DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/37 E. , 2022/2167 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/37
Karar No : 2022/2167
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Merkez Birliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 14/10/2021 tarih ve E:2016/14746, K:2021/4776 sayılı kararının, davalı idare tarafından iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 26/08/2016 tarih ve 29813 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Islah Amaçlı Hayvan Yetiştirici Birliklerinin Kurulması ve Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin; 4. maddesinin 4. fıkrasının, 5. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan “Bakanlıkça belirlenen sayıda” ibaresinin, 5. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde yer alan “Bakanlıkça belirlenen sayının altında” ibaresinin, 5. maddesinin 4. fıkrasının, 6. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ibarenin, 6. maddesinin 5. fıkrasının, 7. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinde yer alan “iki ay içerisinde” ibaresinin, 8. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Üyelikten çıkan yetiştirici, birliğe olan borçlarını, üyelikten çıkma durumunun kesinleşmesinden itibaren iki ay içerisinde ödemekle yükümlüdür.” cümlesinin, 9. maddesinin 1., 2., 3. ve 5. fıkraları ile 6. fıkrasında yer alan “Ancak varsa ödemiş oldukları giriş aidatları üyenin birliğe olan borçlarına mahsup edildikten sonra kalan kısmı üyeye üç ay içerisinde iade edilir.” cümlesinin, 15. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinin, 16. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “en erken yedi” ibaresinin, 17. maddesinin 1. fıkrası ile 54. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Ancak Bakanlık, genel kurul yukarıda belirtildiği şekilde toplanamadığı takdirde veya kamu yararı ve hizmet gereklerini dikkate alarak olağanüstü genel kurul çağrısı yapma yetkisine sahiptir.” cümlesinin, 17. maddesinin 2. fıkrası ile 54. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Bakanlık tarafından da” ibaresinin, 25. maddesinin 12. fıkrasının, 29. maddesinin 11., 12. ve 13. fıkralarının, 31. maddesinin 4. fıkrasının, 35. maddesinin 2. fıkrasının, 43. maddesinin 4. fıkrasının, 45. maddesinin 1., 2. ve 5. fıkralarının, 46. maddesinin 3. fıkrasının, 52. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin, 53. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “en erken yedi gün” ibaresinin, 62. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Bu delegeler, merkez birliğinin hayvancılıkla ilgili uluslararası kuruluşlara üye olması hâlinde bu kuruluşlarda da merkez birliğini temsil eder.” cümlesinin, 62. maddesinin 12. fıkrasının, 66. maddesinin 12. ve 13. ve 14. fıkralarının, 68. maddesinin 4. fıkrasının, 72. maddesinin 2. fıkrasının, 81. maddesinin 2. fıkrasının, 92. maddesinin 2. fıkrasının, 3. fıkrasında yer alan “kredi kuruluşlarının denetim görevlilerine” ibaresinin, 4. fıkrasında yer alan “kamu görevlisi gibi” ibaresinin ve 6. fıkrasının iptali ile 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 10/A, 10/B, 10/Ç, 10/E, 10/F maddelerindeki ilgili ibarelerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 14/10/2021 tarih ve E:2016/14746, K:2021/4776 sayılı kararıyla;
Davacının Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddi görülmediği,
Dava konusu Yönetmeliğin 25. maddesinin 12. fıkrası ile 62. maddesinin 12. fıkrasının incelenmesi:
5996 sayılı Kanun’un 10/E maddesinin 3. fıkrası hükmü ile idareye belli şartların oluşması halinde maddede sayılan birlik yöneticilerini belirli bir süre ile görevden uzaklaştırabilme veya görevlerine tedbiren son verme yetkisinin tanındığı, yine düzenleme ile Bakanlığa olağanüstü genel kurul toplantısı yapılması için gerekli tedbirleri alma görevinin de verildiği, Kanun maddesinde görevden uzaklaştırma ve tedbiren göreve son verme konusunda bir yetki tanınmışsa da görevden uzaklaştırılan veya görevlerine son verilen kişilerin yeniden yapılacak seçimlere katılıp katılamayacağına dair bir düzenlemenin yapılmadığı, Kanun’un 10/E maddesinin 7. fıkrası ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların çıkarılacak yönetmelikle belirleneceğinin düzenlendiği,
Davalı Bakanlıkça çıkarılan yönetmelik ile yapılan düzenlemede ise, görevlerine tedbiren son verilen yönetim ve denetleme kurulu üyelerinin bir seçim dönemi geçmeden yeniden görev alamayacağı kuralının getirildiği,
Ancak görevden uzaklaştırılan veya görevlerine tedbiren son verilen kişilerin seçimlerde yeniden aday olup olamayacağı meselesinin kanuni dayanağı olmadan doğrudan yönetmelik maddesi ile düzenlenebilecek bir konu olmadığı,
Yine Kanun’da açıkça yer almayıp, dava konusu Yönetmelik kuralıyla getirilen bir seçim dönemi geçmeden aday olunamayacağına dair düzenleme, 5996 sayılı Kanun’un 10/B maddesinde olağan genel kurul toplantılarının 4 yılda bir yapılacağının düzenlenmesi ve buna bağlı olarak yapılan diğer düzenlemelerde de görev sürelerinin 4 yıl olarak belirlenmesi karşısında, birlik seçim döneminin 4 yıl olduğu, olağanüstü genel kurulda seçilen yeni yönetim kurulunun önceki yönetim kurulunun kalan görev süresini tamamlayacak olması dolayısıyla bir sonraki olağan genel kurul yapıldığında görevden alınan kişi açısından henüz 4 yıl olan seçim dönemi geçmediğinden, yapılacak yeni olağan genel kurulda da aday olamaması durumunun ortaya çıkacağı, uygulamada görevden alınan kişiler açısından görevden alındıklarında kendi görev sürelerinin sonuna kalan süreye göre farklı sürelerde aday olamama, kalan görev süresi üzerine bir seçim dönemi daha aday olamama gibi belirsiz bir durumun ortaya çıkacağı, bu açıdan da süre yönünden sınırların açık ve belirli olmadığı, aynı hükme dayanılarak görevine son verilen kişilerin farklı sürelerde aday olamamasının eşitlik ilkesine de aykırı olacağı, dava konusu düzenlemenin belirlilik, eşitlik, hukuki güvenlik ilkesine ve sonuç olarak hukuka aykırı bulunduğu sonucuna ulaşıldığı,
Normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesinin bir gereği olarak, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisinin söz konusu olduğu ve her normun geçerliliğini bir üst hukuk normundan aldığı, buna göre düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen Kanun ve Yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceğinin kabul edildiği,
Bu durumda, düzenlemenin doğrudan yönetmelikle belirlenmesine hukuki olanak bulunmadığı ve uygulamada belirlilik ve eşitlik ilkelerini de ihlal edecek sonuçlara yol açacağı anlaşıldığından, Yönetmeliğin 25. maddesinin 12. fıkrası ile 62. maddesinin 12. fıkrasının dayanağı olan Kanun maddesini aşar nitelikte ve dayanağı olan üst hukuk normlarına aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığı,
Yönetmeliğin iptali istenilen diğer maddeleri yönünden;
5996 sayılı Kanun’un ıslah amaçlı hayvan yetiştirme birliklerinin düzenlendiği 10/A ve devam maddelerinden; davalı idareye, “tip ana sözleşme” belirleme, birliğe üye olmada hayvan sınırı getirme, birlik aidatlarını belirleme, birliklerin organları ile bu organların yetki ve sorumluluklarına ilişkin maddenin uygulanmasına dair usul ve esasları belirleme, üye olma ve üyeliğin kaybedilmesine ilişkin koşullar ile giriş ve yıllık aidatların üst sınırının belirlenmesi, gelir muafiyeti, denetim, dağılma ve tasfiye konularında düzenleme yapma yetkisinin verildiğinin görüldüğü,
Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin, dayanağı Kanun’la verilen düzenleme yetkisi çerçevesinde kural getiren iptal istemine konu diğer maddelerinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle,
26/08/2016 tarih ve 29813 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Islah Amaçlı Hayvan Yetiştirici Birliklerinin Kurulması ve Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 25. maddesinin 12. fıkrası ile 62. maddesinin 12. fıkrasının iptaline, iptali istenilen diğer maddeler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, cevap dilekçelerinde açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle usul ve hukuka uygun olarak dava konusu işlemin tesis edildiği, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının iptale ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın iptale ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın temyize konu bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen de dava konusu düzenlemelerin iptaline yönelik Danıştay Onuncu Dairesinin 14/10/2021 tarih ve E:2016/14746, K:2021/4776 sayılı kararının temyize konu iptale ilişkin kısmının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 15/06/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X-Daire kararının, 26/08/2016 tarih ve 29813 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Islah Amaçlı Hayvan Yetiştirici Birliklerinin Kurulması ve Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 25. maddesinin 12. fıkrası ile 62. maddesinin 12. fıkrasının iptaline ilişkin temyize konu kısmı incelendiğinde;
5996 sayılı Veteriner Hizmetleri Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanunu’nun “Islah amaçlı yetiştirici birliklerinin denetimi” başlıklı 10/E maddesinin 3. fıkrasında; “Yapılan denetimler sonucunda, merkez birliklerinin, birliklerin ve bunların iştiraklerinin yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilerinin, Bakanlıkça verilen talimatlar ile hukuka açıkça aykırı eylem ve işlemlerinin tespit edilmesi durumunda, Bakanlık, kamu yararı ve hizmet gerekleri dikkate alınarak gecikmesinde sakınca görülen hâllerde ileride telafisi güç veya imkânsız zararlara yol açılmasının engellenmesi amacıyla bu kişileri belirli bir süre ile görevden uzaklaştırabilir veya görevlerine tedbiren son verebilir. Bu durumda Bakanlık, bir yıl içinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapılması için gerekli tedbirleri alır.” hükmüne, aynı maddenin 7. fıkrasında ise; “Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu Islah Amaçlı Hayvan Yetiştirici Birliklerinin Kurulması ve Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin “Yönetim ve denetleme kurulu üyelikleri ile merkez birliği delegeleri seçimleri” başlıklı 25. maddesinin 12. fıkrasında; “Kanunun 10/E maddesinin üçüncü fıkrasına göre Bakanlıkça görevlerine tedbiren son verilen yönetim ve denetleme kurulu üyeleri bir seçim dönemi geçmeden yeniden görev alamazlar.” düzenlemesine, “Merkez birliği yönetim ve denetleme kurulu üyelikleri seçimleri” başlıklı 62. maddesinin 12. fıkrasında da, “Kanunun 10/E maddesinin üçüncü fıkrasına göre Bakanlıkça görevlerine tedbiren son verilen yönetim ve denetleme kurulu üyeleri bir seçim dönemi geçmeden yeniden görev alamazlar.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda metnine yer verilen mevzuat hükümlerinden, 5996 sayılı Kanun’un 10/E maddesinin 7. fıkrası uyarınca anılan maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirleneceğine ilişkin düzenleme karşısında, yönetim ve denetleme kurulu üyeleri hakkında tesis edilen görevlerine son verme tedbirinin uygulanmasına yönelik kuralların yönetmelikle düzenlenebileceği anlaşılmaktadır.
Buna göre, Bakanlıkça verilen talimatlar ile hukuka açıkça aykırı eylem ve işlemlerinin tespit edilmesi durumunda, belirli bir süre ile görevlerine tedbiren son verilen yönetim ve denetleme kurulu üyelerinin bir seçim dönemi geçmeden yeniden görev alamayacağına ilişkin dava konusu Yönetmelik hükümlerinin, 5996 sayılı Kanun’un 10/E maddesinin 3. fıkrası uyarınca kamu yararı ve hizmet gerekleri dikkate alınarak gecikmesinde sakınca görülen hâllerde ileride telafisi güç veya imkânsız zararlara yol açılmasının engellenmesi amacıyla tesis edildiği anlaşılmış olup, anılan düzenlemelerin hukuka ve mevzuata uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının temyize konu iptale ilişkin kısmının bozularak, bu kısım yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.