Danıştay Kararı 9. Daire 2021/2451 E. 2022/3161 K. 15.06.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2021/2451 E.  ,  2022/3161 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/2451
Karar No : 2022/3161

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Nak. Gıda İnş. San. Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, 2008/Ocak dönemine ilişkin damga vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı adına tanzim ve tebliğ edilen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada; defter ve belgelerin gerçek durumu yansıtmadığından bahisle davacının 2008/Ocak dönemine ilişkin matrahın takdiri için idarece 11/11/2013 tarihinde takdir komisyonuna sevkin gerçekleştirildiği, bir seneyi aşan süre sonunda 14/11/2014 tarihinde takdir komisyonunca verilen 2263 sayılı karar üzerine davacı adına ihbarnamenin tanzim edilerek 29/12/2014 tarihinde ilanen tebliğ edildiğine dair kayıt içerir ihbarname sorgulama ekran dökümünün dosyasına ibraz edildiği, keza Mahkemelerinin 19/09/2019 tarihli ara kararıyla idareden ilanen tebliğe dair tüm bilgi, belgenin dosyaya sunulması istenilmiş ise de; idarece, anılan sorgulama ekran dökümü ile askı listesinin suretinin gönderilmesiyle yetinildiği, her ne kadar davalı idarece ilanen tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığının Mahkemelerince tespitine imkan tanır nitelikte (anılan keyfiyetin kayda geçirildiğini ve münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkarıldığını gösterir tebligat zarfı ve sair) belge dosyaya sunulmadığı için bu aşamada bu yönden değerlendirme yapma imkanı mevcut değil ise de; gerek takdir komisyonunda bir yılı aşkın süre matrah takdirinin beklenmiş olması gerekse zamanaşımına uğramasına yirmi (20) gün kala 11/11/2013 tarihinde takdir komisyonuna sevk edilen amme alacaklarının; 14/11/2014 tarihinde karara bağlanmış olmasına ve aynı gün davacı adına … sayılı vergi/ceza ihbarnamesinin düzenlenmiş olmasına rağmen, bahsi geçen vergi/ceza ihbarnamesinin takdir komisyonuna sevkten evvel kalan yirmi (20) günlük sürenin, takdir komisyonunda geçen ve işlemeyen sürenin her hal ve takdirde bir yıldan fazla olamayacağına dair 213 sayılı Kanun’un amir hükmü uyarınca, bir senenin dolduğu 11/11/2014 tarihine eklenmesiyle ulaşılan en geç 01/12/2014 tarihine kadar davacıya tebliğ edilmesi gerekirken davalı idarenin de açıkça beyan ettiği üzere bu sürenin hitamından sonraki bir tarih olan 29/12/2014 tarihinde davacıya ilanen tebliğ edilebilen vergi/ceza ihbarnamelerine konu vergilerin zaman aşımına uğradığı anlaşılmakla zaman aşımına uğrayan vergi ve cezalar ile bunlar üzerinden hesaplanan gecikme faizinin davacıdan tahsili amacıyla davacı adına tanzim edilen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Ödeme emrine karşı ileri sürülecek itirazların sınırlı olduğu, dayanağı ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğ edildiği iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının, Daire kararında belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY: Davacı adına, 2008/Ocak dönemine ilişkin damga vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hâlinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hâlinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahısların böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde vergi mahkemesi nezdinde dava açabilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, 213 saylı Vergi Usul Kanunu’nun “Tebliğ esasları” başlıklı 93. maddesinde, “Tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilümum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmiyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir.Şu kadar ki, ilgilinin kabul etmesi şartiyle, tebliğin daire veya komisyonda yapılması caizdir.” düzenlemesine, “Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94. maddesinde, “Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır. Tüzel kişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır. Tüzel kişilerin mütaaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılması kafidir. Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılır. (Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir.)” kuralına, “Bilinen adresler” başlıklı 101. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hâlinde, bu Kanun’a göre bilinen adreslerin; mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler, adres değişikliğinde bildirilen adresler, işi bırakmada bildirilen adresler, vergi beyannamelerinde bildirilen adresler, yoklama fişinde tespit edilen adresler, vergi mahkemesinde dava dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler, yetkili memurlarca tutanakla tespit edilen adresler (İlgilinin tutanakta imzası bulunmak şartıyla) ve bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir vesikalarında tespit edilen adresler olduğu düzenlenmesine, 102. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hâlinde, tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarfın posta idaresince muhatabına verileceği ve keyfiyetin muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tesbit olunacağı, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde, posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiği bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliğinin tebliğ alındısına yazılarak altı beyana yapana imzalatılacağı, imzadan imtina ederse, tebliği yapanın bu ciheti, şerh ve imza edeceği ve tebliğ edilemeyen evrakı çıkaran mercie iade olunacağı, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin edilecek münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemeyerek iade olunursa tebliğin ilan yolu ile yapılacağı, aynı maddenin son fıkrasında da adreste bulunamama halinin komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyetinden biri veyahut bir zabıta huzurunda taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza atılmak suretiyle tespit olunacağı, yine olay tarihinde yürürlükte bulunan 103. maddesinde de; muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, defter ve belgelerin gerçek durumu yansıtmadığından bahisle davacının 2008/01 dönemine ilişkin damga vergisine ilişkin matrahın takdiri için 11/11/2013 tarihinde takdir komisyonuna sevk edildiği, 14/11/2014 tarihli takdir komisyonu kararına dayanılarak, ödeme emrinin dayanağı olan, vergi ziyaı cezalı 2008/1 dönemine ilişkin ihbarnamenin tanzim edilerek 29/12/2014 tarihinde ilanen tebliğ edildiğine ilişkin ihbarname sorgulama ekran dökümünün dosyaya ibraz edildiği, Vergi Mahkemesinin 19/09/2019 tarihli ara kararıyla idareden ilanen tebliğe dair tüm bilgi, belgenin dosyaya sunulmasının istenilmesi üzerine, davalı idarece, ara karara cevaben anılan sorgulama ekran dökümü ile askı listesinin suretinin gönderilmesi dışında bilgi ve belgenin sunulamaması nedeniyle ihbarnamenin ilanen tebliğinin usul ve hukuka uygun olup olmadığı incelenememiştir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu ödeme emrinin dayanağı ihbarnamelerin mevzuat hükümlerine uygun olarak davacıya tebliğ edildiğinin açıkça ortaya konulamadığı, bu nedenle de söz konusu borcun henüz kesinleşmemiş olduğu ve davacı hakkında da cebren tahsilat sürecinin başlatılmasına olanak bulunmadığı anlaşılmakla, davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, Vergi Mahkemesinin davanın kabulü kararına yönelik davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 15/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.