğer bir ifadeyle, Bakanlığın yazılı sınavla, sözlü sınavla ya da yazılı ve sözlü sınavı birlikte yapmak suretiyle puan üstünlüğüne göre Bakanlık maarif başmüfettişliğine atama yapılacağının öngörüldüğü açıktır.
Söz konusu yazılı ve sözlü sınavlarının, Yönetmeliğin 24 üncü maddede belirtilen sınav konularının (Anayasa ve Genel Nitelikli Kanunlar; Mali Nitelikli Kanunlar; Milli Eğitim Mevzuatı; Denetim, İnceleme-Soruşturma Usul ve Teknikleri) esas alınarak yapılacağı, yine aynı maddede bu sınav konularına bağlı olarak alt sınav konu başlıklarının da ayrıntılı olarak belirlendiği görülmektedir.
Bakanlık maarif başmüfettişliğine yapılacak atamalar için, önceden objektif olarak belirlenmiş olan sınav konularından, mesleki ehliyete yönelik bilgi ve liyakatı ölçmek, adayın bilgi birikimine sahip olup olmadığını belirlemek amacıyla yazılı ve sözlü sınavın yapılmasına hukuken bir engel durumun bulunmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, Yönetmeliğin 31. maddesinde sayılan şartları taşıyanlar arasından, 24. maddede belirtilen sınav konuları esas alınarak Bakanlıkça yapılacak yazılı ve/veya sözlü sınav sonuçlarına ve puan üstünlüğüne göre Bakanlık maarif başmüfettişliğine atama yapılacağı şeklindeki düzenlemelerin, genel ve objektif düzenlemeler olduğu, dava konusu ibarelerde üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan; kurulda daire başkanı olarak görev yapmış olanlar bakımından, mesleğe özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle müfettiş yardımcılığı süresi sonunda müfettiş sıfatını iktisap etmiş olup kurulda daire başkanı olarak görev yapmış olanlar arasından, yazılı ve/veya sözlü sınav sonuçlarına ve puan üstünlüğüne göre Bakanlık maarif başmüfettişliğine atama yapılabileceğinin öngörüldüğü açıktır.

7- “Müfettişlik güvencesi” başlıklı 38. maddesinin iptali istemi yönünden;
“Müfettişlik güvencesi” başlıklı 38. maddesinde; “(1) Müfettişler, kendi istekleri dışında veya denetim hizmetlerinin gerekleriyle bağdaşmayan sıhhi, ahlaki veya mesleki yetersizlikleri tespit edilmedikçe görevden alınamaz, diğer görevlere atanamazlar. Sıhhi, ahlaki veya mesleki yetersizlik hâllerinin sağlık kurulu raporu, yargı kararı, müfettiş raporu gibi belgelerle ortaya konulması esastır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Diğer idari görevlerden ayrı bir kariyer meslek olarak düzenlenen teftiş hizmetlerinde; müfettiş yardımcıları ile müfettişlerin eğitim durumu, sınav, işe başlama, yeterlik sınavı ve konuları ile kıdem gibi hususların Yönetmelikte sıkı şartlara bağlanarak uygulanması karşısında; yine buna paralel olarak, müfettişlerin, kendi istekleri dışında veya denetim hizmetlerinin gerekleriyle bağdaşmayan sıhhi, ahlaki veya mesleki yetersizlikleri tespit edilmedikçe görevden alınamayacağı, diğer görevlere atanamayacağı; sıhhi, ahlaki veya mesleki yetersizlik hâllerinin, esas olarak sağlık kurulu raporu, yargı kararı, müfettiş raporu gibi belgelerle ortaya konulması şartlarına bağlandığı görülmektedir.
Öte yandan; yukarıda belirtilen belgelerle, denetim hizmetlerinin gerekleriyle bağdaşmayan sıhhi, ahlaki veya mesleki yetersizlikleri tespit edilen müfettişlerin, müfettişlik görevlerine devam etmesi hem denetim hizmetlerinin düzgün bir şekilde yürütülmesini olumsuz etkileyeceği ve hem de genel olarak hizmet gereklerine uygun düşmeyeceği açıktır.
Ayrıca, söz konusu yetersizliğin nasıl ortaya çıkacağını önceden belirlemenin mümkün olamayacağı ve konu ile ilgili müfettiş raporunun düzenlenmesinin esas olması karşısında, davacı tarafın “denetim hizmetlerinin gerekleriyle bağdaşmayan “yetersizliğin tespiti” konusunda herhangi bir ölçüte yer verilmediğine” yönelik iddiasına da itibar edilmemiştir.
Bu durumda; dava konusu olan düzenlemede, kamu yararına, hizmet gereklerine ve üst hukuk normlarına aykırılık görülmemiştir.
Nitekim; 24/05/2014 tarihli ve 29009 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan -mülga- Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığı ile Maarif Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği’nin “Müfettişlik güvencesi” başlıklı 65. maddesinde “(1) Müfettişler, kendi istekleri dışında veya rehberlik ve denetim hizmetlerinin gerekleri ile bağdaşmayan sıhhi, ahlaki veya mesleki yetersizlikleri tespit edilmedikçe görevden alınamaz; diğer idari görevlere atanamazlar.
(2) Sıhhi, ahlaki veya mesleki yetersizlik hallerinin yargı kararı, sağlık kurulu raporu veya müfettiş raporu ile belgelendirilmesi esastır.” hükmüne yer verilmiştir.

8- “Denetim hizmetlerinin kapsamı” başlıklı 49. maddesinin 7. fıkrasının iptali istemi yönünden;
“Denetim hizmetlerinin kapsamı” başlıklı 49. maddesinin 7. fıkrasında, Bakanlık teşkilatı birimleri ile okul ve kurumların denetiminin üç yılda bir periyodik olarak yapılmasının esas alındığı anlaşılmakta olup; normal denetim süresi olarak üç yıllık periyot belirlenmiş olmakla birlikte, ihtiyaç duyulması ve denetim personelinin yeterli olması durumunda, daha kısa periyotlarla Bakanlık teşkilatı birimleri ile okul ve kurumların denetiminin yapılmasına hukuken bir engel bulunmadığı açıktır.
Bu durumda, Bakanlık teşkilatı birimleri ile okul ve kurumların denetiminin, esas olarak üç yılda bir periyodik olarak yapılmasında, belirlenen periyodik denetim süresinin makul ve yeterli bir süre olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Nitekim; 24/05/2014 tarihli ve 29009 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan -mülga- Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığı ile Maarif Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği’nin “Denetim hizmetlerinin çeşitleri, kapsamı ve uygulaması” başlıklı 70. maddesinin 11. fıkrasında “Bakanlık teşkilatı ile okul ve kurumların denetiminin üç yılda bir periyodik olarak yapılması esastır.” hükmüne yer verilmiştir.

9- “Sınav sonuçlarının duyurulması ve itiraz” başlıklı 54. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesinin iptali istemi yönünden;
“Sınav sonuçlarının duyurulması ve itiraz” başlıklı 54. maddesinde; “2) Sınav sonuçlarının açıklanmasından itibaren beş iş günü içinde Başkanlığa dilekçe ile itiraz edilebilir. İtirazlar, sınav kurulunca incelenerek karara bağlanır. Karar, ilgiliye yazılı olarak bildirilir.” düzenlemesine yer verilmiş olup; söz konusu sınava yapılmış olan itirazların, sınavı yapmış olan aynı sınav kurulunca incelenmesinde, kamu yararına, hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Nitekim; 24/05/2014 tarihli ve 29009 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan -mülga- Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığı ile Maarif Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği’nin “Sınav Komisyonunun görevleri” başlıklı 11. maddesinde “(1) Sınav Komisyonunun görevleri şunlardır; …. f) İtirazların incelenerek karara bağlanmasını ve ilgililere duyurulmasını sağlamak.” hükmüne yer verilmiştir.

10- “Denetim sırasında izin ve rapor” başlıklı 56. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemi yönünden;
“Denetim sırasında izin ve rapor” başlıklı 56. maddesinde; “(1) Denetime başlanan kurum ve kuruluş görevlilerinin izinleri, daha önce verilmiş izinlerin kullanılması ile hastalık ve benzeri zorunlu nedenler dışında, müfettişin gerekli görmesi durumunda denetim sonuna kadar ertelenebilir.” düzenlemesi yer almıştır.
Yukarıda aktarıldığı üzere, denetim hizmetlerinin düzenli bir şekilde yürütülmesi ve zamanında tamamlanması bakımından, denetime başlanan kurum ve kuruluş görevlilerinin izinlerine yönelik makul ve ölçülü bir şekilde yer verilen dava konusu düzenlemede, kamu yararına, hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Nitekim; 24/05/2014 tarihli ve 29009 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan -mülga- Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığı ile Maarif Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği’nin “Denetim sırasında izin ve rapor” başlıklı 61. maddesinde “(1) Denetime başlanan kurum ve kuruluş görevlilerinin izinleri, daha önce verilmiş izinlerin kullanılması ile hastalık ve benzeri zorunlu nedenler dışında, müfettişin gerekli görmesi durumunda denetim sonuna kadar ertelenebilir.
(2) Denetim devam ettiği süre içinde kurum görevlilerine müfettişin bilgisi dışında izin verilemez. İznini kullanmaya başlamış olanlar, zorunluluk bulunmadıkça geri çağrılamaz.” hükmüne yer verilmiştir.

11- “Hüküm bulunmayan haller” başlıklı 58. maddesinin iptali istemi yönünden;
“Hüküm bulunmayan haller” başlıklı 58. maddesinde; “(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan konularda, genel hükümlere göre işlem yapılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nde, Millî Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulunun teşkilat ve görevleri ile Teftiş Kurulu Başkanı, Bakanlık maarif müfettişi ve Bakanlık maarif müfettiş yardımcılarının görev, yetki ve sorumlulukları, denetlenenlerin yükümlülükleri, Bakanlık maarif müfettişi ve Bakanlık maarif müfettiş yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, atanmaları, çalışma merkezlerinde görevlendirilmeleri, çalışma usul ve esasları hakkında düzenlemelere yer verilmiş olup, konu ile ilgili olan her hususun, düzenleme yapma tekniği açısından bu Yönetmelikte yer almasının mümkün bulunmadığı açıktır.
Bu nedenle, Yönetmelikte hüküm bulunmayan konularda, Yönetmeliğe göre üst hukuk normu olarak genel hükümlere göre işlem yapılmasına yönelik düzenlemede, kamu yararına, hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Nitekim; 24/05/2014 tarihli ve 29009 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan -mülga- Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığı ile Maarif Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği’nin 80/A maddesinde; “(Ek Madde R.G. 16.03.2016-29655) (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, 19/4/1983 tarihli ve 83/6525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe giren Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik hükümleri uygulanır.” şeklinde benzer düzenlemelere yer verilmiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 20/08/2017 tarih ve 30160 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin; “Sınav kurulu” başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasının, “Yazılı sınav konuları” başlıklı 16. maddesinde “Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi”nin sınav konuları arasında yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin İPTALİNE oybirliğiyle;
2. Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin; “Teftiş kurulu başkanlığına atama” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrası, “Müfettişliğe atama” başlıklı 30. maddesinin 1. fıkrası yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA oybirliğiyle;
3. Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin; “Yazılı sınav” başlıklı 17. maddesinin 3. fıkrası, “Sözlü sınav” başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrası, “Denetim hizmetlerinin kapsamı” başlıklı 49. maddesinin 7. fıkrası yönünden oyçokluğuyla, Yönetmeliğin dava konusu olan diğer kısımları yönünden ise oybirliğiyle DAVANIN REDDİNE;
4. Dava kısmen iptal, kısmen kvyo, kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin yarısı olan …-TL’lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, geriye kalan …-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra aidiyetine göre taraflara iadesine;
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine;
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 15/06/2022 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Dava konusu Yönetmeliğin “Yazılı sınav” başlıklı 17. maddesi, 3. fıkrası ile “Sözlü sınav” başlıklı 18. maddesi, 1. fıkrası yönünden;
Yönetmeliğin “Yazılı sınav” başlıklı 17. maddesinde; “(3) Başkanlıkça gerekli görüldüğü takdirde, öğretmenlik dışındaki alanlardan başvuran adaylar için KPSS sonuçları, yarışma sınavının yazılı bölümü olarak kabul edilebilir. Bu durumda adaylar, bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde sadece sözlü sınava alınırlar.” düzenlemesine; “Sözlü sınav” başlıklı 18. maddesinde ise; “(1) Yazılı sınavdan veya KPSS sonuçlarının yarışma sınavının yazılı bölümü olarak kabul edilmesi durumunda ise KPSS’den alanları itibarıyla en yüksek puan alan adaylardan başlamak üzere, ilan edilen kadro sayısının dört katı aday sınava çağrılır. Son adayla aynı puana sahip olan adaylar da sözlü sınava çağrılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin 17. ve 18. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; belirlenen şartları taşıyan öğretmenler ile Başkanlıkça ilan edilecek KPSS puan türünden, en fazla puan alan adaydan başlanmak üzere, atama yapılacak kadro sayısının en fazla 20 katı adayın yazılı sınava çağrılacağı; yazılı sınavdan (öğretmenler ile KPSS’den gelen adaylar içinden) ilan edilen kadro sayısının dört katı adayın sözlü sınava çağrılacağı; öğretmenlik dışındaki alanlardan başvuran adaylar için KPSS sonuçlarının yarışma sınavının yazılı bölümü olarak kabul edilmesi durumunda ise, yazılı sınavdan gelen öğretmenler ile KPSS’den alanları itibarıyla en yüksek puan alan adaylardan başlamak üzere, ilan edilen kadro sayısının dört katı adayın sözlü sınava çağrılacağı görülmektedir.
03/05/2002 tarihli ve 24744 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğin “A grubu kadrolar için seçme” başlıklı 12. maddesinde “Kamu kurum ve kuruluşları, bu Yönetmelikte (A) grubu olarak nitelenen kadrolarına personel seçimini, esas olarak kendi mevzuatına göre yapacakları giriş sınavı ile gerçekleştirir.
Ancak, kendi mevzuatında hüküm bulunmak kaydıyla KPSS puanları, giriş sınavı yapılmadan da ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca, doğrudan (A) grubu kadrolara atama için kullanılabilir.” hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır.
Bu durumda, kurumların kendi mevzuatında hüküm bulunmak kaydıyla KPSS puanlarının, giriş sınavı yapılmadan da ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca, doğrudan (A) grubu kadrolara atama için kullanılabileceği hukuken mümkün olmakla birlikte; “Başkanlıkça gerekli görüldüğü takdirde” bu yolun kullanılabileceğinin belirtilmiş olması nedeniyle, düzenlemede, hangi hallerde ve şartlarda bu yola gidileceği konusunda bir açıklık bulunmadığı ve bu hususun sadece idarenin takdir yetkisine bırakıldığı; bunun sonucu olarak, davalı idarece bir dönem yazılı sınav yapılabileceği; diğer bir dönemde ise, KPSS puanlarının, giriş sınavı yapılmadan doğrudan atama için kullanılabileceği; bu durum, dönemler arasında eşitsizliğe yol açabileceği gibi, müfettişlik mesleğinin kariyer bir meslek olması ve yürütülen görevin önem ve özelliği itibarıyla da mevzuatta alternatif yollar öngörülmesinin hukuki belirlilik ilkesine, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun düşmeyeceği hususları gözönünde bulundurulduğunda, dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin 3. fıkrası ile 18. maddesinin 1. fıkrasında hukuka uyarlık bulunmadığı ve anılan düzenlemelerin iptaline karar verilmesi gerektiği görüşüyle, bu düzenlemelere yönelik aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

(XX) KARŞI OY :

Dava konusu Yönetmeliğin “Denetim hizmetlerinin kapsamı” başlıklı 49. maddesi, 7. fıkrası yönünden;
Yönetmeliğin “Denetim hizmetlerinin kapsamı” başlıklı 49. maddesinde; “(7) Bakanlık teşkilatı birimleri ile okul ve kurumların denetiminin üç yılda bir periyodik olarak yapılması esastır.” düzenlemesi yer almıştır.
Yukarıda yer verilen düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, Bakanlık teşkilatı birimleri ile okul ve kurumların denetiminin üç yılda bir periyodik olarak yapılmasının esas alındığı anlaşılmaktadır. Ancak, kamu yönetiminin dinamik denetim ihtiyaçları ve eğitim hizmetlerinin daha düzenli ve disiplinli bir şekilde verilebilmesinin sağlanması bakımından 3 yıllık denetim periyodunun gerek kamusal denetim ihtiyaçları, gerekse idare-kamu çalışanları, kamu hizmeti alanlar bakımından günümüz şartlarında oldukça uzun olduğu, eğitim hizmetlerinin periyodik denetiminin daha kısa sürelerle yapılmasının, denetim hizmetlerinden beklenen verimin sağlanması bakımından denetimin temel amacına daha uygun düşeceği, bu nedenle, dava konusu 7. fıkrada geçen (üç yılda bir) periyodik olarak yapılması yönündeki düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine uygunluk bulunmamakta olup; bu nedenle, anılan 49. maddenin 7. fıkrasının iptaline karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.